YEMEK PROĞRAMI VE SAYGISIZLIK

“Yemek” deyip de geçmeyelim ve Allah’ın verdiği nimetlere karşı nankörlük etmeyelim. Yemek yemek”, iki muazzam nimetin bir araya gelmesiyle oluşur

“Yemek” deyip de geçmeyelim ve Allah’ın verdiği nimetlere karşı nankörlük etmeyelim.  Yemek yemek”, iki muazzam nimetin bir araya gelmesiyle oluşur. Bir tarafta “yemek” dediğimiz, Allah tarafından ihsan edilmiş ve yaşayan canlılara sunulmuş, nice nimet ve gıdalar var. Diğer tarafta, bu nimet ve gıdaları yemek için ağız, diş, dil ve yutak gibi Yüce Allah tarafından yaratılmış uzuvlarımız var. Bunlarla da bitmiyor, yemek yemek için, iştah gerekir. Bunu da Bizlere veren Allah (cc) var.

Allah tarafından verilen gıdalar, nimetler, hadsiz ve hesapsız. Her an, her saat, her gün, her ay, her yıl güzel bir plan ve sistem içerisinde bizlere sunulmakta, mevsim mevsim, adeta bir sofra gibi önümüze serilmektedir. Bizler görüntüde bu nimetleri sanki bir çalışma, bir ücret ve bir bedel karşılığı alıyormuş gibiysek de, bizlere o bedeli elde etmek için, o çalışmayı göstermek için, o ücreti ödemek için gerekli olan kol gücünü ve akıl gücünü veren de Allah(cc)tır. Bir bakıyorsunuz, kış gelmiş, kışın meyvesi farklı. Bir bakıyorsunuz yaz gelmiş yazın meyvesi daha farklı. İlkbaharın, sonbaharın meyvesi farklı. Her mevsimin sebzesi, meyvesi farklı olmakla iş bitmiyor. Allah (cc), her mevsime göre ayrı bir iştah ve istek veriyor. Allah (cc), mevsimine göre halkettiği gıdaya göre iştah da veriyor. Yazın yemek için ağzının sulandığı bir meyveyi bir kış günü manavda görürseniz, bırakınız ağzınızın sulanması, içiniz titrer ve üşürsünüz. Ben geçen gün, bir manavda, bu kara kışın ortasında, birkaç adet karpuz gördüm, içim titredi, iştahım gelmediği gibi büyük bir üşüme hissi uyandı bende. Halbuki, o gıda yaz günü yendiğinde serinlik veriyor. Demek ki, yemek gıdasının verilmesiyle, iş bitmiyor “iştahın da verilmesi ve yeri zamanına göre verilmesi gerekiyor.”
Yemek yemek için, önce iştah gerekir. İştah olması yetmiyor. Yemek yemek için ağız lazım, diş lazım. Diş olması yetmiyor, dişimizle öğüttüğümüz gıdaların dil yardımıyla, yutağa doğru itilmesi gerekiyor. Yani dil gerekiyor. Yutak gerekiyor. Yemek borusunun önünde kapı vazifesi gören yutak olması yetmiyor, bu yutağın çalışabilmesi için tükürük bezlerinin çalışması gerekiyor. Yani, dil ile tadını alarak yediğimiz gıdaları yemek borusuna göndermek için tükürük bezleri ve yutak gerekmektedir. Görüldüğü gibi “yemek yemek” dediğimiz eylemin ikinci kısmında da nice nice nimetler, daha doğrusu hepsi de birer nimet olan organlar var.

Yemek yemek”, şeklindeki deyimin hem birinci kısmında, hem de ikinci kısmında, sonsuz şükür gerekmektedir. Yüce Allah (cc), sonsuz nimetler göndermiş ve gönderdiği sonsuz nimetleri yemek için de çeşit çeşit organlar halketmiş ve yeme duygusunu (iştahı) da vermiştir.
Yukarıda anlatılanları bir bütün olarak düşündüğümüzde, “yemek yemek” dediğimiz hususun aslında ne muazzam bir hadise, ne azim bir olay olduğunu anlarız. Bu gerçeğe rağmen, insanoğlu –maalesef- çoğu zaman, bu nimet ve gıdalara karşı gaflet ve nankörlük içindedir.  Bu durum, çok acı bir gerçektir.

Bu nankörlüğü, belki fertler olarak her gün işliyoruz ve her gün icra ediyoruz, fakat, Show TV adlı kanalda yaklaşık bir yıldır yayında olan “Yemekteyiz” programında da alenen ve sistemli bir şekilde o TV’nin izleyicilerine, nankörlük ve şükürsüzlük pompalanmaktadır.  Nasıl mı?  Başta yukarıda belirttiğimiz ve “yemek yemek” deyiminde saklı olan nice nimet ve hikmetler gözden kaçırılıyor. Nimetler basite alınıyor. İkinci olarak,  O nimetleri bulamayan milyonlarca kişinin olduğu kimsenin aklına dahi getirilmeden, düşüncesizce ve bilinçsizce, nimetlere karşı saygısızlık içinde, o nimetleri gönderene de şükürsüzlük içinde program sunuluyor.
Yemekteyiz Programıyla, Büyük Türk Milleti önünde Allah'ın verdiği nimetlere saygısızlık eden başta o programın yapımcısı, yönetmeni olmak üzere, o programa gelerek nimetlere, yemeklere karşı nankörlük eden ve şükürsüzlük gösteren herkesi kınıyorum. Bu noktada, şunu ifade ediyorum. Ey SHOW TV'nin Yemekteyiz Programı Yapımcıları ve Yönetmenleri ve o programın katılımcıları "O beğenmediğiniz yemekleri bulamayan milyonlarca kişi var bu Ülkede diyorum. Sizleri İnsafa çağırıyorum."

Başta Show TV Yetkilileri olmak üzere, herkese sesleniyorum: Yemek deyip de geçmeyelim, nimetlere karşı nankörlükten vazgeçelim. Yüce Rabbimize (cc) sonsuz bir şekilde şükredelim. Ve her yemek yemeye başladığımızda Bismillah ile başlayıp Elhamdülillah ile bitirelim ve ortada da tefekkür edelim, İnşaallah.   

Bekir TEKİNER

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Spor Haberleri