AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in dünkü açıklamalarıyla ilgili olarak, "Adeta bir siyasi parti lideri ağzıyla konuşmuştur. Ben Sayın Gerçeker'i gerçek bir hukukçu gibi davranmaya davet ediyorum. Bazı hukukçularımızın, bazı üst düzey yargı mensuplarının maalesef konuşmaları ve beyanları adeta ana muhalefet partisinin lideri ağzıyla yapılmış gibi görünüyor" dedi.
Çelik, AK Parti MKYK Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in dün Ankara Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada Anayasa değişikliği ile ilgili açıklamalarına yanıt verdi. Gerçeker'in bir yargı mensubunun söylememesi gereken sözler söylediğini ifade eden Çelik, şunları kaydetti:
"Elbette yargı bağımsızdır. Elbette yargı tarafsız olmalıdır. Yargının bağımsızlığına saygımız sonsuzdur. Kesinlikle de yargıya, hukuka güveniyoruz, Ama şunun da bilinmesi gerekiyor. Yargıya güvenmek bütün yargıçlara da güvenmek anlamına gelmiyor. Maalesef alınan bazı kararlar kamu vicdanını kanatmaktadır adeta."
Yazar Nazlı Ilıcak'ın bir hakim için 'işgüzar' sıfatını kullandığını ve 1 yıla mahkum edildiğini belirten Çelik, bir başka köşe yazarının da Prof. Dr. Baskın Oran hakkında 'köpek' yakıştırmasında bulunduğunu ancak bunun suç olarak değerlendirilmediğini söyledi. Çelik, "Bu tür kararlar çıktığı zaman bu kesinlikle kamu vicdanını yaralamaktadır. Maalesef yargıçların şahsında yargıya olan güveni sarsmaktadır, azaltmaktadır" dedi.
Türkiye'de işini hakkıyla yapan, gerçekten adalet dağıtmaya çalışan çok sayıda yargı mensubu bulunduğunu da ifade eden Çelik, "Onların karşısında da millet olarak halk olarak yaptıkları işlerden dolayı şapka çıkartırız. Sayın Başbakana ağız dolusu hakaret eden birçok insanla ilgili başvurularda da maalesef Sayın Başbakan haklı görülmemiştir. Bu ve benzeri örnekleri çoğaltmak mümkündür" diye konuştu.
"GERÇEKER, GERÇEK BİR HUKUÇU GİBİ DAVRANSIN"
Gerçeker'in konuşmasında, hükümetin, iktidar partisinin yargıyı vesayeti altına almak istediğini söylemesini de yadırgadıklarını belirten Çelik, şöyle konuştu:
"Böyle bir niyetimiz asla olmadı, böyle bir düşüncemiz asla olamaz. Biz kendimize, AK Parti'ye, AK Parti hükümetlerine uygun bir yargı modeli oluşturmaya çalışmıyoruz. AB'ye üye 27 ülke var. Buradaki ortalamayı alalım, demokratik standartları yüksek olan ülkelerde bu işler nasıl yapılıyorsa, biz onu yapmaya talibiz. Sayın Gerçeker daha ileri giderek, TBMM'nin buna geçit vermeyeceğini, geçit verse bile Türk milletinin buna geçit vermeyeceğini söylemiştir. Adeta bir siyasi parti lideri ağzıyla konuşmuştur.
Ben Sayın Gerçeker'i gerçek bir hukukçu gibi davranmaya davet ediyorum. Bu tavrı kendisine yakıştırmadığını ifade etmek istiyorum. Kendisi elbette saygın bir hukuk adamıdır. Ama hukuk adamı gibi davranması ve söylemlerini de böyle olması gerekiyor."
Gerçeker'in siyasi partilerle ilgili denetimin Sayıştay'a bırakılmasını da yadırgadığını belirten Çelik, üyeleri Meclis tarafından seçilen Sayıştay'ın denetim yapamayacağını söylediğini kaydetti. Sayıştay'ın millet adına tüm kurumları denetlediğini belirten Çelik, bağımsızlık ve tarafsızlığın atanma merci ile ilgili olmadığını söyledi. Çelik, ABD'de de, ABD Başkanının tayin ettiği birçok hukuk adamlarının, yeri geldiğinde Başkana karşı çok rahat bir tavır sergilediğini belirterek, gerçek hukuk adamından da beklenenin bu olduğunu dile getirdi.
10. CUMHURBAŞKANI SEZER'E TEPKİ
Çelik, bir eski cumhurbaşkanının referandumdan 'evet' çıkınca Anayasa Mahkemesi'ne götürülebileceğine ilişkin açılama yaptığını söyleyen Çelik, "Bütün millet, diyelim ki yüzde 60-65 halk buna evet diyecek. Siz 11 kişinin önüne götüreceksiniz. 11 kişiye diyeceksiniz ki, 'bu olmadı, nihai hükmü verin' diyeceksiniz. Böyle bir demokratik bir anlayış olmaz. Millete dayalı yargı böyle olmaz. Dolayısıyla bu konularda çok daha sağduyulu düşünmemiz gerekiyor. Herkesin kendi sorumluluk alanında hareket etmesi gerekir. Güçler ayrılığı prensibi de bunu gerektirir. Bazı hukukçularımızın, bazı üst düzey yargı mensuplarının maalesef konuşmaları ve beyanları adeta ana muhalefet partisinin lideri ağzıyla yapılmış gibi görünüyor. Bu kamuoyumuzun da basınımızın da dikkatinden kaçmıyor" şeklinde konuştu.
Gerçeker'in toplumun her kesimini tavır koymaya çağırdığını da belirten Çelik, "Hukuk adamının yapması gereken bu değildir. Bunu yapacak başka merciler vardır. Ancak Sayın Gerçeker kendi kurumu adına konuşma hakkına sahiptir" dedi.
Çelik, AK Parti MKYK Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Van'a giderken Başbakan Erdoğan'ın ABD'ye gitmesini TEKEL işçileriyle ilişkilendirdiğini belirterek, "Burada bir bağlantı kurmayı nasıl aklına sığdırdı, nasıl izah etti bunu anlamakta güçlük çekiyoruz" dedi. Demokrasilerde herkesin gösteri hakkı bulunduğunu ancak, demokrasinin her isteyenin, istediği zaman, istediği yerde istediğini söyleme hakkı da olmadığını belirten Çelik, yasal çerçevedeki her faaliyete hükümetin izin verdiğini kaydetti.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak'ın belediyeden el çektirilmesinin ardından yaşanan tartışmalara da değinen Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Durak'ı istifaya çağırdığını ancak Genel Başkan Yardımcısı Recai Yıldırım'ın Durak'ı savunan açıklamalar yaptığını, MHP Adana Milletvekili Yılmaz Tankuk'un da Durak'ı savunan bir yazılı soru önergesi verdiğini söyledi. Çelik, "Bir taraftan Genel Başkan ismi yolsuzluklarla anılan belediye başkanını istifaya davet etmiştir. Diğer taraftan da kendi genel başkan yardımcısı ve Adana milletvekili savunan bir tutum takınmışlardır. Yine Belediye Meclisinde CHP ile MHP işbirliği hainde hareket etmektedir. Daha önce Sayın Başbakan'ın 'aynı yumurta ikizleri' veya 'ruh ikizi' benzetmesine kızan MHP'li dostlarımız bu ikiz durumunu maalesef burada da sürdürmüşlerdir. Biz temenni ediyoruz ki, Adana'da bu kararsız ve belirsiz durum ortadan kalkar, Adanalılar da, belediye de rahat bir nefes alır, halkımıza adam akıllı hizmet verilir, diye düşünüyoruz" dedi.
VAN'DA BAYKAL'A YÖNELİK YUMURTALI SALDIRI
Gazetecilerin sorularını da cevaplandıran Çelik, Van'da CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a yönelik yumurtalı ve taşlı saldırının kendisinin adamları tarafından yaptırıldığına yönelik iddiaların hatırlatılması üzerine, "Bu iddiayı değerlendirmeye bile değer bulmuyorum. Tamamen saçma bir değerlendirme. Ama Sayın Baykal'ın benim seçim bölgem ve memleketim olan Van'a gitmesinden duyduğum memnuniyetimi ifade etmek isterim. Habere üzüldüm. Sayın Baykal'ın da içinde bulunduğu CHP otobüsünün toplantının yapılacağı düğün salonuna giderken yumurta ve taşlı saldırıya maruz kaldığı şeklinde ajanslara bir haber düştü. Bundan üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. Benim hemşerilerim herkese bağrını açmalıdır. Misafirperverlik göstermelidir. Van'a ve Vanlılara yakışan budur. Bu saldırıları yapanları kınıyorum, ayıplıyorum" diye konuştu.
"FİRE BEKLEYENLER YANILACAK"
Anayasa değişiklik teklifi oylamalarında AK Parti milletvekilleri arasında fire olacağına ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine Çelik, "Fire olacağını söyleyenler kendi temennilerini dile getiriyorlar. Ben şüphesiz ki 337 kişilik parti grubu içinde bütün arkadaşlarımın her meselede aynı şeyi düşünmemesini normal karşılarım. Demokratik açılım sürecinde de bazı arkadaşlarımız işin yöntemiyle ilgili kaygılarını dile getirmişlerdir. Ama onlar partimizin mensuplarıdır, bizim milletvekillerimizdir. 337 milletvekili olan bir kitle partisinin, bütün milletvekillerinin tornadan çıkmış gibi tek tip olarak düşünmek demokrasinin ruhuna aykırıdır. Arkadaşlarımız aykırı görüş bildirseler de, Türkiye'nin, milletin, memleketin faydasına olan böyle bir meselede kesinlikle aykırı bir tavır takınmazlar. Yani AK Parti'de fire bekleyenler yanılacaklardır. Hep birlikte bunu göreceğiz zaten. 20 milletvekilinin bildiri yayınlayacağını söylediler. Bunlar olmadı. Bunlar tamamen hayal mahsulü şeylerdir. Biz ne yaptığın bir ekip olarak Türkiye'ye ayak bağı olan meseleleri çözmek için yolumuza devam ediyoruz" dedi.
Anayasa değişikliğine ilişkin Meclis takviminin sorulması üzerine de Çelik, takvimin işlediğini ve Çarşamba günü Anayasa Komisyonu'nda meselenin ele alınacağını söyledi. Çelik, "Muhalefetin bazı engellemeler yapacağını, engellemeler yapmak için gayret içinde olduğunu biliyoruz. Gerek önerge vermede, gerek her maddede konuşarak bu süreci geciktirmeye çalışacaklarını biliyoruz. Ama ne kadar geciktirmeye çalışırlarsa çalışsınlar ben sürecin Nisan ayı içinde TBMM'de biteceğini düşünüyorum. Her madde için Genel Kurulda 3 saatlik bir süre düşünüyoruz. Bu da 80 küsur saat eder. Arkadaşlarımız gereken fedakarlığı yapacaklar. Gerekirse Danışma Kurulu kararıyla Danışma Kurulu kararı çıkmasa, grup önerisiyle, belki TBMM'nin çalışma saatleri artırılarak Türkiye'nin bu hayati meselesinde gerekli çalışmalar yapılacaktır. Kamuoyu müsterih olsun" diye konuştu.
(İHA)