1983–1992 yılları arasında Kahramanmaraş’ta siyaset arenasında fırtına koparan isimleri say deseler, hiç düşünmeden ilk sıraya Mete Eskigün’ü yazarım.
İl Başkanlığı denildiğinde, o dönemin ruhunu, cesaretini ve ağırlığını tek başına temsil eden nadir isimlerden biridir.
TANIŞIKLIK BİR SEÇİMLE BAŞLAMADI
Mete Eskigün’ü 1977 Belediye Başkanlığı seçimlerinden bu yana tanırım. MHP listesinden Belediye Başkan adayı olarak seçmenin karşısına çıktığı o günlerden beri tanışıklığımız vardır.
Zaten yetiştiğimiz ocak belliydi…
Ortaokul ve lise yıllarında biz gençlerin gideceği adresler de belliydi:
İl Halk Kütüphanesi, Ülkü Ocakları, Milli Türk Talebe Birliği…
O mekânlarda sadece oturulmazdı;
okunur, tartışılır, münazara edilir, fikirler çarpışırdı.
Bizim kuşağın siyaseti de, dünya görüşü de işte o yıllarda şekillendi.
12 EYLÜL SONRASI VE YENİ DÖNEM
12 Eylül’ün ardından kurulan partilerle birlikte Türkiye yeni bir siyasal iklime girdi.
Anavatan Partisi kuruldu ve 1983 seçimlerinde tek başına iktidara geldi.
O günlerde şehrin ekonomik olarak güçlü isimleri, merhum Turgut Sunalp’ın liderliğini yaptığı Milliyetçi Demokrasi Partisi saflarındaydı.
ANAP ise daha çok orta direğin, küçük esnafın, memur ve tüccarın partisiydi.
Mete Eskigün de o dönemde Sultan Mobilya Mağazası olan, birkaç ortaklı bir esnaftı.
GÜÇLÜ BİR İL BAŞKANI, ZOR BİR DÖNEM
Ağzı laf yapan, ülkücü camiada adı ve saygınlığı olan Mete Eskigün, ANAP Kahramanmaraş İl Başkanı oldu.
O yıllarda şehirde köylerin çoğunda yol yoktu, su yoktu, elektrik yoktu.
Vatandaş demokrasiyi yeniden öğreniyor, yeniden hazmetmeye çalışıyordu.
Korkular tam silinmiş değildi.
Ama güçlü bir İl Başkanı olunca, şehirde ve kurumlarda işler daha hızlı yürüyordu.
Bugünün ekonomik şartlarıyla dünü kıyaslayıp yapılan hizmetleri küçümsemek büyük haksızlık olur.
TEZGAHLAR, İFTİRALAR, TANIDIK İHANETLER
Mete Eskigün’e parti içinde çok tezgâh kuruldu.
Üstelik bu tezgâhları kuranlar, birlikte yol yürüdüğü insanlardı.
“Fabrikası var”,
“Çiftliği var”,
“Narlı–Pazarcık Ovası’nda binlerce dönüm arazi aldı”
şeklindeki iftira ve dedikoduları dün gibi hatırlıyorum.
Bu şehirde bir adamı öne çıkarırsan,
en yakınının ihanetine de hazır olacaksın.
Atalar boşuna dememiş:
“Hain içerdeyse kapı kilit tutmaz.”
ZAMAN HER ŞEYİN HESABINI GÖSTERİR
Bugün geriye dönüp baktığımızda, Mete Eskigün’e atılan o iftiraların tamamının asılsız olduğunu net biçimde görüyoruz.
Zaman, doğru ile yanlışı ayırma konusunda en adil hakemdir.
Ali Rıza Kısakürek ile ilgili yazdığım yazıyı okumuş, beni aradı.
“Kalemine sağlık” dedi, teşekkür etti.
İşte bu, insanın yaptığı işten aldığı en kıymetli karşılıktır.
BEN BARDAĞIN DOLU TARAFINDAYIM
45 yıllık gazetecilik hayatımda çok şeye şahit oldum.
İhanet de gördüm, nankörlük de…
Ama ben her zaman bardağın dolu tarafına bakmayı tercih ettim.
Boş tarafla uğraşacak ne vaktim var ne de boşa kürek çekecek hâlim.
EFSANELER VE TAKLİTLER
Mete Eskigün, bu şehirde iktidar partisi İl Başkanlığı yapmış efsane bir isimdir.
Diğerlerini de tanırım…
Ama çoğunu sadece
“he, peki, tamam”
sözleriyle, boş vaatleriyle tanırım.
Şehre dair hizmet mi?
Geç onu…
SON SÖZ YERİNE: VEFA
Bugünün siyasetinde “dava” kavramı içi boşaltılmış bir kelime hâline geldi.
Çoğu makamın, ikbalin ve başka hesapların peşinde.
Mete Eskigün ise Ankara’da kabuğuna çekildi.
Zaman zaman cenazelere gelir, dostlarıyla sohbet eder.
Sessiz ama vakur bir duruşla…
Kendisine sağlıklı, huzurlu ve uzun ömürler diliyorum.
Bu şehir, vefayı hak edenleri unutmamalı.