ERDOĞAN’DAN FETÖ İLE MÜCADELEDE KARARLILIK MESAJI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz'da gençlerin tankların altına gidişinin rastgele bir olay olmadığını söyleyerek, "FETÖ mensupları Batı'nın değişik...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz'da gençlerin tankların altına gidişinin rastgele bir olay olmadığını söyleyerek, "FETÖ mensupları Batı'nın değişik ülkelerinde sığıntı vaziyetinde. Onları yine kovalayacağız. Nasıl buradakileri inlerine kadar kovalıyorsak, onları da bulundukları yerde uluslararası hukuk neyi gerektiriyorsa arayacağız, kovalayacağız, bulacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen programda gençleri kabul etti. Kıbrıs'tan ve 81 ilden gelen temsilci gençlerle Külliye'de bir araya gelen Erdoğan, burada gençlere hitap etti. Türkiye'nin önüne engeller çıkartılmaya çalışıldığını söyleyen Erdoğan, sadece 2013 yılından bu yana maruz kalınan saldırıların istiklal harbinden bu yana Türkiye'nin başına gelen en ciddi sıkıntılar olduğunu ifade etti. Gezi olayları, 17-25 Aralık, emniyet-yargı darbe girişimi, bölücü terör örgütü PKK'nın çukur eylemleri ve en son 15 Temmuz darbe girişimi gibi tarihi nitelikte pek çok olayın yaşandığına değinen Erdoğan, Türkiye'nin dünyanın en kanlı terör örgütlerinin saldırısı altında olmasına rağmen hedeflerinden zerre kadar taviz vermediğini, yatırımlarına son hız devam ettiğini vurguladı.

"BİZİM DEVRİMİMİZ BATILININ SÖYLEDİĞİ GİBİ SESSİZ DEVRİMDİR"

Erdoğan, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkartmak için kararlı olduklarını belirterek, bu kararlılıktaki en büyük sebebin gençlere güvenli, huzurlu bir Türkiye bırakma ülküsüne olan bağlılıkları olduğunu anlattı. Türkiye'de 15 sene önce seçilme yaşının 30 olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Yani size güvenmiyorlar. Biz dedik ki bu 18'e inmeli. Madem seçme yaşı 18'dir neden seçilme yaşı 18 olmasın? Bunu ilk etapta 25'e indirdik, ikinci etapta da bunu 18'e seçme ve seçilme olarak indirdik. Şimdi havuz gelişti. Ama birileri de dedi ki; "Çoluk çocuğa mı bırakacağız ülkeyi?" Biz de dedik ki "Hayır. Bu milletin tarihi o çoluk çocuk dediklerinizin bir çağı kapatıp bir çağı açmasıyla doludur." Biz siyasetçilere düşen gençliğine ufuk vermektir. Eğer siz gençliğinize ufuk verirseniz o gençlik çok daha büyük davaların sahibi olur. İşte biz bunu başardık. Şimdi bundan sonrası size ait. Artık reformları siz yapacaksınız, devrimleri siz yapacaksınız. Türk milletinin ne kadar güçlü olduğunu dünyaya siz göstereceksiniz. Bakın darbe demiyorum devrim diyorum, reform diyorum. Birileri darbe heveslisidir. Bırakın onlar onunla uğraşsınlar. Biz reformlarla uğraşacağız, biz devrimlerle uğraşacağız. Bizim devrimimiz Batılının söylediği gibi "sessiz devrimdir" ve biz bunu yaptık. Onlar dedi biz demedik ve gerçekleştirdik. Burada siz gençlere baktığımda ne kadar doğru bir iş yaptığımızı, ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu görüyorum. Rabbim başı dik bir şekilde bu kutlu bayrağı sizlere devretmeyi nasip etsin" diye konuştu.

"TARİHİMİZLE BAĞLARIMIZI KOPARDILAR"

"Bizim tarihimizle bağlarımızı kopardılar" diyerek sözlerine devam eden Erdoğan, "Bize öyle bir tarih okuttular ki Bizim okuduğumuz tarih kitaplarında biz hep mağlubiyetlerle, ilkelliklerle adeta geçmişi olan bir tarih okuduk. Bizim tarihimiz böle değil. Allı şanlı tarihimizi bize o şekliyle göstermediler, okutmadılar. Ama şimdi bunun üzerinde duruyoruz. Müfredatımızı buna göre yeniden düzenleyeceğiz ve allı şanlı tarihimizi kitaplarımıza geçireceğiz. Tarih, zannedilenin aksine sadece geçmiş değil, aynı zamanda geleceğimizi aydınlatan fenerdir. Osmanlının kurucusu Osman Bey, boyunun başına yönetici olarak seçildiğinde 23 yaşındaydı. Fatih, babası kendisine Devlet-i Aliye-i Osmaniyye başına geçmesini teklif ettiği zaman 13-14 yaşındaydı. Ama verdiği cevap çok enteresandı: "Baba ben daha 13-14 yaşındayım. Ben Devlet-i Aliye-i Osmaniyye'yi nasıl yönetirim." Babası: "Emrediyorum, geçeceksin" dedi. O da peki dedi ve kabul etti. Kabul ettikten sonra ilginç bir cevap verdi: "Baba mademki ben Devlet-i Aliye-i Osmaniyye'nin başına geçtim. Padişah benim. Şimdi ben size emrediyorum: Gelin devletin başına geçin" diyor. Şu zekayı görüyor musunuz? Böyle yetiştiği için 19 yaşında geliyor Devlet-i Aliye-i Osmaniyye'nin başına geçiyor. Ardından 20-21 bir çağı kapatıyor bir çağı açıyor. Böyle bir ecdadımız var. Bunu öğretmekten bize kaçındılar. Böyle yetişirsek o zamanın fetih ruhuyla geleceğe başka türlü bakacağız. Ama aşağılık kompleksi içerisinde yetiştirilen bir nesil olursak o zaman tamamen bezgin, hiçbir hedefi olmayan bir nesil olacağız. Bunu şimdi yıkıyoruz. Bu fetih için dönemin en ileri teknolojisine sahip pek çok savaş aracını bizzat tasarlamış, harekat planlarını Fatih bizzat yapmıştı. Bu gerçekleri bilmezsek, gençlerimize böylesine engin bir güveni nasıl duyabiliriz. Bugün milli bayramımız olarak kutladığımız 19 Mayıs 1919 tarihinde İstiklal Harbimizi yürütmek üzere Samsun'a çıkan Gazi Mustafa Kemal'de 38 yaşındaydı. Fakat Gazi Mustafa Kemal, İstiklal Savaşı için Samsun'dan çıkıyordu. Birileri de bugün İstiklal mücadelesini verenlere karşı Samsun'dan çıkıp İzmir'de onları denize dökmek için yola çıkıyordu. Bakın nereden nereye geliyoruz. Ne oldu? Millet gereken dersi verdi. Sen kimi bu şekilde denize dökmeye kalkıyorsun. Adamı Samsun'a bile sokmazlar. İstiklal Mücadelesi için Samsun'a çıkmak başka bir şey ama bu ülkeyi işgale yeltenenlere karşı o İstiklal mücadelesini sürdürmek için oradan çıkmak başka bir şey" açıklamasında bulundu.

Gittiği ülkelerin çoğunda 20'li yaşlarda bakanları, milletvekillerini ve belediye başkanlarını gördüğünü vurgulayan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu yaşlarda trilyonlarca liralık şirketleri yöneten gençlerin olduğunu biliyorum. Tabi ki ülkemizde niçin böyle olmasın dedik. Milletvekilliği, belediye başkanlığı, muhtarlık gibi görevlere seçilme yaşını önce 30'dan 25'e, 16 Nisan halk oylamasında da 18'e indirdik. Bu Pazar günü yapacağımız partimizin büyük kongresinden itibaren kendi inisiyatif alanımız içindeki her yerde gençlerimize hak ettikleri şekilde yer vermekte kararlıyız. Bu düzenlemeleri gençlerimize ihsan değil haklarının gecikmiş teslimi olarak görüyoruz. Ben karşımda hep Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını gediğine koyacak bir gençlik gördüm, bir gençlik görüyorum.Siyasete başladığım günden bu yana, beni hiç mahcup etmeyen gençlerimizin bundan sonra da kendilerine duyduğumuz güveni boşa çıkartmayacaklarından eminim."

19 Mayıs'ın, Türk tarihindeki sayısız yeni başlangıçlardan birisi olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Rastgele değildir. Bu başlangıç bizi önce İstiklal Harbimizi zaferle sonuçlandırmaya, ardından yeni devletimiz olan Cumhuriyetimizi kurmaya götürmüştür. Bu yıl 19 Mayıs'ta, Samsun'da başlayan mücadelenin 98'inci, 29 Ekim'de kurduğumuz Cumhuriyetimizin de 94'üncü yıl dönümü. Esasen daha geriye doğru gidip meseleyi Medine Müdafaasına, Kutül Amareye, Çanakkale Zaferine kadar götürmek gerekir. İstiklal harbimizin ayak sesleri olan bu zaferler en kötü döneminde dahi Türk milletinin neler yapabileceğinin birer ispatıdır. Özgürlük mücadelemiz farklı görünümler altında Cumhuriyet tarihi boyunca da kesintisiz sürmüştür. Terör örgütleri önceleri nöbetleşe son dönemde ise topyekun bir şekilde ülkemizi hiç boş bırakmamışlardır. Bu saldırı ve tacizlerde güvenlik görevlisi ve sivil olarak çok ciddi kayıplarımız olmuştur. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Ailelerine Rabbim'den sabırlar niyaz ediyoruz. Gazilerimize şifalar temenni ediyorum. Gönül ister ki tek bir insanımızın dahi burnu kanamasın. Tek bir gencimiz dahi hayatını kaybetmesin" dedi.

Yunus Emre'nin "Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm, yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi" sözünü paylaşan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bizimde yiğit iken ölenlerin ardından gözyaşlarımız kimi zaman yanaklarımızdan süzülüyor, kimi zaman içimize akıyor. Ama biliyoruz ki; bu toprakları bizim için vatan haline getiren işte bu yiğitlerdir, onların fedakarlıklarıdır. Bu fedakarlığı göze alan milyonların varlığıdır. Eğer bugün millet olarak vatan toprakları üzerinde özgürce ve güven içinde yaşıyorsak, bunu Şehitler Tepesini boş bırakmayan kahramanlara borçluyuz."

"TERÖR MÜCADELESİNİ ER VEYA GEÇ SONA ERDİRECEĞİZ"

Yurt içinde devam eden terörle mücadele operasyonlarına değinen Erdoğan, şuana kadar 60'a yakın mağaranın Türk Hava Kuvvetlerine ait uçak ve helikopterler tarafından vurulduğunu söyledi. Vurulan hedeflerin komandolar tarafından temizlendiğini kaydeden Erdoğan, "Buralardan bine yakın ciddi ağır silahlar çıkıyor. Mühimmatın zaten haddi hesabı yok. Lojistik destek acayip. Fakat kar kış demeden o dağlarda bu mücadeleyi sürdüren Mehmetçiğimiz, polisimiz ve gönüllü korucularımız bunlar alnı öpülesi vatan evlatlarıdır. Bunlar bizim iftihar vesilemizdir. Bunlarla biz geleceğe yürüyoruz. Allah onlardan razı olsun. Onlarla beraber bu terör mücadelesini er veya geç sona erdireceğiz. Bu işi başaracağız. Ben buna inanıyorum" ifadelerini kullandı.

"Kimi FETÖ mensubu Yunanistan'a sığınıyor, kimi başka yere sığınıyor. Hepsi şuanda Batı'nın değişik ülkelerinde sığıntı vaziyetinde. Onları yine kovalayacağız"

"15 Temmuz darbe girişiminde gençlerimizle bir kez daha gurur duyduk" diyerek konuşmasını sürdüren Erdoğan, 15 Temmuz gecesi gençlerin tankların altına gidişinin rastgele bir olay olmadığını, o gençlerin olmaması halinde FETÖ kahpelerinin Türkiye'de farklı şeyler estireceğini belirtti. Şimdi bir kısım FETÖ mensubunun hapiste olduğunu bir kısmının da kaçtığını kaydeden Erdoğan, "Kimi Yunan'a sığınıyor. Kimi başka yere sığınıyor. Hepsi şuanda Batı'nın değişik ülkelerinde sığıntı vaziyetinde. Onları yine kovalayacağız. Nasıl buradakileri inlerine kadar kovalıyorsak, onları da bulundukları yerde uluslararası hukuk neyi gerektiriyorsa arayacağız, kovalayacağız, bulacağız. Gençler; vatana hizmet sadece şehadete yürümekle olmuyor. Vatana hizmet, aynı zamanda bu ülkeye her alanda en iyi hizmeti vermeyi gerektiriyor. Şayet eğitim hayatınızda en iyisini yapmaya gayret etmiyorsanız, kendinizle birlikte ailenize ve milletinize de hayırlı bir yolda değilsiniz demektir. Kültürde, sanatta en üstün performansı göstermiyorsanız, kendinizle beraber ülkenize de yazık ediyorsunuz demektir. Onun için sanatta, sporda, bilimde çok iyi şeyler bekliyoruz. Şayet iş hayatında uzmanlığınızla, yabancı dilinizle, en iyisini ortaya koyamıyorsanız, durup ciddi bir muhasebe yapmanız şarttır. İşini iyi yapmanın, unvanı, konumu, bedeli yoktur. Öğrenciyseniz eğitimi, sanayide çıraksanız oradaki işinizi en iyi şekilde yapmaya çalışacaksınız. Bunu başardığınızda kapıların yavaş yavaş açıldığını, basamakları giderek artan bir hızla tırmanmaya başladığınızı göreceksiniz. Öğrencilerimiz, gençlerimizle bir araya geldiğimizde hep aynı tavsiyeyi kendilerine söylerim; "Oku, düşün, uygula neticelendir." Okudun düşünmedin bir anlamı yok. Okudun, düşündün ama uygulamaya koymadın gene bir anlamı yok. Okuyacaksın, düşüneceksin, uygulamaya koyacaksın. Ondan sonra da neticelendireceksin. Bizim işimiz "Hatice" değil, neticedir. Futbolda da bir tabir vardır: "Orta sahada top çevirme kardeşim gol at ondan sonra gel" derler. Bu iş böyle. Netice ve neticeyi aldığımız anda Türkiye'nin muhasır medeniyetler seviyesinin çıktığını göreceğiz. Bu tavsiyeleri yerine getiren her gencimiz hedeflerine ulaşma konusunda diğerlerinin bir adım önüne geçmiş demektir" diye konuştu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Politika Haberleri