Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye sert tepki göstererek, "Sayın Bahçeli, senin gücünü bilmem, ne olursan ol. Ama bu tehditlerle AK Parti'yi sindireceğini zannediyorsan şunu bil bizim verilecek tek can borcumuz Allah'adır. Hiçbir zaman bu tehditler bize tesir etmez" dedi. Erdoğan, eşinin GATA'ya alınmamasıyla ilgili yaşanan tartışmaya ilişkin de, "Bu toprakların hamurunda, mayasında, örfünde analara dil uzatmak, hor görmek, analardan istihza ile söz etmek yoktur. 'Ürkek değil erkek parti' diye yola çıkanlar daha Meclis kapısındayken U dönüşü yapmış, bugün ise ülkenin kadınlarına dil uzatacak, bu milletin peygamberi ile istihza edecek, başörtüsünü ayaklarının altında çiğneyecek kadar izansızlık abidesine dönüşmüştür" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen 2010 yılı Teşkilat Eğitim Programı'nın finalinde konuştu. Erdoğan'ın gündeminde TBMM Genel Kurulu'nda yaşanan kavga, eşi Emine Erdoğan'ın GATA'ya alınmaması ve kendisine peygamber benzetmesi yapılması ile ilgili tartışmalar vardı. Başbakan Erdoğan, Anadolu topraklarının bin yıllar boyunca anneliğin şefkatiyle, rahmetiyle, bereketiyle yoğrulduğunu belirterek, bu toprakların annelerinin yavrularını nasıl kucaklıyorlarsa, aynı şekilde yurtlarını da kucakladıklarını söyledi.
Bu toprakların 'cennet annelerin ayağının altındadır' diyen bir medeniyetin hayat suyuyla sulandığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu topraklarda annelik kutsaldır, ebediyen de kutsal kalacaktır. Bu toprakların hamurunda, mayasında, geleneğinde, kültüründe, örfünde analara dil uzatmak yoktur, anaları hor görmek yoktur, analardan istihza ile söz etmek yoktur. Hele hele anaları kirli siyasetin seviyesiz üslubuna malzeme edecek densizliğe bu ülke hiç şahit olmamıştır. Bu ülkelinin kutsal değerleri, hassasiyetleri, gelenekleri, örfü, ananesi hiç bu kadar ayaklar altına alınmamış, milliyetçilik iddiası hiç bu kadar pespaye bir seviyeye düşürülmemiştir."
MECLİS'TE YAŞANAN KAVGA
Başbakan Erdoğan, salı akşamı TBMM kürsüsünde sergilenen densizliğin Türk siyasi hayatına olduğu kadar MHP'nin tarihine de kara bir leke olarak kazındığını belirterek, o lekenin hiçbir zaman çıkmayacağını söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:
"Mevcut yönetimin ve temsilcilerin bu ölçüsüz söylemleri, bu kin ve nefret kokan siyasetleri, inanıyorum ki tüm milletimiz gibi bu harekete destek veren kardeşlerimiz tarafından da en iyi şekilde değerlendirilecektir. O gün orada TBMM kürsüsünde maske bir kez daha düşmüştür. 'Ürkek değil erkek parti' diye yola çıkanlar daha Meclis kapısındayken U dönüşü yapmış, bugün ise ülkenin kadınlarına dil uzatacak, bu milletin peygamberi ile istihza edecek, başörtüsünü ayaklarının altında çiğneyecek kadar izansızlık abidesine dönüşmüştür. Peygamber efendimizi siyasi polemiklerin malzemesi haline getirmek kimin haddinedir? Partimin içerisinden herhangi birisi sürçülisan ile böyle bir ifadeyi kullanmış, bunu yakalamak suretiyle buradan kalkıp şahsıma böyle bir ifadede bulunmayı hangi hakla, hangi selayetle söyleyebilirsin. AK Parti'nin kuruluşunda, şahsımda tabu yaratmak yoktur. Tabuları yıkmak vardır. Biz onunu için buradayız. Ama sizin kendilerinize ait tabularınız vardır. Onları da biliriz. Ama bunları dillendirmeye gerek yok."
TBMM BAŞKANVEKİLİ MUMCU'YA TEPKİ
Eşleri, kadınları tartışmaların içine çekmek, orada grup başkanvekili bir hanıma edebe adaba sığmayacak şekilde saygısızca saldırmanın kimsenin haddine olmadığını vurgulayan Erdoğan, "Özellikle orada Meclis'i yöneten hanımefendi maalesef buradaki sınırsız yanlışlara ne yazık ki fırsat vermiştir. Ve Başbakan Yardımcımız, Başbakan Yardımcısı sıfatıyla değil bir milletvekili sıfatıyla o Meclis'te 2 dönem başkanlık yapmış olmanın kendisine sağladığı deneyim, tecrübeyle hanımefendiye gidip 'Yaptıklarınız yanlış, adeta CHP'nin bir militanı gibi yönetiyorsunuz, siz tarafsız olmalısınız, böyle giderse bu sıkıntı doğuracak' demesinden Sayın Baykal rahatsız olmuş. Tabii hanımefendi de 'yürütmenin yasamaya baskısı' olarak gösteriyor. Sen onu öyle gösterme. Senin ifadelerin yasamanın yürütmeye baskısıdır. Bunu böyle bil. Bu ülkede yürütme, yasama, yargı, üçü de ayrı erklerdir. Yürütmenin içindeki insanların her biri birer milletvekilidir. Milletvekilliğinin gereği neyse bunu orada kalkıp dile getirir ve gider gerektiğinde de söyler. Neymiş, odasına baskın yapmış. Edep ya edep. Gidip odasında görüşmeyip de bu tür şeyleri Genel Kurul'da görüşmek mi el verirdi. Ne yazık hanımefendi bunu bir baskın olarak ifade etti. O odaya rahatlıkla girer milletvekilleri, Meclis Başkanı'yla da, başkanvekilleriyle de rahatlıkla görüşür. Ama nasıl ifade ediyor? 'Efendim orası soyunup giyinme yeri'. Görmediğimiz bilmediğimiz yer olsa yutturacaklar. Tabii o da var, ama orada görüşme mahalli de var. Onun için halkıma bunu anlatıyorum, bazı gerçekleri, doğruları bilsinler diye. Çok aznaları kirli siyasetin seviyesizçık bir haksızlığı, milletin vicdanını sızlatan bir yanlışlığı savunmak nasıl bir basiretsizliktir. Bu bireysel bir hata olarak görülemez" dedi.
"BAHÇELİ'NİN SESSİZ KALMASI VAHİM"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, partisinin milletvekilinin konuşması ve diğer milletvekillerinin saldırı ve hareketlerine sessiz kalmasını 'vahim bir olay' olarak nitelendiren Başbakan Erdoğan, "Biz bunların iktidar dönemlerini biliyoruz. Onları içine sindiremeyenlerle kuzu kuzu koalisyon kurdular. 3.5 senede ülkenin ekonomisini, dış politikasını, iç politikasını, sosyal yaşamını felç ettiler. Bu ülkenin itibarını yerlerde süründürdüler. 2000-2001 ekonomik krizlerini benim milletime kim yaşattı?
MHP'nin içinde bulunduğu koalisyon, MHP yaşattı. Milliyetçiyim, böyle diyerek ortalıkta dolaşanlar, ülkenin milli bankasının göz göre hortumlanmasına seyirci kaldılar, Merkez Bankası. Onların döneminde gecelik faizler yüzde 5 binlere çıktı. Ben soruyorum şimdi sevgili milletim, sevgili kardeşlerim; kimin cebinden çıktı bu faiz? Milletimin cebinden çıktı" diye konuştu.
"BU MU MİLLİYETÇİLİK?"
MHP'nin de içinde bulunduğu koalisyon döneminde borçlanma faizinin yüzde 63'e çıktığını, şimdi ise yüzde 7'ye kadar indiğini, enflasyonun da yüzde 35'lerden yüzde 6.5'a kadar düştüğünü söyleyen Erdoğan, "Merkez Bankası 26.5 milyar dolarla bize devredildi, şimdi 70 milyar doların üzerinde. Ve sıkılmadan çıkıyorsunuz hangi yüzle bu iktidarın 'yolsuzluklar iktidarı' olduğunu söylüyorsunuz? Merkez Bankanız güçlenecek, yatırımlar hiçbir dönemde olmadığı kadar artarak devam edecek, eğitimde, sağlıkta, adalette, aklınıza ne gelirse. Yolsuzlukların olduğu bir iktidar olsaydı sizin gibi olurdu, sizin döneminiz gibi olurdu. Ülkede taş üstüne taş koyamadınız. 5 yıl size millet görev verdi, siz dayanamadınız, 3.5 yılın sonunda bırakıp kaçıp gittiniz. MHP'nin iktidar olduğu 3.5 yıllık dönemde 21 banka battı. Ve bunun faturası yaklaşık 45 milyar dolar. Kim ödedi? Millet. Sizin şahsınızda devlet. Bu mu milliyetçilik, bu mu vatanseverlik? Ülkesini, milletini sevmek bu mu? Ülkenin milli bankasını boşaltanlar, milletimizi bir gecede fakirleştirenler, ihanetle, bölücülükle suçlayacak birilerini arıyorlarsa, buyursunlar aynaya baksınlar. MHP o zaman DSP'nin, ANAP'ın kuyruğuna takıldı, bugün de CHP'nin kuyruğuna takılmış, CHP'nin kanatları arasında geçinip gidiyor. O gün MHP'ye verilen oyları DSP'ye, ANAP'ın hizmetine peşkeş çekenler bugün de benim MHP'ye oy vermiş vatandaşımın iradesini CHP'ye teslim ediyorlar. CHP'nin statükocu, milletten kopuk, elit ve kışkırtmacı siyaseti, MHP yönetimine sirayet ediyor" şeklinde konuştu.
"BAYKAL VE BAHÇELİ TEK YUMURTA İKİZİ"
Başbakan Erdoğan, MHP'nin de CHP gibi her geçen gün halktan, halkın hassasiyetlerinden koptuğunu, halkın kutsal değerleriyle alay edecek kadar milletine yabancılaştığını belirterek, şunları kaydetti:
"CHP Genel Sekreteri'nin hacca gitmek isteyen vatandaşlara karşı ifade ettiği o saygısız üslup neyse, MHP milletvekilinin üslubu da odur. Aralarında hiçbir fark yok. Sayın Bahçeli ile Sayın Baykal'ın ruh ikizi olduğunu söylüyordum. Bunu söylediğimde de hop oturup hop kalkıyorlar. Eksik söylemişim. Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki, 'aları kirli siyasetin seviyesizbunlar ruh ikizi değil, bunlar tek yumurta ikizi. Dün bütün Türkiye MHP yönetiminden özür açıklaması beklerken, MHP Genel Merkezi'nin yaptığı açıklama bırakın özür dilemeyi, yeni hakaretlerle, yeni tehditlerle doluydu. Bu kadar pişkin, bu kadar dengesiz, sağlıksız bir siyasi ruh hali olabilir mi. Geçmişte sokaklarda sergiledikleri kavgacı tavrı şimdi siyasete taşıyorlar, yüce Meclis içinde sergiliyorlar. Biz bunların cemaziyelevvelini iyi biliriz. CHP'nin de, MHP'nin de bu ülkenin dertlerine, vizyonuna, geleceğine ilişkin söyleyecek inanın tek bir sözleri yoktur. Siyasi tarihleri boyunca kısır siyasetin mahkumu oldular, gerilim siyasetinin mahkumu, hazırlayıcısı oldular. Bugün de aynısını yapıyorlar. Bu ülkede MHP'nin de, CHP'nin de dikili bir taşı, bir eseri yok. Bundan sonra da ülkeye bir eser kazandırma gibi gündemleri yok."
"TEK CAN BORCUMUZ ALLAH'A"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin dünkü basın açıklamasında tehdit ve hakaret ettiğini belirten Başbakan Erdoğan, "Sayın Bahçeli, senin gücünü bilmem, ne olursan ol. Ama bu tehditlerle AK Parti'yi sindireceğini zannediyorsan şunu bil; bizim verilecek tek can borcumuz Allah'adır. Hiçbir zaman bu tehditler bize tesir etmez. Her şeyden önce siyaset ahlakını, siyasi etiği iyi öğren. Yanındakiler edep adap tanımadan davranış içine girerken, orada sus pus seyretmen seni kurtarmaz. Çünkü bütün onların sorumlusu sensin. Meclis'teki o hale gelişin sorumlusu sensin. Yanındaki milletvekilinin ahlaki olmayan ifadeleri kullanmasına vesile olan sensin. Dolayısıyla millete bunun hesabını verecek olan da başta sensin. Bunlar milletin gözü önünde oluyor. İsim vererek medya sahiplerini nasıl suçluyorlar, nasıl tehdit ediyorlar. İşte sivil faşizm diye bir şey varsa temsilcisi bu zihniyettir. Bunlar faşizmi iyi bilirler, onunla da uyumludurlar. TBMM'yi çalıştırmayarak, güya AK Parti'yi engelliyorlar milletin önünde engel teşkil ettiklerini idrak dahi demiyorlar. Bunların zihniyeti çok açık, AK Parti kazanmasın da millete ne olursa olsun" diye konuştu.
(İHA)