Ülkeler gelişmişlik düzeyi ve ekonomileriyle diğer ülkelerden ayrılır. Lakin gelişmiş bir ülkenin günümüz dünyasında ayakta kalması için ne gibi bir yol izledikleri önem taşımaktadır. Hiçbir ülke olmasın ki tarihi geçmişinin devamı olmasın. Nasıl bir yoldan geldiği, nasıl bir savaş geçmişi var, ülkeler benliğine kavuştuğunda nelere sahipti? Bunun için neler yaptılar?
İşte Belçika bugün ekonomisi ve refah düzeyi ile Dünya’ nın en büyük ekonomileri arasında yer alması bakın nasıl bir acımasız katliamlar sununda olmuş.
Kongo katliamları, ll.Leopord hükümdarlığı sömürgelerinden olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ nde o zamanki adıyla (Kongo Bağımsız Devleti) meydana gelen ve 10 milyondan fazla insanın ölümüyle sonuçlanan katliamlardır. Düşünebiliyor musunuz 10 milyon ne demek? Onca insan savunmasız ve çoğunluk zaten köle. Büyük balıklar küçük balıkları her zaman yemeli mi? Düzen bu mu?
***
Gerçek şu ki bazı tarihçilere göre soykırım olarak adlandırılamayacağını savunur. Bu nedenle ölümlerin büyük kısmının salgın hastalıklardan olduğu söylenir. Oysa 10 milyondan fazla insanın katli bir ırkı yok etmeye yönelik değil de nedir ?
Üstelik yetmezmiş gibi ne devlet ne hanedan tarafından özür dilenmemiştir. Hıristiyan misyonerler tarafından gizlice çekilen, aralarında çok sayıda çocuğun elleri kesilmiş köle fotoğrafları sembolleşmiştir.
Bu günkü Belçika çikolata da el şeklinde olanlar revaçta. Kongolu köle yetişkin ve çocuk elleri. Acaba bu kesik ellerin tarihini insanlar bilse halen alıp yemeğe devam eder mi?
O nedenle, gördüğümüz her şeyin bir sebebi var. Ağacı çek köküne bak derler. Bunları öğrenince 10 milyondan fazla insanın katli kabul edilebilir bir şey değil !
Günümüzde de İsrail halen Filistin’ e uyguladığı acımasız savaş devam ederken neden bunca ülke seyirci?
Bu gün bunu yapan ileride bu büyük sessizlik karşısında zulümleri artacaktır.
Zulm edenlerin zulmü artıkça sonlarına yaklaşacaklardır. Beklemekteyiz.
Ve bu düzen hep devam eder mi ? Doğru olan merhametin ve vicdanın kazanması ! İnsan olmaktan çıkmak hiç bu kadar ayyuka çıkmamıştı. Ara bulucu devletler yok ! Vahşete dur diyen yok !
Ya da kıyametin yaklaştığını mı anlamalıyız.
Azizim iyiler zulme sessiz kalmamalı !
***
Günümüz Belçika’ sına gelince; Avrupa Birliği ve NATO gibi küresel kurumların merkezine ev sahipliği yapan, yüksek yaşam standartlarına, gelişmiş sanayi ve ulaşım ağına sahip, refah seviyesi yüksek bir Batı Avrupa ülkesidir. Felemenkçe, Fransızca ve Almanca olmak üzere üç resmi dilin konuşulduğu karmaşık ve çok kültürlü bir federal yapıya sahiptir.
Belçika; Flaman Bölgesi, Valon Bölgesi ve Brüksel Başkent Bölgesi olmak üzere üç temel özerk bölgeye ayrılır. Ülkede altı farklı bölgesel ve toplumsal hükümet bulunur.
Nüfusun yaklaşık %60'ı Felemenkçe (Flamanlar), %40'ı ise Fransızca (Valonlar) konuşur. Doğu kesiminde ise küçük bir Almanca konuşan kesim yaşar. Bu dilsel ve kültürel çeşitlilik, ülkenin siyasi yapısını bazen karmaşıklaştırır.
Dünya'nın en büyük ekonomileri arasında yer alır.
Kişi başına düşen yıllık MİLLİ GELİR $$50.000 seviyesinin üzerindedir.
Küresel insani gelişmişlik endekslerinde üst sıralarda yer alır. Ancak, yüksek vergi oranları ve özellikle büyükşehirlerdeki GELİR ADALETSİZLİĞİ sistemin en çok tartışılan yönlerindendir.
Demiryolu, denizyolu ve karayolu altyapısı kıtanın en gelişmişleri arasındadır. Bisiklet kullanımı hem şehirler arası hem de şehir içi ulaşımda çok yaygındır.
Başkent Brüksel ve Anvers gibi şehirler yoğun göçmen nüfusu barındırır. Brüksel, Avrupa'nın siyasi başkenti konumundadır.
İleri düzeyde liberal ve sosyal hakların savunulduğu bir toplumdur.
Fakat tarihte ki bu katliamın üzerine inşa edilmiş bir medeniyet !
Akif’ in dediği gibi medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar !!!
Hala Batı hayranlığı mı? Hala onlar gibi yaşam mı?
Acaba biraz da geldiğimiz yöne, doğduğumuz Doğu’ ya dönsek mi? Ana sıcaklığını hissetmek, biraz daha kendimiz olmak. Bu bir ütopik düşünce mi!
Sağlıcakla kalın Azizim.