Millete ve milletin değerlerine karşı acımasız bir savaşın başlatıldığı 28 Şubat sürecinin ilk yansımalarından birisi olarak YÖKün 1999 yılından itibaren başlattığı adaletsiz katsayı uygulaması, siyasi hınçla milletin özünü hedef alan bir uygulama olarak yüz binlerce meslek liseliyi mağdur etmiştir. Meslek liselilere uygulanan katsayı engeliyle 1999dan itibaren bu okullara giden öğrenci sayısı hızla azalmıştır. Başarılı öğrencilerin, sınavla girebildiği meslek liselerinin atölyelerine kilit vurulmuş, derslikler öğrencisiz kalmıştır. Böylece sanayi, kalifiye eleman ihtiyacını karşılayamaz hale gelmiştir.
Danıştay 8. Dairesi iptal kararında eşit katsayı uygulamasının anayasal eşitlik kuralı ile çelişkili bir durum yarattığını, bu durumun da hak kaybı ve ihlaline sebep olacağını... belirtmektedir. Peki, bu durumda yüz binlerce meslek liselinin hak kaybı ne olacak. Yoksa meslek liseliler bu ülkenin beyaz zencileri midir? Ayrıca ''Danıştay 8. Dairesi, dört yıl önce 'Katsayı konusunda YÖK yetkilidir' kararı vermemiş miydi? Anayasa'nın 131. Maddesi ve 2547 sayılı YÖK kanunun 45. maddesine göre Yüksek Öğretim Kurumlarında öğretimi planlamak, düzenlemek ve yönetme konusundaki bütün kararları vermek YÖK'ün yetkisinde değil midir? Danıştay'ın önceki kararından bu güne ne Anayasa ne de YÖK yasasında bir değişiklik olmamıştır. Bu açıdan değerlendirildiğinde verilen bu karar hukuki değil ideolojiktir.
Değerli basın Mensupları
Danıştayın iptal kararı aslında sanayiye vurulmuş bir darbedir. Meslek lisesi memleket meselesi sloganları bunun açık bir ispatıdır. Danıştay kararı kamu vicdanını rahatsız ettiği gibi üniversiteye hazırlanan meslek liselileri hayal kırıklığına uğratarak onların üniversite hayallerine ve ideallerine kıymıştır. Bu sebeple bu karar hukuka, özgürlüklere ve ekonomik akla aykırıdır.
Hukuk tarihi bunları yazacaktır. Burada hukuka, anayasaya, hakkaniyete uygun olmayan bir karar söz konusudur. İstanbul Barosunun başvurusu, hukuksuzluğu hukuki hale getirmez. Yargının aldığı bu gibi kararlar kamuoyunu değil bu ülkedeki yasakçı zihniyetleri, cunta heveslilerini memnun etmektedir. Toplumsal sorunlarda hep baskıcı ve yasakçı cephenin hamiliğini yapan yargının bağımsızlığından ve tarafsızlığından söz etmek artık mümkün değildir dedi.
Basın açıklaması sık sık sloganlarla kesilirken, basın açıklamasını vatandaşlarda ilgiyle takip ettiler.