Maden Yasasında değişiklik yapılmasına dair Kanun Tasarısı TBMM’de kabul edildi. Tasarının görüşmeleri sırasında hararetli tartışmalar yaşandı. Son zamanlarda kısa aralıklarla yaşanan maden kazaları, kamuoyunun dikkatini bu alana çekmişti. Tasarıyı eleştiren muhalefet milletvekilleri Hükümeti madenlerde yaşanan iş kazalarıyla ilgili olarak gerekli tedbirleri almamakla ve Anayasa Mahkemesinin iptal Kararının üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen düzenlemeyi geciktirmekle suçladılar.
Tasarı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi adına söz alan Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif PAKSOY; madenlerin ekonomiye kazandırılması sırasında iş güvenliği başta olmak üzere çevreyi tahrip etmeyen bir sistemin kurulmasına değinerek sistemin denetiminin de ciddiyetle yapılması gerektiğini savundu. PAKSOY hükümetin derdinin madenlerde iş güvenliği ile ilgili tedbirleri artırmak veya çevreyle ilgili denetimlerin yapılıp yapılmaması olmadığını hükümetin bulduğu kaynağı kısa sürede nasıl kurutacağının hesabını yaptığını iddia etti.
Afşin-Elbistan unutulmasın.
Konuşmasının büyük bölümünü Afşin – Elbistan Termik Santrali ve bölge insanının sorunlarına ayıran PAKSOY, “Hükümet bu konuyu ısrarla unutmaya çalışıyor, ancak biz unutturmamak için ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.
MHP Milletvekili Mehmet Akif PAKSOY konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bakın seçim bölgem Kahramanmaraş’ın Afşin-Elbistan ilçelerinde bir termik santralimiz var. Ülkemizin mevcut linyit rezervlerinin yarıya yakını bu bölgede. Ancak bu santral gerekli yatırımlar yapılmadığı, alınması gereken tedbirler alınmadığı için çevreye felaket saçıyor. Bölgede kanser vakalarında büyük bir artış var. Tarım arazileri ve ürünler büyük zarar görüyor. Yıllardır kimsenin kılı bile kıpırdamıyor. Arazisi kamulaştırılan insanların ne yapacağı, nasıl istihdam edileceği konularında da bir plan ya da proje yok.
Ben konuyu defaten Yüce Meclis gündemine taşıdım. Bölgede kanser vakaları artıyor dedik, tarım arazileri zarar görüyor dedik gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettik. Hükümet herhangi bir adım atmadı. Bölge halkına istihdam konusunda tıpkı Zonguldak’ta olduğu gibi pozitif ayrımcılık yapılmasını talep ettik. Bize mevcut mevzuatı gerekçe gösterdiler, eşitlik ilkesine aykırı olacağını söylediler.
Afşin-Elbistan Termik Santralinden kaynaklanan sorunlar hala devam etmektedir. Bölge insanı bir an önce hükümetten kararlı bir adım beklemektedir” dedi.
İŞTE PAKSOY’UN TBMM’DE YAPTIĞI KONUŞMA
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
503 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 3.maddesi hakkında vermiş olduğumuz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Son zamanlarda kısa aralıklarla yaşanan maden kazaları, kamuoyunun dikkatini bu alana çekmiştir. Madenlerin ekonomiye kazandırılması sırasında iş güvenliği başta olmak üzere çevreyi tahrip etmeyen bir sistemin kurulması gerekmekte, bu sistemin denetiminin de ciddiyetle yapılması önem arz etmektedir.
Ancak biz bu tasarıdan anlıyoruz ki hükümetin derdi, madenlerde iş güvenliği ile ilgili tedbirleri artırmak değil, çevreyle ilgili denetimlerin yapılıp yapılmaması da değil, çoğunluğu ham madde olarak satılan madenlerimizin mamul halde satılarak hem daha fazla katma değer, hem daha fazla istihdam sağlanması da değil. Hükümetin bir tek derdi var. Bulduğu kaynağı kısa sürede nasıl kurutacağı… Bu tasarı da maalesef kısa sürede hükümete nasıl kaynak sağlanır bakış açısıyla hazırlanmış. Madencilik sektörü daha fazla vergi alınması gereken, daha fazla devlet hakkı alınması gereken bir alan olarak değerlendirilmiştir.
Hükümetin bu konuda iyi niyetli olmadığının, derdinin sektörü geliştirmek olmadığının açık kanıtı; 2009 yılında Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3213 sayılı Maden Kanununun 7 ve 10. maddelerinin iptalinin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra bu tasarının ancak Yüce Meclis gündemine getirilmesidir. Şimdi siz iptal tarihinden itibaren gerekli düzenlemeleri bir ayda yapabilirdiniz. Bu konuda gerek sektörden, gerek muhalefetten katkı da alabilirdiniz.
Ancak bir yıl beklediniz. Bu arada Mahkeme Kararını gerekçe göstererek bir yıldır arama yapılmasını da bal gibi engellemiş oldunuz. Bu konuda itiraz eden, dert yanan olursa da büyük bir pişkinlikle Anayasa Mahkemesini adres gösterdiniz.
Bakın seçim bölgem Kahramanmaraş’ın Afşin-Elbistan ilçelerinde bir termik santralimiz var. Ülkemizin mevcut linyit rezervlerinin yarıya yakını bu bölgede. Ancak bu santral gerekli yatırımlar yapılmadığı, alınması gereken tedbirler alınmadığı için çevreye felaket saçıyor. Bölgede kanser vakalarında büyük bir artış var. Tarım arazileri ve ürünler büyük zarar görüyor. Yıllardır kimsenin kılı bile kıpırdamıyor.
Afşin-Elbistan Termik Santrali başta olmak üzere Türkiye’deki tüm termik santrallerin çevreye verdiği zararların araştırılması ve alınması gereken tedbirlerin tespiti için bir Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Sonuç raporunu verdi, gereğini hükümetin yapmasını bölge halkı da biz de bekliyoruz. Ancak hala termik santralden çevreye partiküller yayılmaya devam ediyor. İnsanların mağduriyeti devam ediyor. Bununla kalsa iyi... Arazisi kamulaştırılan insanların ne yapacağı, nasıl istihdam edileceği konularında da bir plan ya da proje yok.
Kıymetli arkadaşlar bu ölçekteki projelerin gerçekleşmesinde bir master plan olması gerekmez mi? Yıllar itibariyle yapılacakların önceden planlanması, vatandaşımızın mağdur edilmemesi, ülke ekonomisinin zarar görmemesi açısından daha iyi çözümler bulunması gerekmiyor mu? Elbette gerekiyor, ancak bu çözümleri bulması gereken hükümet hiçbir adım atmıyor.
Ben konuyu defaten Yüce Meclis gündemine taşıdım. Bölgede kanser vakaları artıyor dedik, tarım arazileri zarar görüyor dedik gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettik. Hükümet herhangi bir adım atmadı. Bölge halkına istihdam konusunda tıpkı Zonguldak’ta olduğu gibi pozitif ayrımcılık yapılmasını talep ettik. Bize mevcut mevzuatı gerekçe gösterdiler, eşitlik ilkesine aykırı olacağını söylediler.
Afşin-Elbistan Termik Santralinden kaynaklanan sorunlar hala devam etmektedir. Bölge insanı bir an önce hükümetten kararlı bir adım beklemektedir.
Tasarıya bu maddeyle eklenen personel istihdamı da bir kaç kadro açmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Kurumun personel ihtiyacı varsa, denetimde aksamalar yaşanıyorsa bu güne kadar beklendiği merak konusudur. İhdas edilen kadrolar Kurumun ihtiyacını çözecek midir? Elbette hayır... Önce sözleşmeli personel vardı yetmedi taşeron istihdam türedi. Bunların sayılarının toplamının 600 bin civarında olduğu düşünülüyor. Şayet personel ihtiyacı bulunsaydı bu güne kadar mutlaka bir çözüm bulunurdu. Ben bu düzenlemeyi samimi bulmuyorum.
Kıymetli arkadaşlar, hükümetin yapması gereken sorunlara palyatif çözümler bulmak yerine, konuyu bir bütünlük içinde ele alarak günü değil geleceği kurtaracak çözümler geliştirmektir. Ancak hükümetin derdi suni gündem oluşturarak bunu siyasete tahvil etmek olduğundan, ülkemizin çözüm bekleyen temel sorunları, sürekli olarak sizin tabirinizle halının altına süpürülmektedir. Üretim yerine tüketimi, çözüm yerine krizi önceleyen bu marazi anlayışın milletimize verebileceği bir hizmet kalmamıştır diyor, önergemize desteğinizi bekliyor Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.