Eğitimden Haberler

.

"Milli Eğitim Bakanlığı’nda köklü değişimler yaşanıyor. Bakanlığın gittikçe tüm çalışanlarının korktuğu bir bakanlık haline geldiğ görülüyor. Sayın Bakan  Dinçer’in son açıklamalarından sonra, teşkilatta huzurlu bir personel bulmanın artık imkansız olduğu söyleniyor. "

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer Cuma günü bazı açıklamalar yaptı. Bakanlıkta yapmayı düşündüğü köklü değişikliklerle ilgili bilgiler verdi. Bakanlığının kadrolarında önemli değişikliklere giden Sayın Dinçer, şimdi de performansından memnun olmadığı 54 ilin milli eğitim müdürünün görevden alınacağını söyledi.

Bir süreden beri yeniden yapılanma adı altında, MEB’in tüm üst düzey bürokratlarının kızağa çekildiği biliniyordu. Bakan Dinçer kızaktaki bu üst düzey bürokratlardan 70’inin yerine yeni yöneticiler atandığını ve performansı yeterli bulunmayan 54 İl Milli Eğitim Müdürünün de birkaç gün içinde görevden alınacağını bildirdi.

Yeniden yapılanmayla ilgili bilgiler veren Sayın Bakan şunları söyledi; “81 ilin yöneticilerini tek tek taradık, içlerinde başarılı olan da var, performansı düşük olan da. 27 il müdürü görevde kalacak, gerisi birkaç gün içerisinde görevden alınacak.” Sayın Bakan yeni dönemde başta il müdürleri olmak üzere ilçe ve okul müdürleri için de yeni performans kriterleri oluşturduklarını açıkladı. Hazırlanan bu yeni kriterler hakkında da bilgiler veren Sayın Bakan şunları söyledi:

“Her yıl stratejik hedefler belirlenecek. Bu hedefleri tutturamayan yılın sonunda gidecek, yerine yenileri atanacak. Bu yıl başlıyoruz. Vizyon sahibi, dürüst, başarılı, kişileri seçeceğiz. Performans kriterleri arasında, o ilin üniversiteye giriş oranı, okullar arası başarı oranı, okullaşma oranları, teknolojik gelişmeler gibi konular olacak. Örneğin, üniversiteye giriş sınavına yönelik başarı sıralamasında 44’üncü bulunan ilin müdürü ‘Bu yıl 35’inci sıraya yükseleceğim’ deyip de bu hedefini tutturamazsa görevden alacağız. Bu sistem önce il müdürleri için, sonra ilçe müdürleri, 2 yıl içinde de okul müdürlerinde uygulanacak. Oyunun kurallarını baştan ilan edeceğiz, bu kurallara uymayanları görevden alacağız.

Okul müdürlerinin atanmasında yeni sistem gelecek. Türkiye’deki 42 bin okulu akreditasyon sistemine sokacağız. Birbirleri ile mukayese edeceğiz. Müdürleri atarken, kişilikleri, öğretmen yeterlilikleri, performansı gibi kriterleri ön planda tutacağız. Okul müdürlerinin belirlenmesinde hizmet puanı uygulamasına son vereceğiz” diyor Sayın Bakan.

Sayın Bakan sistemle ilgili düşündükleri değişiklikleri de anlatıyor gazetecilere. “Önümüzdeki hafta Ak Parti grup başkanvekillerinin imzası ile hazırlanan ve TBMM Başkanlığı’na verilecek olan teklifle, zorunlu eğitim 8’den 12 yıla çıkarılacak. Sistem 1 yıl okul öncesi eğitim olmak üzere 1+4+4+4 şeklinde bölünecek. Böylece 8. Sınıfın sonunda sağlanan mesleki eğitim 4’üncü sınıftan sonra sağlanacak. Öğrenciler 4. Sınıftan sonra İmam Hatip dahil tüm mesleki eğitim veren okullara gidebilecek.”

Sayın Bakanın yeniden yapılanma adı altında kamuoyuna sunduğu tüm bu değişikliklerin Vatana ve Millete hayırlı olmasını diliyoruz. Düşünülen bu değişikliklerin başarılı olacağına inanıyor musunuz derseniz, ne yazık ki hemencecik evet diyemem. Hemencecik evet diyemememin elbette nedenleri var. 10 yıllık AK Parti iktidarı döneminde, diğer bakanlıklarda neredeyse hiç değişiklik yapılmadı. Çünkü o bakanlıklarda öyle veya böyle bir başarı yakalandı. Milli Eğitimde ise 4 kez bakan değişti. Erkan Mumcu, Hüseyin Çelik, Nimet Çubukçu ve Sayın Ömer Dinçer görev aldılar. Her Bakan döneminde farklı bir sistem yaşandı. Gerek Müfredatlar gerekse Üniversite ve Orta Öğretim Kurumları giriş sınavları çorbaya döndü. Sadece bakan değişikliğiyle de kalınmadı, yüzlerce üst düzey bürokrat, milli eğitim müdürleri ve okul idarecilerinin biri gitti, diğeri geldi. Sonuç ortada. Ya bu kez de atılan adımlar, doğru adım değilse ne olacak? Ne olacağını Sayın Bakan söylemiş; “Başarısız olan personel gider.”

Sayın Bakana göre bu işler bu kadar basit! Ama bize göre değil. Kâğıt üzerinde yapılan değişiklikler ne yazık ki işe yaramıyor. Tüm okullarda tam gün eğitime geçilebiliniyor mu? Dersliklerdeki öğrenci sayısı 24’ çekilebiliyor mu? Ders araç gereçleri yeterli seviyeye çıkarılabiliniyor mu? Öğretmen maaşları milletvekili maaşıyla eşitlenebiliyor mu? Öğretmenler her sene hizmet içi eğitime alınabiliyor mu? Eğitim çalışanlarını kendine güvenen, ikinci, üçüncü işlere muhtaç olmaktan kurtarabiliyor musunuz? İnanın ki gerisi fasa fiso,  hiç önemli değil.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri