İŞTE BAŞBAKAN'IN KONUŞMASI:
Hafta sonu roman vatandaşlarımızla buluştuk. Salonda yaşananlara değineceğim. Ama köşe yazarı olarak medyada yazan çizenlerin, bakıyorum ki roman’larla, Ermeni’leri birbiriyle mukayese ediyorlar. Bu bir defa roman vatandaşlarıma saygısızlıktır. Bunun yanında benim Ermeni vatandaşım var, ona da saygısızlıktır. Roman vatandaşım, benim vatandaşlarımdır. Bu ülkede on yıllardır, vatandaşlık hukukundan dahi onlar istifade edememişlerdir. Eğer özür dilenmesi gereken varsa, benim roman vatandaşlarımdır ve ben onlardan devletim adına özür dilerim.
Roman vatandaşlarım benim azınlıkta değildir. Çünkü bazı batılılarda onları azınlık olarak tanımlıyor, bu da ciddi bir yanlış. Benim Kürt kökenli vatandaşlarımı da azınlık olarak tanımlayanlar var ya, işte bunlar hep bilgisizlikten kaynaklanıyor. Onlar bu ülkenin asli unsurudur.
O salonda, İstiklal Marşı’mızın ne kadar güzel ve yürekten okunduğunu fark ettim. Ben o gün o salonda, kameraların, fotoğraf makinelerinin, gazete sayfalarının fark etmediği bir şeyi de gördüm. O gün o salonda aynı zamanda göz yaşı vardı. Ama bu gözyaşı romanların sevinç gözyaşlarıydı. Her biri ilk kez bir hükümet tarafından muhatap alınmış olmanın, sıkıntılarının ciddiyetle ele alınmış olmasının sevincini yaşıyorlardı.
Sorunun ne olduğunu bilmeyenler, görmeyenler, çözüm üretemedikleri gibi sorunları görmezler çözümleri de farkedemezler. Tüm arkadaşların kendisini sorgulamasını rica ediyorum. Birbirimizi gerçekten anlayabiliyor muyuz? Kendimizi ötekinin yerine koyup o şekilde düşünebiliyor muyuz? Bizim bu projemiz veya bu süreç sadece Kürt kökenli vatandaşlarımızla ilgili değildir.
Bu destanın en güzel tarifini Mehmet Akif Ersoy yapıyor:
Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat, Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
Bir süredir, demokratik açılımın durduğu, hız kestiği, yavaşladığı motivasyon kaybettiği gibi yorumlar yapılıyor. Sorunun ne olduğunu bilmeyenler, sorunu görmeyenler, görmek istemeyenler, çözüm üretemedikleri gibi çözümü de göremezler. Türkiye’deki sorunu gerçekten görebiliyor muyuz?
Çanakkale dünya tarihine Mehmetçiğin asil duruşu sayesinde bir centilmenler savaşı diye geçmiştir. O gün orada Mehmetçik uzak diyarlardan kendisini katletmek için gelenlere şefkatini ve insaniyetini de göstermiştir.
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'ndeki Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Anayasa değişikliği çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Havaların ısındığı, toprağın uyandığı, bahar muştusunun herkesi kuşattığı günlerin yaşandığını belirten Erdoğan, toprak, hava ve su kadar siyasetin de ısındığını kaydetti. Erdoğan, Anayasa'da kısmı değişiklik çalışmasıyla ilgili belli bir noktaya gelindiğini ifade eden Erdoğan, muhalefetten randevu talep edileceğini ve çalışmaların içeriğinin paylaşılacağını kaydetti. Hiç tartışmasız, tereddütsüz bunu çok daha geniş kapsamlı yapmayı arzu ettiklerini ancak diğer siyasi partilerin buna hiç yakın olmadığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Hatta, bazıları 'bırakın sadece geçici bir maddeyle bu işi bitirelim' diyenler de var. Bugünkü Türkiye'nin çok acil bir ihtiyacı bu. Değişiklik asla ve asla kişisel beklentiler doğrultusunda değil, ülkenin ve milletin beklentileri doğrultusunda, AB ile katılım müzakereleri yürüten bir ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmiştir. AK Parti'nin 7.5 yıllık iktidarında Türkiye ekonomide, iç politikada, dış politikada, sosyal yaşamda çok hızlı ilerleme kaydetmiş, artık kabına sığmayan bir noktaya ulaşmıştır. Bu aşamadan itibaren yolumuza kararlılıkla devam etmek için bizim bu değişiklikleri, bu reformları yapmamız gerekmiştir. Yıllar boyunca gecikmiş, geciktirilmiş reformları artık Türkiye yapmak, başarmak zorundadır. Geçtiğimiz her saniye Türkiye'nin aleyhinedir. Türkiye, bir Anayasa değişikliğini gerçekleştirecek bir parlamentoya sahiptir. Yok kurucu meclismiş, yok şuymuş, yok buymuş Bunların hepsi gereksiz tartışmalardır. Bu parlamentoya bu yetkiyi beni milletim, vatandaşım, 'git gerekliğinde yasa yap, gerektiğinde Anayasa değişikliği yap' diye bu yetkiyi vermiştir. Milli iradenin temsilcisi olan TBMM bu değişikliği yapacak, bu reformları gerçekleştirecek güce, iradeye, yetkiye sahiptir."
MUHALEFETE 3 GÜN SÜRE
Başbakan Erdoğan, muhalefetin bu noktada sağduyulu davranacağına, aklıselimle hareket edeceğine inandığını, en azından inanmak istediğini belirterek, "Değişime karşı çıkanlar, değişimi istemeyenler varsa, lütfen bunu açık açık, samimi şekilde ve mertçe ortaya koysunlar. Farklı bahanelerin arkasına sığınarak, halkı yanıltmak suretiyle, gerçekleri çarpıtarak hiç kimse bir şey elde edemez" dedi.
Anayasa değişikliği tekliflerini bugün bütün siyasi partilere, ilgili sivil toplum kuruluşları ile medyaya ulaştırılacağını bildiren Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"İstiyoruz ki bu taslak hepsine ulaşsın ve sonra da arkadaşlarımız Pazartesi, Salı, gerekirse Çarşamba kendilerini ziyaret etmek suretiyle bu noktada nereleri eleştiriyorlar, ilaveleri, çıkmasını istediklerini neler varsa bunları kendilerinden arkadaşlarımız bu ziyaretle alacaklar. Yani bugünden verip, taslak üzerinde üç günlük bir çalışma imkanı hazırlayalım ve süratle de, bu tasarıyla ilgili 110 imza zaten toplanmış vaziyette, TBMM'ye getirilsin" dedi.
BAYKAL'A 'CAMİ, KIŞLA, YARGI' YANITI
Başbakan Erdoğan, CHP'nin 'kışlaya, camiye, yargıya siyasetin sokulmamasını' istediğini belirterek, "Ben tabi CHP'nin bu yaklaşımına aynen katılıyorum. Biz de aynı şeyi savunuyoruz zaten. AK Parti olarak kurulduğumuz andan itibarin hep bu hassasiyet içinde olduk. Ancak ana muhalefet liderinin de en az bizim kadar, en az AK Parti kadar bu noktada hassas olmasını rica ediyorum. Bize çuvaldızı batırmadan önce kendilerine lütfen iğneyi batırsınlar" dedi.
YARGIYI GÖREVE ÇAĞIRDI
CHP Bolu İl Başkanı'nın imam ve müezzinlere bir mektup göndererek, 'Türkiye kendisi gibi düşünmeyen insanlara adeta zulmeden bir iktidar tarafından yönetilmektedir. Lütfen yaşananlara kayıtsız kalmayın' dediğini anlatan Erdoğan, "CHP'nin Sayın Lideri hemen her konuşmasında orduyu, yargıyı hedef alan son derece tahrikkar ve son derece sorumsuz açıklamalar yapabiliyor. Yani Anayasa'nın 138'nci maddesini sürekli çiğniyor, sürekli. Ama buna çiğnemeye karşı yargının kalkıp da bir suç duyurusunda bulunduğunu hiç duydunuz mu? Acaba AK Parti tarafından böyle bir şey yapılmış olsa yer yerinden oynar mı, oynar. Ama onlar bakıyorlar ki böyle bir şey yok. Ondan sonra sürekli olarak adeta yargıyı yönlendirme, yönetme, tahrik etme gibi bir görevi yerine getiriyor. Evet, lütfen kışlaya, camiye ve yargıya siyaset sokmayın. Bunu biz yapmıyoruz, lütfen siz de yapmayın."
Bugünlerde bazı değişiklikler gördüğünü ve artık CHP Genel Başkanı'nın tarih okumaya başladığını gördüğünü belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bunu memnuniyetle görüyorum. Balkan Savaşları diyor, Damat Ferit dönemini okuyor, Nemrut Mustafa Paşa dönemini inceliyor. Umuyorum tarih derslerini hızlandırır ve bugünün Türkiye'sine de gelir. Umarım demokrasi tarihimizi de okumaya ve incelemeye başlar. Eğer bugünlere gelirse Türkiye'nin demokratikleştiğini, demokraside epeyce mesafe kat ettiğini görür. Ve kendisi de hayati derecede bir aydınlanmayı yaşar."