Bu mu yani?

.

 

Önceki akşamdan bu yana en çok konuşulan konuların başında “kaçırma” olayı vardı. Ne ilginç ki, yine en çok konuşulansa kaçırılmanın “samimi” bulunmamasıydı.

CHP Milletvekili Hüseyin Aygün, önceki gece iftara doğru PKK’lılarca kaçırıldığı iddia edildi.

Yaklaşık 2 saat sonra Aygün’ün kaçırıldığı duyuldu ve o andan itibaren de gündem değişti.

Herkes Aygün’ün kaçırılmasını konuştu.

Kimileri AK Parti’ye yüklendi, kimileri PKK’nın güpegündüz adam kaçıracak cüret bulmasına vurgu yaptı.

Oh olsun” deyip tepki toplayan da vardı, PKK’ya toz kondurmayıp, AK Parti’yi eleştirenlere “Hırsızın hiç mi suçu yok” diyenler de.

Aygün’ü sevmeyenlerin olaya bakışıyla PKK’ya yakın olanların bakışı değişikti.

Hayata insani yönden değil, ideolojik yönden bakanların tavrı da çok değişikti.

CHP’nin ise “İyi ki kaçırıldı, AK Partiyi vuracak malzeme çıktı” tavrı iyice sırıtıyordu.

CHP’nin Şemdinli olayları için meclisi toplama çabası boşa gidince “şimdi toplarız” havasının oluşması da manidar bulunanlar arasındaydı.

Daha da ilginci, -muhtemelen- sahte bir twitter hesabıyla verip veriştiren Hatay Milletvekili Hacı bayram Türkoğlu’nun ortalığı kızıştıracak laflarıydı. Birçok sazan bu sahte twitlere kanarak işi gücü bırakıp AK Parti’ye yüklendiler.

Belki de amaçlanan buydu…

Anlayacağınız twitter âleminde her türden görüş kıyasıya atıştı durdu. Bu satırların yazarı da gece üçe kadar laf yarışına girenlerdendi.

***

PKK’nın milletvekili kaçırması veya “bir adam” kaçırması ne manaya gelir?

Örgütün yapısına baktığımızda doğrusu bunu oturup enine boyuna analiz edecek bir durumda olduğunu sanmıyorum.

Bir milletvekilini kaçırmak, bir terör örgütü için iyi propaganda malzemesi olabilir.

Ama nereye kadar?

Üstelik, kaçırdıkları vekil Kürt, Alevi ve Tuncelili.

Yani doğulu, yani mağdur bölgeden…

PKK’ya karşı olan birisi de değil.

Kürt sorunu bitsin, barış sağlansın diye mücadele edenlerden.

Tarzını beğenir beğenmezsiniz ama nerede bir mağduriyet olduğunda, -provoaktif eylem de olsa- ilk ulaşan, olayın aydınlanması için çabalayan bir isim.

Aygün’ü eleştirdiğim çok yönleri oldu.

Her provoaktif olayda orada olmasını manidar bulduğumu da söyledim.

Belki öyleydi, belki hassasiyetleri onu oraya çekiyordu.

Bütün bunların kaçırılmayla bir ilgisi yok elbet.

Ama PKK’nın “ne yaptık” diyeceği çok şey var.

Tam da “En iyi Kürt, ölü Kürt’tür” diyen kafatasçılar varken, “en iyi Kürt bizden olan Kürt’tür” diyen PKK’nın olduğunu deklare etmiş olmayacaklar mı?

Eğer Kürt diyorsanız, bu vekil de Kürt’tü…

Eğer Kürt sorunu çözülsün, insanlar temel hak ve özgürlüklerine tümden kavuşsun diye bir kaygınız/kavganız varsa, Aygün, tam da böyle bir çabanın içindeydi.

Hatta partisiyle zaman zaman ters düşme pahasına…

PKK bu kaçırılma olayını içte ve dışta anlatamayacak.

İstediği kadar “fabrika ayarlarını yeniden yükleyeceğiz” türü mizahi açıklamalar olsa da, sonuçta çay içirmeye götürmediği gün gibi açık.

Bir alıkonma, zorla götürülme, bir insanın özgürlüğünün elinden alınması, haklarının gasp edilmesi var.

Belki de gerçekten PKK, son zamanlarda “ne yaptığını bilmeyen” bir örgüt haline geldi. (Hani önceden ne yaptığını bilen bir örgüt müydü, o da tartışılır ya…)

Sanki birileri bir taktik veriyor, sonra bir diğeri onun yanlış olduğunu söyleyip vazgeçiriyor.

Okumuş yazmışlarıyla, mürekkep yalamamışları arasında bir kavganın izleri görülüyor.

Zor durumda kalan BDP ve bu minval üzere siyaset yapan “aydın” kesim.

Bir örgüt, “sempati” toplama yerine sürekli “tepki” toplayacak adımlar atmasının izah edilir yanı olamaz.

Şehit haberleriyle milliyetçilik duygularını bir kez daha kabartıp, terör örgütüne kin ve nefret kusanlar çoğalmışken,

Ramazan’da, Emin Çölaşan’ın temennisine uyarak, iftarda sağa sola saldırması halk üzerinde derin yaralar bırakırken,

Suriye’de masum bebelerin öldürülmesi pahasına hesap içinde olunmasına tepki gösterilirken,

Eskiden olduğu gibi yol keseceksin, adam kaçıracaksın, halka korku salacaksın, özgürlüklerini elinden alacaksın ve “hakkımızı istiyoruz” diyeceksin.

Bu mu yani?

Twitimden seçmeler

Olimpiyatlarda göğsümüzü kabartan Aslı’nın, mutluluğunu ailesiyle paylaşmasına kontörü engel olmuş. Garipsemeyin, hep öyle değil miyiz, “faturalara yenilen millet” olduk!

www.twitter.com/naifkarabatak

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri