DÜĞÜNLERDE MEVLEVİ MUKABELESİ “SEMA” YAPILMASI DOĞRU MU?

.

Sema mukabeleleri, uygun olmayan mekân ve şartlarda, düğün, nişan törenlerinde, işyeri açılışlarında, televizyon kanalları eğlence programlarında;  icazet, ehliyet ve liyakate sahip olmayan kişiler tarafından, bir dans gösterisi gibi, işin özünden uzak icra edilmesi, kamuoyunun büyük bölümünü rencide etmektedir.

BAKANLIK “AYİN-İ ŞERİF’İ” KORUMAYA ALDI

 

Bu yanlış uygulamanın giderilmesi ve kültürel mirasımızın korunması, özüne ve ruhuna uygun olarak icra edilmesi için, geçtiğimiz günlerde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğünce, önceki bakanımız Nabi Avcı imzasıyla “Ayin-i Şerif Hakkında Genelge” yayınlanarak,. 29.05.2017 tarihinde bütün Valiliklere ve bakanlığın ilgili birimlerine uygulanması amacıyla gönderildi. Genelgede özetle şu uyarılar yapılmıştı:

 

İCAZETSİZ,  LİYAKATSİZ VE EHLİYETSİZLER “SEMA” YAPMAYACAK

 

1-Semâ, mutlaka bu kültürün doğru olarak aktarılabileceği, ruhuna ve doğasına uygun mekânlarda ve âyine özgü araç, gereç ve ortam koşulları sağlanarak icra edilmelidir. Aksi uygulamalar, bu mukaddes merasimin tabiatını ve sıhhatini tahrif etmek anlamına gelecektir.

2- Semâ, herhangi bir müzik eşliğinde değil, mevlevî âyinleri için bestelenmiş özel eserler refakatinde icra edilmelidir. Bu eserler, “mutribân” olarak adlandırılan, geleneksel yapıdaki bir müzik topluluğu tarafından canlı olarak seslendirilmelidir.

3- Semâ âyini, insanın kulluk yolunda tekâmülünü hikâye eden ve “selam” adı verilen birbirine bağlı dört bölümden oluşmaktadır. Her merasimde Ayin-i Şerîf’in tamamı icra edilmeli, bütünlüğü korunmalıdır.

4- Semâ âyinini icra edenler ehliyet, liyakat ve icazete sahip olmalı, dinî bir merasim icra ettiklerinin şuuruyla hareket etmelidir.”

 

UNESCO KÜLTÜREL MİRAS LİSTESİNDE

 

Kültür ve Turizm Bakanlığının genelgesinde şunlar da yazıyordu: “Kültürel mirasımızın en mühim unsurlarından birsi Mevlevî  mukabelesi ya da Âyin-i Şerîf olarak da isimlendirilen Semâ Ayinidir. Mevleviliğin merasimi olan bu âyin Bakanlığımızın girişimleri sonucunda 2008 yılında UNESCO tarafından ‘İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ ne alınmıştır. Bu amaçla UNESCO ya sunulan dosyada Semâ Âyin; ‘Allah’a ulaşma yolunun derecelerini sembolize eden, içinde dini- tasavvufi ögeler ve temalar barındıran ve bu hâliyle ayrıntılı kural ve özgün uygulamaları içeren bir tören’ olarak tanımlanmaktadır. “ denilmiştir.

 

TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNE SORUMLULUK DÜŞÜYOR

 

Bakanlığın kültürel mirası koruyup, yaşatmak için çalıştığını ve tehditler konusunda da önlemler alarak kamuoyunu bilgilendirdiğini genelgede, ayrıca kültürel mirasın korunması ve yaşatılması hususunda kamu kurumlarına, yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarına, işletmelere, icracı ve izleyicilere yani toplumun bütün kesimlerine sorumluluk düştüğünün altı çizilmektedir.

 

Bu etkinlikleri, iyi niyetli olarak yapanlar, düğün, nişan gibi merasimlerine manevi bir atmosfer kazandırmak için bu gösterileri yaptırdıklarını biliyoruz. Ancak, çoğunun liyakatsiz, icazetsiz ve ehliyetsiz kişiler olması nedeniyle, işin özünden uzak, ticari bir vasıta olarak yapıldığından, istenilen sonuç alınamamaktadır.

 

Mevlevi mukabeleleri dini bir zikir töreni olması münasebetiyle, düğün salonlarında ekseriyetle eğlenmek için gelmiş olan misafirler karşısında dans gösterileri gibi icra edilmesi geleneksel kültürümüzle de bağdaşmamaktadır.   

 

Kültürümüzü yozlaştıran bu tür faaliyetleri önlemek amacıyla, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın bu girişim için kutlamak gerekir. İnşallah Valiliklerimize gönderilen bu genelge metnindeki uyarıları; ilgili kurumlarımız, müesseselerimiz ve vatandaşlarımız dikkate alırlar diye umutlanıyoruz.

 

Selam ve sevgilerle,

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri