Başbakan Erdoğan, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov ile ortak basın toplantısı düzenledi. Gazetecilerin sorularını da cevaplandıran Erdoğan, Şubat ayında doğalgaza zam yapılacağına ilişkin haberleri yalanladı. Erdoğan, Türkiye'nin doğalgazı dışarıdan aldığını ve fiyatların da dünya fiyatlarına göre değiştiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Bunun tamamını sübvanse etmek bütçemize çok ciddi olumsuz etkileri olacaktır. Buna biz tabi bir yere kadar katlanıyoruz. Nitekim 1 Mayıs'tan şu ana kadar da hep katlandık yine katlanıyoruz ama şu anda da yine katlanmaya devam edeceğiz. Gazetelerde yer alan zam haberlerinin hiçbirisi doğru değildir. Eğer başbakan bu konuyla ilgili bir açıklama yaparsa yaptığı gün bu doğrudur. Diğer haberlerin hepsi yalandır. Kim bu haberi veriyorsa, kim yazıyorsa hepsi yalandır. Şu ana kadar yazanlar da bunu yalan haber
olarak yazmışlardır. Hükümetimize yönelik bunlar provokatif haberlerdir. Buna özellikle burada hatırlatmak istiyorum. Şu anda gündemimizde böyle bir şey yok. Eğer zam yapılacaksa yapacağımız zaman, bunu artık bakanım da açıklamayacak, bizzat ben açıklayacağım."
YALÇINKAYA'YA YANIT
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın 'Siyasi partilere kapatma davası açılabilir ve siyasi partiler bunu hisseder' açıklamasının hatırlatılması ve bu konudaki değerlendirmesinin sorulması üzerine de şöyle konuştu:
"Benim, siyasi partilerin hissetmesi gibi bir doğrusu bugüne kadar demokrasi içerisinde böyle bir özelliği doğrusu ben genel başkan olarak yakalayamadım. Bugüne kadar genel başkan olarak görüştüğüm, tanıştığım, bildiğim bir siyasi parti liderinin de böyle bir hissiyatı olduğunu duymadım. Bazı uygulamalar ortaya çıkar vesaire Ondan sonra zaten süreci takip edersiniz ama ortada hiçbir şey yokken 'böyle bir şey vardır veya hissederler' denilirse, o ülkede demokrasi çarkı sağlıklı çalışmaz. Niye sağlıklı çalışmaz? Her an kapanacağını hisseden bir siyasi partinin o ülkenin demokratik yaşamına katkısı ne derece olabilir."
AK Parti'nin parlamentonun yüzde 65'ine sahip olduğunu, diğer siyasi partilerin de yüzde 35'ini paylaştığını hatırlatan Erdoğan, "Devamlı bununla yatıp, bununla kalktığınız zaman ülkede istikrardan, güvenden bahsedemezsiniz. İstikrarın ve güvenin olmadığı bir ülkede ekonomik kalkınma olabilir mi, o ülkede temel hak ve özgürlükler sağlıklı yürüyebilir mi? Onun için de öyle bir hissiyatın içinde yaşamak demokrasi ile eşanlamlı olamaz" diye konuştu.
"Nabucco Projesi'ni başarıya taşımak iki ülke için de övünç kaynağı olacak"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Nabucco Projesi'ni başarıya taşımanın iki ülke için de övünç kaynağı olacağını belirtti. Bulgar Başbakan Boyko Borissov da, bu ana kadar Erdoğan kadar Nabucco Projesi'ni destekleyen birini görmediğini belirterek, Brüksel Zirvesi'nde sorunların aşılması için gerekli desteği vereceğini ve gecikmenin telafi edilmesini isteyeceğini söyledi.
Başbakan Erdoğan ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov, ikili ve heyetlerarası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Açıklamalar öncesinde iki ülke arasında Enerji Alanında Kapsamlı İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı imzalandı.
Başbakan Erdoğan, yaptığı konuşmada, bölgede barış, istikrar ve güvenliğe katkıda bulunan Bulgaristan ve Türkiye'nin iyi komşuluk ilişkilerini NATO içerisinde müttefik olarak, AB içinde de ortaklık ilişkileriyle taçlandırdıklarını kaydetti. AB'ye girdiği andan itibaren Bulgaristan'ın Türkiye ile ilgili takındığı tavrın, her zaman için memnuniyet verici olduğunu ifade eden Erdoğan, ayrıca Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve Güneydoğu Avrupa gibi bölgesel platformlarda verimli işbirliğini bölgedeki güçlerini arttırdığını söyledi.
Konuk Başbakan ile Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere, Karadeniz Havzası ve Güneydoğu Avrupa bölgesinde barış ve güvenliğin korunmasına matuf oluşumlar bünyesindeki işbirliğinin olumlu seyrini değerlendirdiklerini bildiren Erdoğan, "Ülkelerimizin ve Avrupa'nın enerji ihtiyacının istikrarlı kaynaklardan ve güvenli güzergahlardan karşılanmasını ve enerji arzının çeşitlendirilmesini amaçlayan projelere katılım hususunu değerlendirdik.
Tedarik, taşımacılık ve tüketim özelliklerini taşıyan enerji arzı güvenliğinde Nabucco Projesi'nde birlikte olduğumuz Bulgaristan'la bundan sonra yapacağımız işleri değerlendirdik. Bu sürecin hızlandırılmasının gereğine inanan bir ülkeyiz. AB içinde şu anda aktif rol oynaması sebebiyle de değerli dostum Borissov'dan AB yetkililerini daha da sıkıştırmayı ve süreci hızlandırmayı ben de ayrıca rica ettim" diye konuştu.
REZVE DERESİNDEN SU GETİRME VE TUNCA BARAJI
Başbakan Erdoğan, iki ülke ortak komisyonunun çalışmaları çerçevesinde Rezve deresinden İstanbul'a su alınması konusunun ciddi bir öncelik arz ettiğini belirterek, "Bu konudaki çalışmalarla inanıyorum ki gerek Enerji Bakanlığı gerek DSİ burada alt yapı çalışmalarını yapmak suretiyle önemli adımlar atacağız" dedi.
Bir diğer önemli konunu da Tunca Barajı'na yönelik atmamız gereken adım olduğunu vurgulayan Erdoğan, taşkınlarda birçok insanın hayatını kaybettiğini ve evlerin de sulan altında kaldığını hatırlattı. Erdoğan, "Tunca Barajı'nın yapılması önem arz ediyor. Bu konu da yıllardır üzerinde müzakere edip, netice alamadığımız konu. İnanıyorum ki bu süreçte değerli dostumla bu adımları atıp mesafe kaydedersek, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki stratejik işbirliğinin önemli bir adımı olacaktır" diye konuştu.
İki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptının, enerji alanındaki işbirliğinin önümüzdeki dönemde daha da gelişmesine katkıda bulunacağını belirten Erdoğan, "Nabucco projesinde Bulgaristan'la beraberiz. Temennim odur ki bu projeyi başarıya taşımak hepimiz için ortak övünç kaynağı olacaktır" dedi.
NABUCCO'DAKİ GECİKME TELAFİ EDİLMELİ
Konuk Başbakan Borissov ise, Bulgaristan ve Türkiye'nin demokrasi, çoğulculuk, özgürlük ilkelerini paylaştığını belirterek, "Bizler, Türkiye'deki reformları destekliyoruz ve Avrupa entegrasyonunu da destekliyoruz" dedi.
Doğalgaz ile ilgili imzalanan anlaşmaların AB projeleri olduğunu ifade eden Borissov, "Her şeyden önce bütün AB ülkelerine gaz tedarikinin çeşitlendirilmesine zemin hazırlamaktadır. Ben Fisher'den başlamak üzere AB'deki meslektaşlarımla konuştum. Bu ana kadar Nabucco projesini böyle destekleyen Sayın Erdoğan gibi başka kişi görmedim. Brüksel zirvesinde bu sorunların aşılması için gerekli desteği vereceğim Nabucco'daki gecikmenin telafi edilmesini isteyeceğim. Ayrıca gaz boru hattının ters yönde işletilmesi suretiyle gaz tedarikinin Bulgaristan'a sağlanması, depolama tesislerinin yapılması da gündemdedir" şeklinde konuştu.
Borissov, Yukarı Arda projesiyle müştereken Tunca Barajının da ele alınabileceğini belirterek, "Şu ana kadar sadece bir teknik belgemiz var. Sadece 'yapılacaktır' denmiştir, 'ne zaman, nasıl yapılacak, yatırımları kim olacak' bununla ilgili belirginlik yok. 4 çalışma grubumuz var. Uzmanlar kısa zamanda gerçekçi projeleri masaya koyup imzalamamızı isteyeceklerdir. Bu şekilde dünyadaki diğer ülkelere de örnek olabilecek bir çalışma yapacağız" dedi.
Borissov, Filibe camiinin ve İstanbul Belediyesi'nin restore ettiği Bulgar kilisesinin 'Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınmasını istediklerini belirterek, "Bulgaristan ile Türkiye arasında yürüttüğümüz siyasete ilişkin aracıya gerek yok. Çünkü bu ilişkiler pragmatik ilişkilerdir ve iki ülkenin halkının yararınadır" dedi.
SORULARI YANITLADILAR
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin AB'ye üyeliği ile ilgili müktesebatın şartlarına uyulmayarak siyasi şartlar geliştirmek suretiyle Türkiye'nin önünün kesilme gayretlerinin manidar olduğunu belirterek, "Biz sabırlıyız. Biz bu süreç içerisinde dersimizi iyi çalışıyoruz. Süreci kovalayacağız, ta ki AB Türkiye'ye 'Biz seni Türkiye olarak kabul etmiyoruz, almayacağız' dediği ana kadar" dedi.
Başbakan Erdoğan ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov, Başbakanlık Merkez Bina'da düzenledikleri basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.
Bulgar bir gazetecinin '60'lı yıllardan bu yana Türkiye AB'ye aday ülke. AB üyeliği konusunda hevesiniz azalıyor mu? Bulgaristan'dan nasıl bir destek bekliyorsunuz?' şeklindeki sorusunu yanıtlayan Erdoğan, "Hiçbir ülkeye, Türkiye'ye uygulanan böyle bir süreç uygulanmadı. Türkiye'nin fiili olarak AB'ye müracaatı aslında 1954, resmi olarak 1963.
Ortalama 50 yıllık bir süreç. 50 yıldır Türkiye AB'ye yapmış olduğu bu müracaatın neticesini bekliyor. Tabii öne sürülen gerekçelere baktığınız zaman aslında sudan bahaneler. Yoksa şu anda AB üyesi ülkelerin büyük bir çoğunluğunda kurumları itibarıyla, kuruluşları itibarıyla, altyapısı, üst yapısı itibarıyla, Türkiye çok daha önde bir ülke. Tabii gerekçeleri anlamakta zorlanıyoruz. Şimdi bildiğiniz gibi fasıllar da zaten bu genişlemeden sonra arttırıldı. 15 ülke iken 27 ülke AB üyesi ülke durumuna geldi.
Bütün bu süreç içerisinde Bulgaristan'ın desteklerini yanımızda gördük. Bundan sonra da aynen bu desteği göreceğimize inanıyoruz. Fakat bu müktesebatın şartlarına uyulmayarak siyasi şartlar geliştirmek suretiyle Türkiye'nin önünün kesilme gayretleri manidardır. Ancak biz sabırlıyız. Biz bu süreç içerisinde dersimizi iyi çalışıyoruz. Süreci kovalayacağız, ta ki AB Türkiye'ye 'Biz seni Türkiye olarak kabul etmiyoruz, almayacağız' dediği ana kadar. Bu kararı verdikleri anda biz de başımızın çaresine bakarız.
Çünkü Türkiye kendi kendine yetecek bir ülkedir ve AB ile alakalı olarak oraya aslında güç katabilecek bir ülkedir ama bu gerçeği bildikleri halde bunu geciktirme arzularını anlamakta zorlanıyoruz, zaman zaman" diye konuştu.
TRAKYA GÖÇMENLERİNE TAZMİNAT
Başbakan Erdoğan, Bulgar bir gazetecinin 'Türkiye, Trakya Bulgarlarının mal varlığıyla ilgili tazminatı ne zaman ödemeyi düşünüyor?' sorusu üzerine şunları kaydetti:
"Yargı süreci içerisinde olan bir konu. Aynı durum hastaneyle ilgili de öyle. Arkadaşlarımız da bu konuyu değerlendirmek suretiyle şu anda kirada olan bu hastanenin kiraya verilme sürecinin kimler tarafından olduğu hususu yine yargıyla süren bir süreç. Bunları arkadaşlarımızla takip edip neticesini yine değerli dostuma inşallah bildireceğim ve takipçisi olacağım bir konu. Trakya'daki dediğiniz mülklerle ilgili olay yine bir yargı süreci. Yargının vereceği netice ne olacaktır, karar ne olacaktır? Onu şu anda bilemiyorum ama bu karar neyse bu karara da yürütme organı olarak bizler buna uyacağız, uyarız. Bundan da kimsenin endişesi olmasın."
Erdoğan, Trakya göçmenlerine 10-20 milyar dolar olduğu söylenen tazminatın ödenip ödenmeyeceğine yönelik sorunun tekrarlanması üzerine, "Komisyon çalışmaları var. Bununla ilgili kurulmuş olan bu komisyonlar çalışmalarını tamamlayacak. Ondan sonra eğer yargıya götürülmesi gereken boyutu varsa bunların hepsinin değerlendirmeler yapıldıktan sonra nihai netice neyse takasla mı olur, diğer türlü mü olur, nasıl olacaksa bunun adımı atılacaktır" yanıtını verdi.
BULGARİSTAN'DAKİ TÜRK KARŞITLARI
Bulgaristan Başbakanı Borissov ise, 'Son dönemlerde Bulgaristan'da Türk karşıtı bazı söylemlerin olduğunu biliyoruz. Bir tazminat tartışması yaşandı, Türkçe yayının kaldırılması konusunda bir referandum konusu oldu. Ziyaretiniz sonrasında nasıl bir politika izleyeceksiniz. Bir de tazminat konusunda siz resmi talep olmadığını açıkladınız, bakanınız da özür diledi. Konu tamamen kapandı mı?' şeklindeki soru üzerine, şunları kaydetti:
"Bizler sorunların bütün mağdur ailelerinin sorunlarının çözümü yanındayız. Her iki yönde de bunu aynı olarak değerlendiriyoruz. Komisyonlar çalışıyor ve bunların sonuçlarını bekliyoruz. Milliyetçi akımlar ve bunların tepkilerine bakacak olursak, bir merhale de Bulgar politikasındaki insanlar, ortamda gerginlik yarattı ve bu gerginlik topluma yansıdı. Bu şirketler vasıtasıyla baskılar yapılmaya başlandı. Bütün bunlar da stratejik projelere bakma yerine, iki ülkenin çıkarlarıyla ilgilenme yerine, gerilimle uğraşma konusunu gündeme getirdi. Bu nedenle herhangi bir parti veya partiler, Bulgaristan'la Türkiye arasında aracı olmasına gerek yok.
Kazanan parti, ülkeyi temsil eden parti görüşmeler yapar. Benzer davranışlarla provoke edilmiş taraflar böylesine bir ortam yaratıldı. Türkçe haberlerle ilgili referandum konusu da bu kapsamda gündeme geldi. Ve özellikle ileriye yönelik işbirliği, dostane ilişkiler adına bu fikri reddettik. Ancak ben gerçekten de samimiyetle ısrar ediyorum; Türkiyeli meslektaşlarımızın da bazı insanların davranışlarına bir göz atmaları lazım. Bulgaristan'da Türkiye'nin temsilcisi gibi davranmamalarını istirham ediyorum. Demek ki, Anayasa Mahkemesi bazı konularla ilgileniyor. Ben Erdoğan beyefendiye çok teşekkür ediyorum.
Müşterek kariyerimiz var. Futbolculuk, belediye başkanlığı yaptık. Aramızda bir güven var. Gerçek sebepleri kendisine aktardım. Stratejik anlaşmalar gündeme geldi. Bazı çevrelerin yarattığı etnik gerginliği önlememiz lazım. Türkiye ile Bulgaristan birlikte istihdam yaratmalı, evlerini su basmayacak diye güvence vermelidir. Dostluk, komşuluk budur."
(İHA)