Aşure

Aşure

Aşûre Gecesi, 10 Muharrem 1448 (25 Haziran 2026 Perşembe) gecesidir. Aşûre Gecesi, Muharrem ayının onuncu gecesidir. Muharrem ayı, Kur’ân-ı kerîmde kıymet verilen dört aydan biridir. Aşûre, bu ayın en kıymetli gecesidir.

Allahü teâlâ, birçok duâları Aşûre günü kabûl buyurdu. Âdem aleyhisselâmın tövbesinin kabûl olması, Nûh aleyhisselâmın gemisinin tûfândan kurtulması, Yûnüs aleyhisselâmın balığın karnından çıkması, İbrâhîm aleyhisselâmın Nemrûdun ateşinde yanmaması, İdrîs aleyhisselâmın diri olarak göğe çıkarılması, Yakûb aleyhisselâmın, oğlu Yûsuf aleyhisselâma kavuşması ve gözlerindeki perdenin kalkması, Yûsuf aleyhisselâmın kuyudan çıkması, Eyyûb aleyhisselâmın hastalıktan kurtulması, Mûsâ aleyhisselâmın Kızıldeniz’den geçip, Firavun’un boğulması ve Îsâ aleyhisselâmın vilâdeti ve Yahûdîlerin öldürmesinden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması hep Aşûre günü oldu. Nûh “aleyhisselâm” gemide aşûre tatlısı pişirdiği için müslümânların Muharremin onuncu günü aşûre pişirmesi ibâdet olmaz. Muhammed “aleyhisselâm” ve Eshâb-ı kirâm “radıyallahü anhüm ecma’în” böyle yapmadı. Bugün aşûre pişirmeyi ibâdet sanmak, bidattir, günâhtır. Muhammed aleyhisselâmın yaptığı veyâ emrettiği şeyleri yapmak ibâdet olur. Din kitâplarının yazmadığı, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirmediği şeyleri yapmak, sevâp olmaz. Günâh olur. O gün, herhangi bir tatlı yapmak, tanıdıklara ziyâfet, fakîrlere sadaka vermek sünnettir, ibâdettir. İbni Âbidîn, beşinci cild, iki yüz yetmiş altıncı sahîfede diyor ki, (Kirpiklere sürme çekmek sünnettir. Fakat bunu yalnız Aşûre günü yapmak harâmdır).

Hazret-i Hüseyn “radıyallahü anh” o gün şehît oldu diyerek, mâtem tutmak, dövünmek de bidattir. Günâhtır. Şîîler, hazret-i Hüseyn için mâtem tutuyorlar. Hazret-i Hüseyin’i, Hazret-i Alî’nin oğlu olduğu için, tapınırcasına övüyorlar. Ehl-i sünnet ise, onu Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” torunu olduğu için çok seviyoruz. İslâmiyette mâtem tutmak yoktur. Müslümânlar, yalnız Aşûre günü mâtem tutmaz. Kerbelâ fâciasını hâtırlayınca her zamân üzülür. Kalpleri sızlar. Gözleri kan ağlar. İslâmiyette mâtem tutmak olsaydı, Aşûre günü değil, Resûlullah’ın Tâif’de mübârek ayaklarının kana boyandığı ve Uhud’da mübârek dişinin kırılıp, mübârek yüzünün kanadığı ve vefât ettiği gün mâtem tutulurdu. Muharremin dokuzuncu ve onuncu günleri oruç tutmak sünnettir. Muharremin yalnız onuncu günü oruç tutmak mekruhtur.

Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi vesellem), “Eshâbımın hiçbirine dil uzatmayınız. Onların şanlarına yakışmayan bir şey söylemeyiniz!” diyerek methettiği sahâbe-i kirâm hakkında ağza alınmayacak sözler söyleyen ve iftirada bulunan Şiiler, bozuk inançlıdırlar.

Eshâb-ı kirâm (radıyallahü teâlâ anhüm ecmaîn) arasındaki ayrılıkları iyi ve doğru anlamak için, güvenilen ve herşeyi açık ve ayrı ayrı anlatan itikad kitaplarını okumalıdır. Sonradan yazılan tarihlere, birbirini tutmayan çürük sözlere, böyle olan ansiklopedilere ve gazetelere aldanmamalıdır. Nitekim bazı meşhur şahsiyetlerin yazdığı bu tür kitapları okuyunca, İslâmiyete ve tarihe ne büyük ihanet ettiklerini anladım. Bu arada Şemseddîn Sâmi de (Kâmûsü’l-a’lâm) kitabında, Hazret-i Mu’âviye ve bazı Sahâbî için, Müslümanların söyleyemeyeceği cümleler yazarak, saygısızlık göstermektedir. Bunun, böyle saygısızlık göstermesine pek de şaşılmaz. Çünkü bu, (Toprak) ismindeki kitabında, Allahü teâlâya karşı da saygısızlık gösteriyor. Hâlık-ı teâlâyı, esîr, madde derekesine düşürmekten çekinmiyor.

Hazret-i Muâviye, 1. Sahâbîdir, 2. Peygamber Efendimizin mübarek zevcesi Ümm-i Habîbe annemizin erkek kardeşidir, 3. Vahiy kâtibidir. Hazret-i Muâviye’nin vahiy kâtipliğine alınması, Cebrail aleyhisselamın bildirmesi ile olmuştur. Allahü teâlâ ehl-i sünnet itikâdında eylesin.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri