Taş İle Karaozan ve Canbolat Arasındaki ‘Polemik’ Kızışıyor!

Taş ile Karaozan ve Canbolat arasındaki polemiğin (kalem kavgası) önümüzdeki günlerde alevlenmesi bekleniyor.

Kahramanmaraş gündemi hakkında yazılar kaleme alan sayılı yazarlardan olan Mehmet Taş ile Karaozan Eshabil Karademir ve Süleyman Canbolat arasındaki polemiğin (kalem kavgası) önümüzdeki günlerde alevlenmesi bekleniyor.

3 değerli yazar arasındaki laf düellosu Kahramanmaraş’ın deneyimli gazeteci yazarlarından Mehmet Taş’ın Maraş Gündem’de 11 Temmuz 2011 tarihinde yayımlanan; “Yetti gayri artık biz de istemesini öğrenelim yav…” başlıklı yazısı ile başladı.

İŞTE DÜELLONUN ADIM ADIM GELİŞİ:

Kahramanmaraş kent merkezinde 1980 yılından buyana gazetecilik yapmakta olan Mehmet Taş, 2002 yılından bu yana AK Parti iktidarının 3 dönemdir iktidar olmasına rağmen Kahramanmaraş’a bir bakanlık verilmemesine adeta isyan etti. Doyurucu hizmet getirilemediğini de eleştiren Taş; "Bir şey olacağı yok. 2002 yılından bu yana Kahramanmaraş’ta aslında değişen bir şey yok. Aynı tas, aynı hamam…" ifadesini kullandı.

İktidar partisine yakınlığı ile bilinen ve 2009 yerel seçimlerinde AK Parti’den belediye meclis aday adayı olarak müracaat etmesine rağmen sonradan vazgeçen deneyimli yazar Mehmet Taş; Maraş Gündem'deki son köşe yazısında; “Yetti gayri artık bizde istemesini öğrenelim yav…” başlığını kullanarak aynen şunları yazdı:

“Bir söz vardır, zaman zaman kullanırız; yetti gayri, çık karşıma, benim senden çektiğim nedir, erkeksen çık karşıma…

2002 yılından bu yana tam üç dönem oldu.

Bir Bakanımız olsun istedik..

Bir Bakanlık dedik.

Yazdık, çizdik.

Methiyeyi hiç hak etmeyenlere, bakan olur umuduyla methiyeler dizdik.

Dizdik de ne oldu?

Yine boş,

Yine bir başka bahara kaldı bakanlık hayalimiz..

Bir başka bahara kalan sadece bakanlık hayalimiz değil aslında..Bizler diyorduk  ki;

Seçimlerden hemen sonra,

Çalışmayan, hizmet üretmeyen, kendileriyle bile kavgalı olan daire müdürleri görevden alınırlar..

Özel idare Genel sekreterinin atamasını yaparlar..

Başarısız olan teşkilatlara, ‘hadi siz biraz dinlenin’ derler diye umut etmiştik..

Heyhat!..

Bir şey olacağı yok.

2002 yılından bu yana Kahramanmaraş’ta aslında değişen bir şey yok.

Aynı tas, aynı hamam…

NEDEN BÖYLE YAZIYORUM?

Artık yaşlandık, bardağın dolu tarafına bakalım, insanları eleştirmeyelim diye düşündük.

Düşündük böyle amma, baktık bir şeyin olacağı yok bu şehirde. Tabiri caizse herkesin üzerine ölü toprağı ekilmiş.

Neler oluyor böyle?

Bu şehir hizmeti hak etmiyor mu?

Bu şehrin insanlarının hizmet almaya hakkı yok mu?

Yoksa yoksa bu şehrin insanları hizmete mi layık değil?

Beyler;

Aklınızı başınıza almanın vakti gelmedi mi?

Kapalı kapılar ardında boş boş konuşularak bu şehre hizmet edilemez.

Artık sizi sahne önlerinde görmek istiyoruz. Yeter arka sıralarda durduğunuz.

Ya sahne önüne geliniz. Ya da işgal ettiğiniz bu koltukları terk etmeye hazırlanınız.

Komşu şehirlerde yaşayan insanlardaki sosyal yaşam ile bizim sosyal yaşamımız karşılaştırma yapılamayacak kadar ilkel…

 

Kahramanmaraş Belediyesinin yaptığı bazı hizmetlerle bu iş yürümüyor.

Biz kurumların aldığı araç gereçleri değil, arazide yaptığı hizmetleri görmek istiyorum. Son model makam araçları ile şehirde gezerek görev yaptığını sananlar, oradaki buradaki küçük çaplı işyeri açılışlarında kurdele kesme kuyruğunda gözükerek hizmet ettiğini sanan bürokratlar…

Sanal dünyadan artık kendinizi bir kurtarın Allah aşkına…

Hem hak, hukuk, adalet, Allah kitap diyorsunuz hem de aldığınız maaşı hak edecek hizmetleri üretmiyorsunuz…

Bu şehirde son yıllarda, siyasette, bürokraside ve medya sektöründe sorunlar var..

Bizler de üzerimize düşeni yapamıyor, ya korkuyoruz ya da işimize öyle geliyor.

Hep birlikte el ele çalışanların başarılarını yazalım, çalışmayanları da eleştirelim.

Olan Kahramanmaraş’a oluyor….

Herkes ay’a biz ise hâlâ yayayız ya…”

MEHMET TAŞ’IN BU YAZISI ÜZERİNE KARAOZAN NE YAZDI?

1971 yılından bu yana Kahramanmaraş’ta gazetecilik yapmakta olan Kanal 46 yazarlarından Karaozan mahlaslı Eshabil Karademir ise aynen şunları yazdı:

Sonunda Taş’ı da çatlattılar ya helal olsun (!)…

Gazeteci-yazar dostum Mehmet Taş’ın “Yetti  gayri artık biz de istemesini öğrenelim yav..” başlıklı makalesini  hayretle ve zevkle okudum.

Her platformda AK Partili olduğunu söyleyen dostum Mehmet Taş, makalesinde 61. Kabinede Kahramanmaraş’tan bakan olmamasına adeta isyan etmektedir.

Mehmet Taş; isyan ve eleştiri içeren yazısında;

“Bir söz vardır, zaman zaman kullanırız; yetti gayri, çık karşıma, benim senden çektiğim nedir, erkeksen çık karşıma…

2002 yılından bu yana tam üç dönem oldu.

Bir Bakanımız olsun istedik..

Bir Bakanlık dedik.

Yazdık, çizdik.

Methiyeyi hiç hak etmeyenlere, bakan olur umuduyla methiyeler dizdik

Dizdik de ne oldu?

Yine boş,

Yine bir başka bahara kaldı bakanlık hayalimiz..

Bir başka bahara kalan sadece bakanlık hayalimiz değil aslında..Bizler diyorduk  ki;

Seçimlerden hemen sonra,

Çalışmayan, hizmet üretmeyen, kendileriyle bile kavgalı olan daire müdürleri görevden alınırlar.

Özel idare Genel sekreterinin atamasını yaparlar..

Başarısız olan teşkilatlara, ‘hadi siz biraz dinlenin’ derler diye umut etmiştik..

Heyhat!..

Bir şey olacağı yok.

2002 yılından bu yana Kahramanmaraş’ta aslında değişen bir şey yok.

Aynı tas, aynı hamam…” diyor.

EHLİYETSİZ POLİTİKACILAR TAŞ’I KIZDIRDI..

Kahramanmaraş’ta özelikle iktidardaki ehliyetsiz politikacılar sonunda Gazeteci-yazar Mehmet Taş’ı bile çatlatmayı başardı.

Tebrik ediyorum (!).

Sevgili dostum Taş;

Kanal 46 Kahramanmaraş sevdası ile her zaman dik durdu, haberlerinde, tenkitlerinde ve yorumlarında particiliği değil Kahramanmaraş’ın kalkınmasını önde tuttu.

Hiçbir siyasetçinin koltuğu altına girmediği ve taraftarlık yapmadığı için

Son seçimde özellikle iktidarın Kahramanmaraş’taki sahipleri (!) olduğunu sananlardan ambargo yedi. (Son gülen iyi güler.)

AK Parti binasına girişte polisin üstünü başını ve çantasını aradığı tek gazeteci oldu. ‘Buna alışacaksınız’ denildi. (Biz her şeye alışırız da bakalım altlarındaki koltuklar gittiklerinde bazıları neye alışacak)

Kahramanmaraş’a hizmet gelmesi için, istikrarın biraz düşmesi gerektiğini söyledi.

Mesela; Toprak Koruma Kurulu "malum” olayda yalnız bırakıldı.

Bırakın yalnız bırakılmayı, kurulun ‘red’ veren üyeleri nerede ise sözüm ona Kıbrıs Meydanı’nda idam edilecek hale geldiydi.

Olayı ilk duyuran, görüşlerini, doğruları korkmadan ve çekinmeden dile getiren sadece ve sadece Kanal 46 oldu.

Eğer Kanal 46 yazılı medya olsaydı, baskı tesisi ve gazetesi satın alınarak susturulmak istendi.

Bunlar olurken Kanal 46’nın dik duruşuna maalesef gazeteciler destek vermediği gibi, bilhassa karşı safa kıyamda bulundu.

Adam gibi adam. Gazeteci gibi gazetecileri tenzih ediyorum.

Sel yoluna kurulan evi muhakkak sel alacaktır.

Mermere ekin ekmeye çalışanlar, kış geldiğinde zahiresiz kalacaklardır.

Yazınızda “Hep birlikte el ele çalışanların başarılarını yazalım, çalışmayanları da eleştirelim.” Diyorsunuz.

Biz Kanal 46 olarak zaten öyle yapmaktayız.

Allah’ın izni ile öyle yapmaya da devam edeceğiz.

Seni severim.

Ama şimdi daha da çok seviyorum.

Hoş geldin sevgili dostum Mehmet Taş hoş geldin.

Zararın neresinden dönülse kârdır.

Yeri gelmişken; Kanal 46’nın sağ tarafında yer alan bir bannerı hatırlatmak istiyorum:

“GAZETECİYSEN BOYUN EĞMEYECEKSİN, BOYUN EĞECEKSEN GAZETECİYİM DEMEYECEKSİN.”

Kahramanmaraş’ta “Önce Gazeteciyim” diyenler uysal koyun olmadıklarını göstermelidirler.

Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.

Sağlıcakla kalın.”

MEHMET TAŞ’A BİR TAŞ TA SÜLEYMAN CANBOLAT’TAN…

Karaozan’ın bu yazısının yanı sıra bir ara Kahramanmaraş’ta da görev yapan ve aslen Adanalı olan usta gazeteci-yazar Süleyman Canbolat ta, yine Kanal 46’daki köşesinde 11 Temmuz’da meslektaşı Mehmet Taş’a küçük bir taş atarak şöyle dedi:

CANBOLAT’TAN TAŞ’A ‘TAŞ’

 İsyan etmişsin sevgili dostum...

AKP’nin Kahramanmaraş’a sırtını döndüğünden dem vurmuş, “Kahramanmaraş’a 3’üncü dönemde de bakanlık verilmedi” demişsin...

Kusura kalma ama buna hakkın yok...

Yok, çünkü bu hakkı kullanacak son kişi sen olmalısın...

Ne demek istediğimi anla, AKP konusunda “taraf” olduğunu kabullen ve “biat eden bertaraf olmaya mahkûmdur" sözünü de sakın ola unutma.”

SÖZ SIRASI YENİDEN MEHMET TAŞ’TA…

Karaozan ve Canbolat’ın yazılarının ardından yeniden söz sırası gelen Mehmet Taş, 12 Temmuz tarihinde köşesinde bu kez şunları bilgisayara aldı:

“Ne demeli bu dostlara bilmiyorum ki?

“İstemesini öğrenmeliyiz yetti gayri” başlığı altında yazdığım köşe yazımda Ak

Parti iktidarından Kahramanmaraş kamuoyunun beklentilerini dile getirerek, “yetti gayri istemesini öğrenmeliyiz” diye konuyu bağlamış, beklentilerimizi dile getirmiştik.

Getirdik getirmesine amma, yazımın yazılış gerekçesini anlamak istemeyen gazeteci dostlarım, bana göre “kaş yapayım derken göz çıkartmışlardı”

Her insan gibi benim de bir siyasi görüşüm vardır.

Türk Demokrasisi için şans olduğuna inandığım Sayın Başbakan’ın Genel Politikalarını beğenmekteyim.

Ülkemizin gelişmesi ve batı standartlarını yakalayabilmesi için Demokrasinin bütün kurumlarıyla ülkemizde yerleşmesini istiyor, çifte standarta isyan ediyorum.

Ancak bu memlekette hiç kimse, benim partizanlık yaptığımı, partizan olduğumu da söyleyemez.

Değerli büyüğümüz Karaozan yazdığı köşe yazısında, benim eleştirilerime katıldığını kabul ederken, bana uymayan, benim karakterimle doğru orantılı olmayacak ifadeleri samimiyet içerisinde kullanmıştır.

Süleyman Canbolat ve Eshabil Karademir (Karaozan) dostların bana destek çıkmasını ve yazdıklarımı sahiplenmesinden mutlu oldum.

Ne var ki, beni Ak Partili bir partizan gibi değerlendirmeleri de doğru değildir.

Bilindiği gibi bir partili olan o partinin her hangi bir organında görev yapar, kaldı ki Ak Parti ya da bir başka partide aktif olarak görev yapmak bir insan için büyük bir onurdur.

Ülkede insanların sadece konuştuğunu, ülkenin gelişmesi adına risk almaya çekindiğini, başkaları yapsın mantığı ile sorunların sürekli sümen altına atılmasının bizim ülkemizde genel bir anlayış olduğunu gördüğümüzde, siyasette görev almanın bu amaçla da insanlara hizmet etmenin güzel ve onurlu bir hizmet olduğunu düşünüyorum.

Benim otuz yıla yakın bu meslekte edindiğim bir tecrübe vardır. Bu da seçim dönemlerinde bütün siyasi partilere eşit olmak ve hiçbir siyasi partiyi seçim sürecinde eleştirmemektir.

Çünkü toplum mühendisliğine karşıyım.

Kendi süzgecimde doğruları yazar çizerim ve seçmenin hangi düşünceye ya da hangi partiye oy vermesi gerektiğinde ahkam kesmem, haddimi bilirim.

Sanırım bu haddimi bilmem, seçim sürecinde her hangi bir partiyi eleştirmemem arkadaşlarımızın bizi Ak partili görmesine sebebiyet vermiştir.

Ben eş, dost sohbeti dışında şu ya da bu partiliyim demem. Denilmesini de doğru bulmam.

Arkadaşlarımızın canı sağ olsun…

Bize gösterdikleri ilgi ve iltifata da teşekkür ediyorum…”

3 değerli yazar arasındaki polemikte şu ana kadar yaşananlar ve yazılanlar bunlar.

Bakalım ilerleyen günlerde neler olacak…

Söz konusu 3’lü arasındaki yazı savaşına diğer gazeteci-yazarlardan da katılım olacak mı?

Kahramanmaraş kamuoyu gelişmeleri büyük bir merakla bekliyor.

(Haber Merkezi)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Politika Haberleri