Fiskeci sordu, Aras cevapladı

Kahramanmaraş siyasetinin, eczacılık mesleğinin düzgün ismi Ecz.Bahtiyar Murat Aras; Ya ben ya hiç! mantığı bu şehri bir adım ileri götürmedi” dedi
Mehmet Fiskeci; Sayın Murat Aras. Düne kadar zaman ayırdığınız, emek verdiğiniz, formasını giydiğiniz, uğruna mücadele verdiğiniz Anavatan Partisi artık yok. DP ile birleşti. Neler hissettiniz? Çünkü bu partiye senelerinizi verdiniz. Müthiş bir Özal hayranı idiniz. İl başkanlığı yaptınız, belediye başkan adayı oldunuz. Herşey nasip kısmet de, kazandığını kaybetmek nasıl bir duygu?

Murat Aras : 1983 yılında çok büyük heyecanla başlanan bu yolculuk ne yazık ki bugün sona ermiştir. Elbette bu bütün Anavatan’a gönül verenleri üzdüğü gibi, beni de çok etkiledi. Siyasi hayatıma Anavatan’da başladım ve başka hiç partide görev almadım sonuç itibarıyla beni siyaseten Anavatan okulu yetiştirdi. Böyle bir siyasi hareketin ve onun lideri rahmetli Turgut Özal’ın yolundan gitmekten ve onun partisinin bir ferdi olmaktan her zaman gurur duyacağım. Şurası bir gerçek ki, siyaset ülkeye hizmetse Anavatan Partisi, başkasına nasip olmayan hizmetleri ve sosyal açılımları belki en zor şartlarda yerine getirmiş bir hareketti. Bizim rahmetli Özal’dan öğrendiğimiz en önemli şey, milliyetçilik ve vatanseverliğin ölçüsü ülkene yaptığın hizmetle ölçülmeliydi. Bu ülke yıllarca siyasi polemik ve tartışmayla uğraşırken ve insanımız enerjisi ve dikkati başka yönlere çekilirken dünya başını alıp gitmiş ve cennet vatan sistematik olarak geri bırakılmıştı. Özal felsefesi işte bu geri kalmışlığa ve içe kapanmaya bir başkaldırıştı. Ulu önder Mustafa Kemal’in askeri anlamda kazandığı ve başardığı sıçramanın belki de gecikmiş bir iktisadi sıçramasıydı Özal’lı yıllar. Türk Milletinden bir şey olmaz diyenlere Atatürk’ten sonra ikinci bir tokattı. Bu ülke neleri başarabileceğinin farkına onunla varabildi. Milleti yaşat ki devlet yaşasın sözü gerçekleşti. Önümüzde bir korku yumağı gibi duran birçok yasaklar rafa kalktı. Bugün bunları düşününce bunlarda yasak olur muymuş diye, insanlara komik gelen şeyler o günler yasaktı. İşte bunlar için biz Özalcı’yız ve öyle kalacağız. Özal’ın şahsına değil, fikrine ve amacına olan bağlılığımız sürecektir. Adriyatik’ten, Çin Seddi’ne kadar ki Türk dünyasının lideri Türkiye. Amaç budur ve bunun için o felsefe sürmelidir.

*

Parti yoksa siyaset de bitti mi, yani nokta mı koydunuz siyasete? Yoksa bir müddet kendinizi dinlenmeye mi aldınız?

Bu konuyla ilgili partimizin merkez karar yönetim kurulunda yapılan görüşmelerde farklı düşündüğümü o toplantılarda belirtmiştim, bu yüzden bir müddet dinlenmenin daha doğru olacağı görüşündeyim.

* </<?xml:namespace>

Kamuoyunda şu kanaat var; birleşme oldu ama bütünleşme sağlanamadı. Siz bu görüşe katılıyor musunuz? Yani bu birliktelik heyecan kasırgaları estirdi mi?

 

Bu birleşmenin Erkan Mumcu dönemindeki birleşme denemesindeki heyecanı oluşturamadığı bir gerçek. Bir de en önemlisi Türk kamuoyu tarafından siyaseten tasfiye edilmiş bir ekibin tekrar göreve getirileceği görüntüsü sağ seçmen üzerinde olumsuz bir etki bırakacaktır. Vatandaşın üstünde yeni bir etki yaratması söz konusu değildir. Zaten söylemlerden sağ parti olmayacakları konusunda bazı beyanlar var ki bu son derece yanlıştır. Türk siyasetinde bu gün merkez sağın bu duruma gelmesinde bu yanlış söylemin çok vebali vardır. Anap-dsp döneminde Anap’a oy vermeyeceklerin dsp’ye yönlendirilmesi, Anap’ı siyaseten hem güçsüzleştirdi, hem de sola kayar bir görüntü verdi. Sonuç olarak merkez sağdaki bu boşluğu gören din söylemli siyasi akımlar, merkeze yaklaşarak bu boşluğu doldurdu ve şu an bizim olmamız gereken yerde onlar bulunmaktadır. Bu açıdan merkez sağın süratle gerçek kimliğine dönerek, milliyetçi ve muhafazakâr yapısından ödün vermeden gerçek kulvarına oturması, bunun karşısında alternatif olarak da sosyal demokratların şekillenmesi gerekir. Aksi takdirde çevre hareketleri ya da daha radikal görüşlerin iktidara gelmesi kaçınılmaz olur. Bu gün gelinen nokta tam olarak budur. Dünya siyasetinde gelenekselleşmiş demokratlar ve cumhuriyetçiler çizgisi Türk siyaseti açısından da muhakkak tekrar yakalanması gereken süreçtir. Türkiye’nin yeni maceralara yönelmemesi için merkez sağ siyasetçiler yaptıkları hatalardan ders alarak milletin ihtiyaçlarına yönelik derhal akılcı politikalar üretmeli ve ülkenin bilinçli olarak sürüklendiği bu suni gündemler, komplo teorileri ve kafa karışıklığı mutlaka sonlandırılmalıdır.
 
Ne üzücüdür ki Türkiye‘nin gerçek gündemi olması gereken ekonomi, kalkınma ve yatırımlar rafa kaldırılmış, Türk milletine hiçbir faydası olmayan hizip fikir ve görüşler domuz gribi gibi ülkeye şırınga edilerek millet karşı karşıya getirilmeye çalışılmıştır. Aynı zaman da demokratikleşme maskesi arkasına sığınan ne kadar devlet ve millet düşmanı varsa onlara da gün doğmuştur. Ama unutulmaması gereken bir şey vardır ki bu büyük millet her türlü kışkırtma ve çabaya rağmen birliğinin ve dirliğinin bozulmasına müsaade etmeyecektir.

 

* </<?xml:namespace>

Siz bu şehirde, en son olarak mensubu ve aşığı olduğunuz partide MKYK üyesi idiniz. Son 7 senedir iktidar ve muhalefet partilerinde (AKP ve MHP) bir MKYK üyesi çıkartamadılar. Siz bu şerefe nail olmuş kişisiniz.

Elbette parti üst yönetim organlarında MKYK veya GİK’te görev alınması parti genel politikalarının yönlendirilmesi ve şehrin temsili anlamında büyük öneme sahiptir. Ama Kahramanmaraş siyasetinde ne yazık ki dayanışmayı görmek ve uygulamak çok zordur. Ya ben ya hiç mantığı şehrimizin siyasi anlamda sıçrama yapmasını hep önlemiştir.

Kahramanmaraş’ın aşama kaydetmesinin önündeki en bariz engel budur. Şehir sevgisinin sadece kelimeden ibaret olmadığını göstermek için yeri geldiğinde fedakârlık yapılması ve dayanışma şarttır. Kahramanmaraş şu müsait ortamda bakan çıkartamadıysa, bunun temel sebebinin, Ankara’da değil, bizim Ankara’ya gönderdiğimiz sayın vekiller arası dayanışma eksiklinden kaynaklandığını düşünüyorum.

* </<?xml:namespace>

 

Geçtiğimiz günlerde, sizin de Kahramanmaraş’a davet ettiğiniz, eski devlet bakanlarından Vehbi Dinçerler’in demeci vardı, mealen;  “Partiyi Mesut Yılmaz bitirdi” şeklinde. Gerçekten doğru muydu bu?

Sayın Vehbi Dinçerler, daha önce bahsettiğim siyasi çizgiden kayma sonucu partinin kimliğinden uzaklaşması ve buna vatandaşın gösterdiği tepkiyi kendi üslubu ile anlatmıştır. Önemli olan burada siyasi çizgide ve politikalarda tutarlılıktır. Bu yapılmadığı takdirde sonuç kaçınılmazdır. Özal çizgisinden uzaklaşılması hem partiye hem Türkiye’ye çok şey kaybettirmiştir.

* </<?xml:namespace>

Kahramanmaraş’ta, siyaseten dürüst kalan, abideleşen ve markalaşan isimler var. Bunlardan biri de partinizden çıktı. Yol arkadaşlığı yaptınız, kader birliği ettiniz, onların tecrübelerinden yararlandınız… Bir de, sizin bu partiden beklentileriniz oldu mu? Bildiğiz kadarıyla siz gönüllü hizmet elçisiydiniz, partisine ve davasına sadık bir nefer…

 

 

Daha önce bu sorunuza kısmen cevap vermiştim. Benim bir müddet dinlenmem gerektiğini düşünüyorum. Anavatan Partisinden benimle çok zor günlerde beraber çalıştığım arkadaşlarıma da buradan tekrar teşekkür ediyorum. Gerçekten de benim görev aldığım süreler parti tarihi açısından en zor ve meşakkatli zamanlardı. Maddi ve manevi çok yıprandık. Fakat bununla ilgili hiç pişmanlık duymuyorum. Turgut Özal’ın Anavatan Partisi’ne hizmet benim için her zaman bir şeref olarak kalacaktır. Bunca imkânsızlıklara rağmen görevimi de elden geldiği ölçüde yaptığımı düşünüyorum. Partime karşı son görevimi aday olarak, görevden ve sorumluluktan kaçmadan yerine getirdiğime inanıyorum. Bu gün Anavatan’ın kapatılmasından dolayı bazı duygusal ve aleyhte görüşleri içim biraz da burkularak izlemekteyim. Ama ne yazık ki parti için gerekli özveri ve gayreti, ne genel merkez yönetiminden, ne de daha önce bu partinin şu ya da bu şekilde nimetlerinden faydalanmış mensuplarından görmek mümkün olmadı. Maddi hiçbir beklentimiz olmamasına rağmen, Anavatan Partisi manen de yalnız bırakılmıştır. Bundan dolayı kimseye kırgın değilim, belki siyasetin acı kuralıdır ama bugün dökülen timsah gözyaşları da desteğe ihtiyacı olduğu gün yalnız bırakılan bizler için bir şey ifade etmemektedir. Ancak burada adından bahsetmeden geçemeyeceğim,

Bu partinin Kahramanmaraş’taki gerçek sahibi sayın Ali Topçuoğlu’na teşekkürü bir borç biliyorum. Anavatan Partisi milletvekilliğinin ve Özal’a sadakatin nasıl bir şey olduğunu herkese ispat ederek partisini son güne kadar yalnız bırakmamıştır. Bir de ilçelerimiz de ve merkez ilçemiz de benle bu kader birlikteliğine baş koyan tüm kahraman başkanlarıma ve idarecilerime ve bazı vefalı eski yöneticilerimize, ayrıca son yerel seçimlerde bizlere bu görevi ve sorumluluğu layık gören merkez ilçede 2420 ve il genelinde 7558 Kahramanmaraşlıya  sonsuz teşekkür ediyorum. Emanetleri ve tercihleri benim için çok büyük önem taşımaktadır.

* </<?xml:namespace>

Anavatan nikâh kıydı, DP ile hayatını birletirdi. DP Kahramanmaraş il başkanı Ramazan Deveci. Senelerini verdi kırata. İyi bir partili. Sadık… Ama yoruldu, yıprandı. Belki de ilk kongrede çekilir. Sizin bu partinin başına geçmek gibi bir niyetiniz, düşünceniz var mı? Çünkü gençsiniz, idealleriniz var.

 

Demokrat Parti il Başkanı sayın Ramazan Deveci, rahmetli babamın arkadaşı ve çok saygı duyduğum bir abimdir. Elbette iki partinin bütünleşmesi sürecinde teşkilatlarda yeni yapılanmalara gidilecektir. Fakat bu tamamen yeni parti genel idare kurulunun bir tasarrufudur. Benim bu konuda bir değerlendirme yapmamın bu süreçte herhangi bir görevimin olmaması ve görev almayacağım için doğru olmaz kanaatindeyim.

* </<?xml:namespace>

 

Gelecek için bir plan yaptınız mı? Türkiye belki de bir erken, ya da baskın seçime gidiyor deniliyor.

Şu anda zaten gündem de bir seçim yok. Aynı zamanda ben de aktif siyasette değilim, fakat önümüzdeki günler içinde şu günden bir şey söylemenin doğru olmadığını düşünüyorum.

* </<?xml:namespace>

 

Sayın Aras, siz donanımlı, kültürlü ve yerel ve ulusal meselelere farklı yorumlar getiren bir siyasetçisiniz. Tamam, nokta koydunuz şimdilik, bekliyorsunuz… De, son düşüncelerinizi alayım bari. Halkımıza neler söylemek istersiniz?

Böyle bir fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Kendimi öğrencilik yıllarımdan bu yana faydalı bir kişi olabilmek için geliştirmeye gayret ediyorum. Bu benim için vazgeçilmez bir ilkedir. Önce aileme, sonra şehrime sonra milletime ve tüm Türk ve İslam dünyasına faydalı bir kişi olmak için çalışmaya devam edeceğim. Bu siyasetin içinde ya da dışında hiç fark etmez, bu ülküler doğrultusunda nerede sorumluluk almam gerekirse bundan en ufak bir çekingenlik göstermeden yerine getireceğimden tüm halkımız haberdar olsun biz bu aziz vatanın ve bu güzel milletin sürekli emrindeyiz. Hepinize saygı ve sevgilerimi sunarım.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Politika Haberleri