Biz İçerden Düşman Dışardan

.

Ne dualı bir milletiz değerli kardeşler. Dedelerimizin kurduğu tarihin görkemli devletlerine şöyle geriye dönerek bir baksak tarihin tekerrürü,  gözlerimizin önünde yeniden canlanıverir  .

Fatih Sultan Mehmed'in Çağları değiştiren muhteşem emaneti bizleri hep yüce kılmıştır.

Hak ,hukuk ,iz’an, insaf, vicdan, insanlık adına ne varsa Rabbim bize lütfetmiş.  Peygamber övgüsüne sav.bizi layık kılmış. Din hamuru ile yoğrulduğumuz günler tüm insanlığa ilham kaynağı olmuşuz.

Meşhur bir sözü hepimiz kabul ederiz. "Meyveli ağaç taşlanır ,yıpratılır !"derler. Tarih boyu içerden dışardan yıpratılmalar bu gerçeklikten olsa gerek. Son 40 yılı bizim nesil iyi hatırlar. İhanetin de diz boyunu gördük. Diğer gamlıgında Varlık bizi şımartmadı. Yokluk da insanlığımızı azaltmadı.

Son günlerde gördüklerime, yaşadıklarıma bakıyorum da bu kadarını da görmedik yaşamadık diyesim geliyor. İletişimin zirve yaptığı her şeyin ayan- beyan  ortada olmasına rağmen, acı lokmaların zehirle yedirilmesi gibi kandırılmaya, yutturulmaya çalışıldığı  günler bu günler.  Gözümüzün içine baka baka,   yalan  - dolan ile en hassas yerimizden parçalanmaya doğru hızla sürükleniyoruz.

Çanakkale de Kafkasya da Yemen de , en zayıf günlerimizde omuz omuza kol kola dik durarak yedi düvelle savaşmış bir milletin evlatları bugün ne halde Allah aşkına soruyorum sizlere.. Yerli ihanet şebekeleri non –stop, 7 gün 24 saat mesai yapıyor. Hedef tek !.Böl ,parçala, yut oyununun piyonu olmuşlar bî haber olmuşlar farkında değiller.

Tedavi amaçlı doğudan gelen hastalarımın yaşadıklarını, anlattıklarını duyunca  eyvah diyorum!.Ama ,eyvah bize yakışmaz . Taşıdığımız kana ihanet olur ..gibime geliyor eyvah demek . Bu milletin çimentosu olan dini hassasiyetlere yeniden en yüksek düzeyde sarılmamızın zamanı  yeniden geldi de geçiyor da. Adı barış olan dinimizi hangi amaçlara feda ediyoruz bunu da iyi düşünelim.

Maraş'ımızın kurtuluş savaşında abdal Halil ağanın ermeni  Hırlakyan’a verdiği cevap bu günde yüksek perdeden verilmeli. Rahmetli Halil ağa belki zeki değildi. Ama Rabbimin ona bahşettiği akıl ile “Davulumun içini altın ile doldursan dahi bu tokmak bu davula vurmaz beyim bu din bahsi !“ demişti.

Bugün de şükür Halil ağalarımız var. Ama adı  sanı yerli olan aklını kiraya verdiği için zekası ile hareket ederek; Ermeni’den Rum’dan  daha   ermeni, rum   var içerde.  Halimiz bu. İçerden hainler çok olduğu için dışarıyı suçlayarak kendimizi temize çıkaramayız. Önce içimizi temizleyerek başlamalıyız. Önce kendimiz sonra aile, eş ve dostlarımız daha sonra da halkayı genişleterek tüm milletimiz kapsama alanı içinde olmalı. Bölmeden, parçalamadan, yıkmadan bunu yapmak herbirimize farz-ı ayın.

İçerden yapılanları gördükçe, dışardan yapanlara kızmıyorum artık. Onlar kendi doğrularında o kadar samimi ve hafızaları o kadar güçlü. Dedelerimizden hatıra kalan yaşadıkları yetiyor onların hafızasının güçlü olmasına. Esasa sorun bizde . Zeki olmak yetmiyor. Bizdeki balık hafızalılara  - Rabbim akıl versin.  AMİN.!  Kullanan için fazla bir gayrete gerek de yok. Aklımızı kullanmak için de feraset gerekiyor. Ahmaklarımızı uyandıralım.  Algı operasyonları ile bizi ahmaklaştırmalarına müsaade etmeyelim.

İçimiz dışımız ateş çemberi.  Halka giderek daralıyor. Kenetlenerek bizi sıkıştırmaya çalışanların ekmeklerine yağ sürmemek için dik ve diri olmamız gerekir. 

Öleceksek onurumuzla bu borcu eda edelim.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri