Değirmendere'de Bir Yiğit Kadın, Ümmühan Bibi...

Değirmendere'de Bir Yiğit Kadın, Ümmühan Bibi...

Eskiler gurbetten dönünce, "Havası suyu nasıl ?" diye soruduğunda; daha cevabını bile almadan, hemen yanında ki, "Havasını da boş verdik de, adamı nasıl adamı ?" diye sorgulardı. Öyle yâ ! Ortama huzur verende oranın adamı değil miydi ?

Havasıyla, suyuyla, adamıyla; Torosların uzantısı Konur Dağına yaslanmış eşsiz güzellikte Değirmendere'm ! Bin selam olsun sana !

Havasından mıdır, suyundan mıdır, yoksa hayatta kalmak için zor tabiat şartlarına karşı mücadele ederek, vucutlarının direnç kazanmasından mıdır ? Her neyse, Değirmendere insanı kadınlı- erkekli yiğit olur. Pehlivanlar diyarı bu güzel belde de, yiğitlik sadece er meydanı ile sınırlı değildir, işlerine de yiğittir Değirmendere'li.

Değirmendere'li için Göksun'da çok söylenen sözü, belki sizde duymuş olabilirsiniz. Değirmendere'li iki arkadaş kıtlık zamanı Maraş'a tuz almaya gitmişler de, arkadaşı ötekine sormuş "50 kg tuz alıp dağlarda keklik avlayarak mı gidelim, yoksa, 100 kg alıp normal yoldan mı gidelim ?" Diye. ( o zaman Değirmendere-Maraş arası 100 km) Değirmendere'li bu işte !

O Değirmendere'li ki, gerek Göksun, Maraş gerekse Çukurâ'nın (Çukurova) tarımın iş gücüne önemli katkısı ile, tarımsal büyümede ciddi rol üstlenmiştir. Özellikle tırpan sallıyorsa başkasına bir, Değirmendere'liye iki yövmiye vermek adetten olmuştu.

Ver ! pişman olmazsın, yeter ki boğazına iyi bak sen onun.

Doğumu tâ bin dokuz yüzlerin başı olan Ümmühan Bibi, Topal Mustafa'nın (Mağralı) kızı olarak ataerkil aile mensubu Gara Ali'ye (Alkan) gelin gelir. Meşhurdur Ümmühan Bibi'nin güzelliğide, yiğitliği de. Ailede kayınlar, gelinler, çor- çocuk hepsi bir arada yaşar giderler.

Gara Ali dedim de; Gara Ali, bölgenin en meşhur avcılarındandır. Gara Ali'nin gittiği mıntıkaya diğer avcılar " Oraya Gara Ali getmiş, o şimdi orayı siler süpürür, bize bişet gomaz !" Diye O'nun avlak yerine gitmezlermiş.

Gara Ali'nin dünyası dağlar olmuş, av olmuş hep. Kalabalık horantayı bol keklik ve tavşan etleriyle iyi beslermiş. Rahmetli. Ümmühan Bibi'nin maharetli elleriyle, keklik etinden kömbeler, tavşan etinden de, içli köfteler eksik olmazmış hanede.

Aileye gelin geldiğinden beri sırtından şelek inmeyen Ümmühan Bibi; çalışkanlığı, cesareti, yiğitliği, aklı, ağır başlılığıyla, ailede hak ettiği otoriteyi hemen eline aldığı gibi, sülalede de söz sahibi olmuş biri. Kimse O'nun sözünü atlayıp geçemezmiş. Sayğıdandır; eltiler, kayınlar O'nun emrine amade beklermiş hep.

Kayınlarıda yiğit insanlar, Ahmet (Kel Ahmet) tırpanı salladığında önünde metrelerce alan açarmış. Öteki kaynı Salman'sa (Goca Salman); dağda yüklendiği yaş merteği tek omuzuna alarak, sanki omuzunda kürek taşıyormuşcasına keyifle köye inermiş. İmrenirmişler O'nu gören köylüleri.

Metrelerce karın olduğu bir kış günü; evde yeyği (hayvan yemi; sap, saman v.s) yok, güveldek (yapraklı kamalak, mezde dalı) yok. Oğlaklar açlıktan meleşiyor...

Kayınları, Goca Salman ve Kel Ahmet Püren Gölü civarına güveldek için giderler. Eşi Gara Ali, belkide yine keklik, tavşan avında olsa gerek. Ümmühan Bibi, dört gözle, bir o yana bir bu yana gidip gelerek, gözü yolda telaşla kayınlarını bekliyor. Zira oğlakların açlıktan meleşmeleri dayanılır gibi değil...

Derken, Salman ve Ahmet kayınları eli boş, mahçup edâlarla boyunları bükük gelmesinler mi ? Ümmühan Bibi, panik içinde "Hani şelekler kaynım ?" Kayınları,

"Vallâ kar çok fazlıyadı, getiremedik Püren Gölü'nün üstüne attık" deyince; başını bir sağa bir sola çevirip, lâ havle çektikten sonra, içinden de "Yazıklar olsun sizin adamlığınıza !" der gibidir. Hemen Kaynı Salman'ın eşi eltisine öfkeyle;

"Sabır'ın gızı bâ uzun örmeyi bul ! nacağı da ( küçük balta) elime ver, Gara Ali'nin hetiklerini de (Karda batmamak için düzenlenmiş ayağa geçirilen geniş alanlı araç) getir !" der ve 6-7 km'lik yola, o kış kıyamet günü düşer.

Nacakla dal kesmek değildi Ümmühan Bibi'nin amacı. N'olur n'olmaz diye bir korunma silahıdır nacak.

Bu yiğit kadın Püren civarında, iki kaynının orada bıraktıkları şelekleri bulur, ikisini üst üste koyarak "Ya Allah !" diyerek yüklenir. Eve ulaştığında şelekleri öfkeyle atarak, eltisine; "Sabır'ın Gızı olâkları doyurun !" der...

9 çocuk dünya'ya getiren Ümmühan Bibi, elden ayaktan düşmeden, kadim dostum oğlu Mustafa Alkan ve muhterem eşi Menşure yengenin yanında 110 yaşında 2012 yılında vefat etti.

Başta Ümmühan Bibi olmak üzere, burada andıklarımızdan göçenlerimizi rahmet, kalanlara sağlık ve afiyetler diliyorum.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri