AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Mahir Ünal, Karaelbistan, İğde, Doğan ve Akbayır beldelerinde açılış ve tanıtım toplantılarına katıldı.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Mahir Ünal, Karaelbistan, İğde, Doğan ve Akbayır beldelerinde açılış ve tanıtım toplantılarına katıldı. Katıldığı toplantılarda AK Parti'nin 8.5 yıllık çalışmalarını anlatan Ünal, “Türkiye'nin önü açıktır. Türkiye'nin 12 yılı planlanmıştır. 2015'te ne olacağını biliyoruz. 2019'da neler olacağını biliyoruz. 2023'te ne olacağını biliyoruz. Türkiye 12 gün sonrasını göremezken artık, 12 yıl sonrasını görebiliyor. Türkiye kaynaklarını planlayabiliyor. Türkiye artık bir vizyon belgesine sahip” dedi.
Ünal, ilk olarak Karaelbistan beldesinde vatandaşlarla bir tanışma toplantısı yaptı. Ünal, AK Parti milletvekili aday adayları, İl Genel Meclis Üyeleri ile birlikte Karaelbistan beldesinde davul-zurna eşliğinde karşılandı.
Tanışma toplantısında bir konuşma yapan Karaelbistan Belediye Başkanı Mikdat Er, şunları söyledi:
“Yerelde, genelde, referandumda Karaelbistan Kasabası performansını göstererek, bölgemizin en yüksek oyunu alarak, parlamentoya vekilimizi son derece üst düzeyde göndermiştir. Belediye başkanını da son derece yüksek oyla seçmiştir, yüzde 80 oylarla. Referandumda yüzde 89'la oyumuzu gerçekleştirdik. Kasabamızda oy tarzında hiç bir sorun yok. Birlik ve beraberlik içinde bu güveni bir daha gerçekleştireceğiz. Kasabam adına söz veriyorum.”
Toplantıya; Belde Başkanı Fatih Mehmet Kurt, Gençlik Kolları Başkanı Yusuf Er, Kadın Kolları Başkanı Nimet Bekar ve vatandaşlar katıldı.
Burada bir konuşma yapan AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Mahir Ünal, AK Parti'nin 8.5 yıllık icraatı anlattı.
Daha sonra İğde Beldesine geçen Ünal ve beraberindekiler, İğde Beldesi Sosyal Tesisi'nin açılışı yaparak, hayır olsun dileklerinde bulundular.
İğde Beldesi Sosyal Tesisi'nin açılışında bir konuşma yapan İğde Belediye Başkanı Hüseyin Marangoz, “Benim ilkokul yıllarım hep buralarda geçti. 8 yılda burada öğretmenlik yaptım. Buranın çatısı dökülmüş, pencereleri kırılmış harabe bir şekilde, virane bir şekilde olması benim vicdanımı sızlatıyordu. Bu nedenle burayı tekrar ilim-irfan yuvası haline getirmek, güzel toplantıların, güzel işlerin yapılacağı bir mekân haline getirmek amacıyla böyle bir çalışma yaptık. Öbür tarafta iki bölüm var. Orası cenaze, taziye salonu olarak kullanılacak. Burası da sosyal etkinlikler toplantı, tiyatro, lise ve ilkokul öğrencilerimizin hizmetine sunulmak amacıyla böyle bir tesisi yaptık” dedi.
AK Parti Elbistan İlçe Başkanı Yunus Kaan Kısaca ise, şöyle konuştu:
“Artık bilindiği üzere hizmetin gelmesi için şuan içinde bulunduğumuz mekân bunun en belirgin göstergesi. Hizmetin gelmesi için iktidarda güçlü olmak gerekiyor. Güçlü gitmek gerekiyor. Bundan önceki dönemlerde anayasa değişikliği ile ilgili oylamalarda meclisimiz büyük bir sıkıntı yaşamış, halkımız büyük bir sıkıntı yaşamıştır. İnşallah bu sıkıntıların tekrar yaşanmaması için sizlerden büyük destek bekliyor, her zamankinden daha fazla oy çıkartmamız gerektiğini bilmenizi istiyorum. Artık memleketin zaman kaybetmesi, memleketin hizmetlerinin aksaması, bunların hepsinin son bulması lazım. Memleket hizmete aç, memleketin büyümeye ihtiyacı var.”
8.5 yıllık AK Parti icraatını burada da anlatan Ünal, bu dönem yeni bir sivil anayasa yapacaklarına vurgu yaparak, Türkiye'nin artık bir vizyon belgesine sahip olduğunu söyledi.
Ünal, şöyle devam etti:
“Bu coşkunuzdan, kalbinizdeki bu heyecandan, gözlerinizdeki bu ışıltıdan dolayı hepinizi kucaklıyorum. Her biriniz bu milletin evlatları olarak sorumluluklarını kalbinde hisseden, ferasetiyle eğriyi doğrudan ayıran, yanlışı yalandan ayıran ve hakikati kalbinden hissederek bugüne kadar bu milletin evlatlarına vermiş insanlar olarak her birinizin önünde saygıyla eğiliyorum.
Her yerde şunu söylüyoruz. Diyoruz ki siyaset kurumu sorun çözme kurumudur. Siyaset kurumu bu milletin sorunlarını çözmek için çalıştırılmalıdır. Siyaset kurumu üzerinde hiçbir vesayet kabul etmiyoruz diyoruz. Çünkü siyaset kurumu milletin iradesini tecelli ettiği kurumdur. Ancak siyaset aracılığıyla milletin iradesi, milletin egemenliği sandığa yansır, sandıktan da Türkiye Büyük Millet Meclisine yansır. Biz, Birinci Dünya Savaşı'nda koca bir imparatorluğu kaybettik. Ama hamdolsun genç bir cumhuriyet kurduk. Bu genç cumhuriyetin dinamizmi, gücü, enerjisi Türkiye Büyük Millet Meclisine yansıdı. O kutsal çatı altında bu milletin evlatları, bu milletin sevdalıları, dertlileri bu milletin sorunlarını çözmeye çalıştı. Ama vesayet sahipleri statükoya bel bağlayanlar yılarca neler yaptılar siz biliyorsunuz. O kısma fazla girmeyeceğim. Ben en çok şuna üzülüyorum. 8.5 yıl içerisinde hamdolsun hebasını veremeyeceğimiz hiçbir şey olmadı. Ama 80 yıldan beri birçok sorunun, birçok sıkıntının müsebbibi, sorumlusu olan siyaseti kendi var oluşları için kullananlar, kendi nefisleri, kendi çıkarları için kullananlar, siyaseti istimrar edenler, siyasetin sorunlarını, sıkıntılarını istismar edenler bugün kalkıp bize hesap sormaya kalkışıyorlar. Bugüne kadar taş üstüne taş koymamış olanlar, bugüne kadar bırakın sıkıntı-sorun çözmeyi, bu ülkenin asıl sorunlarının adeta bir kangrene dönüşmesine sebebiyet verenler, kalkıp bize hesap sormaya kalkışıyorlar. Başbakanımız ne diyor. Biz iktidara ilk geldiğimizde 3 yıl bizden bir şey istemeyin dedi. Niye? Çünkü çıraklık dönemimizdi. 80 yılın sıkıntısını derdini son ekonomik krizin ağırlığını biz hızlı şekilde 3 yıl içerisinde telafi ettik. 2005 yılına geldiğimizde ekonomimiz hızlı bir şekilde büyümeye başladı. Sonra 2007'de AK Parti kalfalık dönemine geçti. Ama hatırlayın bu 8.5 yıla hepiniz şahitsiniz. Bu 8.5 yılın sizler canlı şahitlerisiniz.”
“Her şey bu milletin gözü önünde cereyan etti. 8.5 yıl içerisinde neler yaptıklarını biliyorsunuz. Gelin bu milletin sorunlarını beraber çözelim dediğimizde gelmediler. Gelin Mecliste uzlaşma komisyonu kuralım. Siz de taşın altına elinizi koyun. Bu sıkıntıları beraber çözelim. Gelmediler. Gelin mutabakat yapalım. Yapmadılar. Gelin anayasayı birlikte değiştirelim. Değiştirmediler. Gelin bu ülkenin sıkıntısını, sorununu, derdini siyaset kurumunu güçlendirerek birlikte çözelim dedik. Çözmediler. Çözümü nerede aradılar? Çözümü siyaset kurumunun dışında aradılar. Ordu göreve diye pankart açtılar. Muhtıralardan medet umdular. Niye? Çünkü bunlar milletle birlikte siyaset yapmadılar şimdiye kadar. Şimdiye kadar millet iradesine yaslanarak siyaset yapmadılar. Başka yerlere yaslanarak siyaset yaptıkları için siyaset kurumunun güçlenmesi bunların işine gelmez. Çünkü siyaset kurumunun içinde bu milletin kendisi, bu milletin iradesi vardır. O yüzden bu işlerin böyle olmasını istemezler. Şimdi bu milletin evladı çıktı sözünün arkasında durarak hiçbir şeyden çark etmeden ne aldanan olacağız, ne aldatan olacağız diyerek millete efendilik yoktur, hizmetkârlık vardır diyerek, insanı yaşat ki devlet yaşasın diyerek, egemenlik kayıtsız şartsız bu milletindir, bu milletin üzerinde hiçbir vesayet kabul etmeyiz diyerek sadece Türkiye'de değil, bölgesinde de egemenlere res çekerek, kağıttan kuklaları tek tek dünyaya deşifre ederek yürüyor. O yüzden sorunları sıkıntıları biliyoruz. Sizlerde şahitsiniz. 8.5 yıldan beri 80 yıllık sorunları çok hızlı bir şekilde çözüyoruz. Ama takdir edersiniz ki 80 yıllık sorunlar 8 yılda bitmez. Ama hamdolsun hızlı ve öncelikli olarak sağlıkta, eğitimde, ulaştırmada, acilde tüm sorunların çoğunu çözdük. Bu milletimizin asli ihtiyaçlarını 8.5 yılda bütün engellemelere rağmen hamdolsun çözdük ve çözüyoruz. Bunlar ne diyorlardı. İlk günden itibaren bunlar ne dediler? Bunlar ne pahasına olursa olsun AKP'den kurtulmalıyız dediler. Aynen böyle kullandıkları ifade. Niye her ne pahasına olursa olsun, AKP'den kurtulmalıyız diyorlar bunlar. Neden? Çünkü AK Parti bir millet hareketi de ondan kurtulmak istiyorlar. Çünkü bunlar 1950 ile 1960 arasında milletin iktidar olmasını nasıl sıkıntı doğurduğunu gördüler. Son 8 yılda milletin iktidar olmasının nasıl sıkıntı doğurduğunu gördüler. Şimdi milletle birlikte siyaset yapmaya çalışıyorlar, sözüm ona. Şimdi millete şirin gözükmeye çalışıyorlar, sözüm ona. Bunların çarkçılığı buradan kaynaklanıyor. Niye çark ediyorlar biliyor musunuz? Milletten yana görünmeye kalkışıyorlar. Milletle birlikteymiş gibi gözükmeye kalkışıyorlar ama efendileri diyor ki; 1 dakika dur. Şu arkadaşları bir listeye koy bakalım. Şunu şunu listeye al. Kuzu kuzu listeye koyuyorlar. Bu millete kastetmişleri listeye koyuyorlar. Bey efendi Zonguldak'ta başında merhum Bülent Ecevit'in kasketti Bülent Ecevitçilik oynuyor. Fakat Bülent Ecevitçilik oynarken öbür taraftan Bülent Ecevit'in canına kast etmiş adama oy istiyor. Bunu ben söylemiyorum. Bunu Rahşan Hanım söyledi. Bunu Ecevit'in koruması Recai bey söyledi. Hastanede Bülent Ecevit'in canına kimin kastettiğini açıkladılar. Savcılıkta o dönemde harekete geçti. Şimdi çıkacaksın Zonguldak'ta başında Ecevit kasketiyle Ecevit'in canına kast eden birisine oy isteyeceksin. Bu adam onurlu adamdır diyeceksin. Sonra da diyeceksin ki; milletin önünde benim başım diktir diyeceksin. Bu millet kimin ne olduğunu çok iyi biliyor. Çünkü bu millet ariftir. Bu millet feraset sahibidir. Bu millet sesinin tonundan adamı anlar, tanır. Yıllarca bu milleti hafife aldılar. Önce Haso-Memo dediler bu millete. Sonra bidon kafalı dediler. Sonra göbeğini kaşıyan adam dediler. Bunlar 1940'lı yıllarda Ankara'da Ulus'a Kızılay'a köylüleri sokmazlardı biliyor musunuz? Köylülerin Ankara'da Ulus'a girmesi yasaktı. Daha doğrusu bu milletin girmesi yasaktı. Niye? Yabancı misyon şefleri kasketli, şalvarlı vatandaşı görürde utanırız diye. Bunlar millete hep yabancıydılar. Hiçbir zaman bu milletin ruh damarına ait olmadılar. Ama artık bu milletle siyaset yapmayı öğrenecekler, bu milletin değerlerine, bu milletin inançlarına saygı duymayı öğrenecekler.”
ÇÖZÜLMEYECEK SORUN YOK
“Şimdi hamdolsun güven veren bir adalet sistemini kurmak için, bu milletin temel hak ve özgürlüklerini birilerine kurban vermemek için son referandumla birlikte çok büyük bir mesafe kat ettik. Şimdi geriye bir şey kaldı. İnşallah seçimlerden sonra bu milletin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan ilk defa sivil bir anayasası olacak. Şimdiye kadar maalesef bir sivil anayasamız olmadı. Yapamadık. Buda bizim için bir eksikliktir. 1921'de bir anayasa yapıldı. 1924'te bir anayasa yapıldı. 1960'da askeri darbeden sonra bir anayasa yaptı. 1960'tan sonra yapılan anayasa Atatürk'ün 1924'te yaptığı anayasayı temelden değiştirdi. 1924 anayasasında egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ibaresi vardı. 1960 darbesinden sonra yapılan anayasada bu ibare değiştirildi. Egemenlik millet adına şu, şu anayasal kurumlarca kullanılır haline dönüştürüldü. Yani şimdi bize Atatürk'ün anayasasını değiştirecekler diye kıyamet koparanlar, Atatürk'ün anayasasını 1960'da değiştirdiler. Atatürk'ün egemenliğe verdiği ve efendi gördüğü milletten egemenliği aldılar. Şimdi hamdolsun Atatürk'ün demokrasi iradesi de AK Parti gerçekleştiriyor. Bunlar Atatürkçü geçiniyorlar. Ama Atatürk'ün mirasını da, Atatürk'ün demokrasi iradesini de, Atatürk'ün vizyonunu da hamdolsun yine biz gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bugün bir sivil anayasaya ihtiyacımız var. Bizim için anayasa bizim özgürlüklerimizi teminat altına alacak bir anayasa ekmekten, aştan değerlidir. Sorunları biliyoruz. Sıkıntıları biliyoruz. Bunları çözeceğiz inşallah. Bugüne kadar da çözdük. Yaptıklarımız ortada. Her biriniz ne yaptığımız, neler yaptığımızı görüyorsunuz. İnşallah bu sorunlar; Kahramanmaraş'ımızın, Elbistan'ımızın, Karaelbistan'ımızın, İğde'mizin sorunları çözülecek. Bakın bugün bir sosyal tesisin açılışını yaptık. Nihayetinde dertli olunca, dertlenince milletin sıkıntılarını kendi sıkıntılarınız bilince her şey hamdolsun yoluna giriyor. Şunu unutmayın Elbistan'dan baktığınız zaman Türkiye'ye Şardağını görürsünüz ve Elbistan'ın sorunları gözünüzde çok büyür. Ama Elbistan'a Türkiye'den bakarsanız Elbistan'ın da Kahramanmaraş'ında, İğde'nin de çözülmeyecek bir sorunu yoktur. Allah'ın izniyle bunların hepsini çözeriz. Ama yeter ki öncelikle bu milletin 70 yıldan beri devam eden iradesi üzerindeki vesayeti tamamıyla kaldıralım. Millet iradesini egemen kılalım. 74 milyon insanımızın her biri birinci sınıf vatandaş olsun. Her bir vatandaşımızın temel hak ve özgürlüğünü güvence altına alalım. Güven veren bir adalet sistemiz olsun. Çünkü adalet olmadan hiçbir şey olmaz. O yüzden seçimler çok önemli. O yüzden meclise en az 335 kişi göndermeliyiz. Bu mesele AK Parti'nin, Tayyip Erdoğan'ın meselesi değil, bu mesele Türkiye'nin meselesidir. Bu mesele milletin meselesidir. Her birimiz canla-başla çalışacağız. Her birimiz bu sorumluluğu yerine getirmek için elimizden geleni yapacağız. Ve inşallah önümüzdeki dönem Recep Tayyip Erdoğan'ın ve AK Parti'nin ustalık dönemi olacaktır. Türkiye'nin önü açıktır. Türkiye'nin 12 yılı planlanmıştır. 2015'te ne olacağını biliyoruz. 2019'da neler olacağını biliyoruz. 2023'te ne olacağını biliyoruz. Türkiye 12 gün sonrasını göremezken artık Türkiye 12 yıl sonrasını görebiliyor. Türkiye kaynaklarını planlayabiliyor. Türkiye artık bir vizyon belgesine sahip. O yüzden gönlünüzü ferah tutun, sizin sevdalınız olan, sizin dertlerinizle dertlenmiş olan evlatlarınız, bu milletin sorunlarına sahip çıkmıştır, sahip çıkacaktır.”
Toplantıya; Belde Başkanı Turgut Karpınar, Gençlik Kolları Başkanı İsmail Günay, Kadın Kolları Başkanı Gönül Havan ve vatandaşlar katıldı.
AK Parti Kahramanmaraş milletvekili adayı Mahir Ünal ve beraberindeki heyet, İğde Beldesi'nden sonra Doğan Kasabası'na geçti. Burada Doğan Belediye Başkanı Cengiz Mezdeği, AK Parti Belde Teşkilatı ve kasabalılar tarafından karşılanan Ünal ve beraberindekiler, dua edilmesinin ardından Belediye Düğün Salonu'na geçerek burada kasaba halkıyla bir araya geldi.
İlk olarak bir konuşma yapan Doğan Belediye Başkanı Cengiz Mezdeği, kasaba hakkında Ünal'a bilgi vererek, kasabanın sorunlarını dile getirdi.
Daha sonra bir konuşma yapan Elbistan Belediye Başkanı Avukat Durmuş Küçük, gerek Kahramanmaraş merkezde gerekse de Elbistan'da AK Parti'nin durumunun iyi olduğunu belirterek; “En son yapılan referandumda yüzde 70 sınırına gelmiş olmamızdır. Her ne kadar referandumda birkaç tane değerli siyasi partiye mensup olan arkadaşlarımız destek verse de asıl büyük başarı sizlerin, partili arkadaşlarımızın gayretidir. İnşallah bundan sonraki hedefimiz de siyasi birlikteliğimiz artarak devam edecektir” dedi.
Ünal ve beraberindekiler son olarak Akbayır Kasabası'na geçti. Burada kasaba girişinde karşılanan Mahir Ünal, kasabada vatandaşlarla bir araya geldi. Akbayır Belediye Başkanı Tahsin Öztunç'un konuşmasının ardından Mahir Ünal, AK Parti'nin 8,5 yılda yaptığı icraatlarına değindi ve gelecekteki hedeflerini sıraladı.
Ünal'ın konuşmasının ardından kasaba halkı söz alarak sorunlarını dile getirdi. Akbayır Belediye Meclis Üyesi İbrahim Bostan, 4 köy ve 4 kasabada 700 bin dönüm arazinin kıraç olduğunu belirterek Mahir Ünal'dan barajın yapılmasını ve bu sorunu Ankara'da dile getirmesini istedi.
Kasaba halkının sorun ve isteklerini dinleyen Ünal şunları söyledi; “Beldelerimizin, belediyelerimizin, ilçelerimizin sorunlarını gerektiği şekilde konuşmak gerektiği şekilde çözmek bizim boynumuzun borcudur. Çünkü bizler bir şey olmak için yola çıkmadık. Bir şeyler yapmak için yola çıktık. Hamdolsun bir şey olmaya da eşrefi mahluk olan insanın ihtiyacı yoktur, o yüzden gönlünüz rahat olsun. Elimizden geleni yapacağız, projelendireceğiz, zaten gelirken de Akbayır Beldemiz ile ilgili gerekli görüşmeleri hem İl Genel Meclisi Üyelerimiz Ali Demir, Sırrı Demir ve Ahmet Göçer ile belde belediye başkanımızla görüştük.”
Mahir Ünal'ın yanına giden 85 yaşındaki Hüseyin Şahin, eski bir siyasetçi olduğunu belirterek, “Demokrat Parti'den tutun da bugüne kadar gelen partilerin için de az-çok görev aldım. Yalnız bu yaşımın içinde 3 tane parti geldi. Birisi Demokrat Parti, birisi Turgut Özal'ın partisi, üçüncü parti de bu pati. Bu parti kadar vatana, millete, çiftçiye, fakire, memura, hizmet edeni görmedim” diye konuştu.
Bu sözler üzerine Mahir Ünal, Şahin'in elini öperek teşekkür etti. Daha sonra MHP'li olan ve AK Parti'ye geçen Belediye Meclis Üyeleri Ömer Demirci ile Mustafa Gürbüz'ün rozetleri takıldı.