Erdoğan 10 bakanla Suriye'ye gitti

Başbakan Erdoğan, Suriye ziyareti öncesi havaalanında açıklamalarda bulundu.

 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kapatılan DTP'nin siyasi yasak getirilen eski Genel Başkanı Ahmet Türk'ün "Öcalan Meclis'te kalmamızı istedi" sözlerini "çok talihsiz bir açıklama" olarak nitelendirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Devlet Bakanları Cevdet Yılmaz ve Zafer Çağlayan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ve kalabalık bir işadamı heyetiyle Suriye'ye gitti. Erdoğan, Suriye'ye hareketinden önce Esenboğa Havaalanı'nda düzenlediği basın toplantısında ziyarete ilişkin bilgi verdi.

Erdoğan, geçtiğimiz Mayıs ayında Suriye'ye gerçekleştirdiği ziyarette Devlet Başkanı Beşar Esad ile Türkiye-Suriye arasında Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısının yapılmasına karar verdiklerini söyledi. 13 Ekim 2009 tarihinde Suriye ile vize muafiyetinin kaldırılmasına ilişkin protokolün de imzalandığı Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısının Halep ve Gaziantep'te bakanlar düzeyinde gerçekleştirildiğini hatırlatan Erdoğan, bu ziyarette ise toplantının başbakanlar düzeyinde gerçekleştirileceğini bildirdi. Suriye'ye 10 bakan ve 200'ü aşkın kalabalık bir işadamı heyeti ile gittiklerini belirten Erdoğan, daha önceki toplantıda Türk bakanların Suriyeli muhatapları ile vardıkları mutabakatlara nihai şeklinin verileceğini ifade etti. Ziyarette Suriye Başbakanı ile ortak kabine toplantısı da gerçekleştireceklerini kaydeden Erdoğan, bu toplantıda iki ülke arasında anlaşmaların imzalanacağını söyledi. Ziyarette iki ülke arasında ticari anlaşmaların yanı sıra ikili ve bölgesel konularında ele alınacağını kaydeden Başbakan Erdoğan, kalabalık ve yoğun bir gündemin kendilerini beklediğini ifade etti.

SORULARI YANITLADI

Başbakan Erdoğan, daha sonra gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin Mahmur kampında Suriyelilerin de olduğu, ziyarette bunların dönmesi konusunun gündeme getirilip getirilmeyeceği ve demokratik açılımın konuşulup konuşulmayacağına ilişkin sorusu üzerine Erdoğan, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi olarak adlandırılan demokratik açılımı hem diplomatik hem de komşularla ilişkiler boyutunda da ele aldıklarını söyledi. Bu kapsamda İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın Bağdat'ta gerçekleştirdiği üçlü mekanizma toplantısı ve temaslarını hatırlatan Erdoğan, bundan önceki ziyaretlerde olduğu gibi bu ziyarette de demokratik açılım ile ilgili görüşmeler yapacaklarını söyledi. Suriye Devlet Başkanı Esad'ın Ramazan ayında gerçekleştirdiği ziyarette bu konuyla ilgili açıklamalar yaptığını hatırlatan Erdoğan, "Şimdi bu süreci çek etme fırsatı bulacağız" dedi.

Erdoğan, başka bir gazetecinin kapatılan Demokratik Toplum Partisi (DTP) milletvekillerinin istifa etmemesi, Barış ve Demokrasi Partisi'ne katılmaları ve kapatılan DTP'nin siyasi yasaklı Genel Başkanı Ahmet Türk'ün "Öcalan istemediği için milletvekilliğinden istifa etmiyoruz" yönündeki açıklamalarını hatırlatması üzerine şunları söyledi:

"Biz 'bu istifalar Meclise gelirse ne dersiniz' denildiğinde bizim verdiğimiz cevap şu olmuştur. Biz doğmamış çocuğa külot biçmeyiz. Meclise böyle bir talep gelmemiş. Böyle bir talep gelmediği gibi Meclis de böyle birşeyi, Genel Kurul'a böyle bir talep sunmamış. Öyle ise 'bu konuda konuşmak erkendir' dedik, herhangi bir açıklama da yapmadık. Ardından da gelişmeleri izledik ve yeni gelişmelere göre Meclis'te tekrar görev alma kararını aldıklarını duyduk. Bu kararın nerenin talimatı ile yapıldığı,

İmralı'nın talimatı ile yapıldığı ve bu talimattan dolayı Sayın Türk'ün yaptığı bu açıklama bana göre çok çok talihsiz bir açıklama. Zira, Meclis'teki grup odamda yaptığım görüşmede 'Bizler hiçbir zaman illegal grup veya örgütleri muhatap almayız. Sizler de bunu sahiplenmeyin' diye kendilerine söylemiştik. Ama ne yazık ki şu andaki süreçte böyle bir yaklaşım tarzını doğrusu bende doğru bulmuyorum" dedi.

TEKEL İŞÇİLERİNİN EYLEMİ

Bir gazetecinin TEKEL işçilerinin Ankara'da gerçekleştirdiği ve olaylara sahne olan eylemi hatırlatması üzerine Erdoğan, bu sürecin 8 günlük bir durum olmadığını 2 yıldır devam eden bir mazisi olduğunu söyledi. TEKEL'in özelleştirilmesine karar verildiğinde kendilerinden süre istendiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ben de kendilerine 'kısa bir süre için bunu erteleyebiliriz ama er yada geç bunlar artık satılacaktır, elimizden çıkacaktır, bu tasviye gerçekleştirilecektir' dedik ve bu süre 2 yıl süre sürdü. Artık nihai karar verdik. Bildiğiniz gibi 10 bine yakın kişi şu anda bu depolarda çalışarak değil, çalışmadan ücret alıyorlar. Durum budur. Kendilerine ihbar ve kıdem tazminatı veriliyor ve şu andaki çalışmaları şekliyle yani çalışıyor gözükmemeleri şekliyle bu devlete, bu millete maliyetleri 40 trilyondur. Şimdi burada milletimizin emanetini hakkıyla koruyacaksak burada 40 trilyon hiç çalışmadan ücret ödeniyor. Eğer parayı iyi yöneteceksek bu parayı verecek durumda değiliz. Şu anda yapılanlar spekülatiftir, yapılanlar hükümete yönelik siyasi partilerin malum muhalefetin bazı milletvekillerinin aralarına katılmak suretiyle orada adete şov yapmaları, samimiyetten uzaktır. Yani böyle hak hukuk aramak korumak böyle bir şey değil. Önce kendini hükümetin yerine koyacaksın. Çalışmadan para vermek...Yıllar yılı bu ülkede bu yapıldı. Yıllar yılı bu yapıldığı içinde ülke o ciddi ekonomik krizleri yaşadı. Her insanın kendi şirketi olsa, bu şirketinde insan çalışmıyor veyahut 'bana artık bu işçiler fazla gelmeye başladı, şöyle bir 10 tanesini çcfcçlü mekanizma toplantısı ve temaslarını hatırlatan Erdoıkarmam gerekiyor, 20 tanesini çıkarmam gerekir' dediğiniz zaman iş hukukuna göre verirsin; ihbar ve kıdem tazminatını çıkarabilirsin. Biz devlet olarak bunu yaparken kıdem ve ihbar tazminatı verdiğimiz gibi bir alternatif daha gösteriyoruz. Biz 4-C diye bir şey çıkardık. Bu 4-C kapsamında çalışırsan biz sana bu kapsamda iş verelim. Sokakta kalma. Hem ihbar tazminatı al, hem kıdem tazminatı al. Bir de sana 4-C kapsamında iş verelim. Burada ücretlendirmede, üniversite, lise ve ilköğretim için farklı çalışmalar yapılacak. Bu devam ederken bu iş patlak verdi. Geldikleri nokta nedir? 10 ay arttırılması gibi bir çalışmaları var. Arkadaşlar zaten bu çalışmayı yapıyor. '11 aya çıkarın' dedim. Ocak ayının yarısına kadar müracaat etme süresi verilmişti. Bunu ocak sonuna kadar erteleyebiliriz,. Ücretlerle ilgili devam ediyor çalışmalar. Tüm 4-C kapsamında olanları değerlendirip bu süreci işleteceğiz. Ankara'da provokatif eylemlere, muhalefette olan veya olmayan eylemleri doğru bulmuyorum. TEKEL işçilerinin geldiklere yer dönmelerini rica ediyorum."

ARINÇ'A SUİKAST İDDİALARI

Başka bir gazetecinin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a yönelik suikast iddialarını hatırlatması üzerine Erdoğan, "Olay tabii yargı sürecinin içine girdi. Tabi şu andaki tespitler duyumlar vesaire. Bunlara baktığımızda bu süreç vahim süreç, düşündürücü bir süreç. Süreçle ilgili olarak siyasilerin yaptıkları açıklamaları dikkatle yapmalarında fayda var diye düşünüyoruz. Temenni ederiz ki şu anda savcılıkta olan bu sürecin, yargı süreci endişeleri yok edecek şekilde çıksın" diye konuştu.

Bir gazetecinin, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un açıklamalarını hatırlatması üzerine Erdoğan, bu açıklamanın Mayıs ayında yapılan bir açıklama olduğunu söyledi. Ağustos ayında Ada'da azınlık temsilcileriyle bir araya geldiklerini anlatan Erdoğan, Bartholomeos ile de görüştükleri belirtti. Erdoğan, "Bizim ülkemizde çarmık lafı söz konusu değil. Kendi literatürlerinde 'Beni zora sokmak, sıkıntıya düşürmek' gibi bir ifade olarak söylüyorlarmış. Tabi Ağustos ayında yaptığımız görüşmede böyle bir şeyi kendilerinde hiç duymadık. İyi niyet içerisinde bu ülkenin bir vatandaşı olarak çalışmalara sürece katkılarından bahsettiler. Yani taze bir ifade olsa, talihsiz bir ifade diyeceğim. Ama bunu daha sonra arkadaşlarla şöyle bir araştırınca böyle kullanırlar ifadeyi deyince bende daha fazla ısrarlı olmadım" diye konuştu.

 

Bir gazetecinin "Suikast iddiasında sizin de, Cumhurbaşkanı'nın da adı geçiyor. Bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusu üzerine, "Arkadaşları bunlar yeni şeyler değil. Malum devam eden yargı sürecinde bunları hepsi var. Bunlar hatta zaman zaman medyada da gösteriliyor. Siyasete giren bu tür şeyleri bilecek, inanacak. Olacak böyle şeyler ve bu yolda da sabırla, kararlı bir şekilde biz halkımıza vatanımıza hizmet etmeye devam edeceğiz. Bu tür art niyet içinde olanların zaten böyle bir derdi, böyle bir sıkıntısı yok. Onların derdi başka. Biz yolumuza devam edeceğiz" dedi.

Başka bir gazetecinin Türkiye'nin İsrail ile Suriye arasında arabuluculuk yapmasına ilişkin sorusu üzerine Erdoğan, Türkiye'nin bu konuda dolaylı bir şekilde yürüttüğü arabuluculuk çalışman7cfcçlü mekanizma toplantısı ve temaslarını hatırlatan Erdoın son noktaya geldiğinde İsrail'in Gazze'yi bombalaması ile bunun kesintiye uğradığını söyledi. Erdoğan talep edildiğinde Türkiye'nin her zaman arabuluculuk görevine hazır olduğunu söyledi.

Basın toplantısını ardından Erdoğan'ı ve beraberindekileri taşıyan ANA uçağı saat 20.20 sıralarında Esenboğa Havalaanı'ndan hareket etti. Başbakan Erdoğan'ı Esenboğa Havalimanı'ndan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Ankara Valisi Kemal Önal, Emniyet Müdürü Orhan Özdemir ve ilgililer uğurladı.

(İHA)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ulusal Haberleri