STK’lardan Danıştay kararına tepki

Kahramanmaraş’ta faaliyette bulunan Eğitim Bir sen ve bu sendikanın bağlı olduğu konfedarasyona bağlı sendika başkanları ve üyeleri ile Kahramanmaraş Baro Başkanı Avukat İsmail Kahveci başta olmak üzere çok sayıda STK temsilcilerinin hazır bulunduğu Özel
 
 
Eğitim Birsen Şube Başkanı Alpaslan Alkış’ın okuduğu basın bildirisinde Üniversite imtihanına girecek öğrenciler arasında fırsat eşitliği oluşturan kat sayı uygulamasının durdurulma kararı verilmesine tepki gösterildi.

 

Alkış açıklamasında şunları söyledi: “Danıştay’ın katsayıyı iptal kararı göstermektedir ki en temel insan hakkı olan eğitim hakkı, keyfi ve hukuka aykırı kararlarla engellenmektedir. Yıllardır kamuoyunun vicdanını yaralayan katsayı uygulamasını düzelten YÖK kararına karşı, Danıştay tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararı binlerce öğrenciyi yine mağdur edecektir. Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olan katsayı uygulamasında ısrar etmek, hukuki değil, siyasidir. Danıştay daha önce benzeri bir şekilde açılan bir davayı reddetmiş ve yetkinin YÖK'te olduğunu belirtmişti. Danıştay, bu kez yürütmeyi durdurma kararı vermekle, daha önce verdiği kararla çelişmektedir. Bu karar mesleki eğitime vurulan en büyük darbedir.

Millete ve milletin değerlerine karşı acımasız bir savaşın başlatıldığı 28 Şubat sürecinin ilk yansımalarından birisi olarak YÖK’ün 1999 yılından itibaren başlattığı adaletsiz katsayı uygulaması, siyasi hınçla milletin özünü hedef alan bir uygulama olarak yüz binlerce meslek liseliyi mağdur etmiştir. Meslek liselilere uygulanan katsayı engeliyle 1999’dan itibaren bu okullara giden öğrenci sayısı hızla azalmıştır. Başarılı öğrencilerin, sınavla girebildiği meslek liselerinin atölyelerine kilit vurulmuş, derslikler öğrencisiz kalmıştır. Böylece sanayi, kalifiye eleman ihtiyacını karşılayamaz hale gelmiştir.

Danıştay 8. Dairesi iptal kararında “eşit katsayı uygulamasının anayasal eşitlik kuralı ile çelişkili bir durum yarattığını, bu durumun da hak kaybı ve ihlaline sebep olacağını...” belirtmektedir. Peki, bu durumda yüz binlerce meslek liselinin hak kaybı ne olacak. Yoksa meslek liseliler bu ülkenin beyaz zencileri midir? Ayrıca ''Danıştay 8. Dairesi, dört yıl önce 'Katsayı konusunda YÖK yetkilidir' kararı vermemiş miydi?  Anayasa'nın 131. Maddesi ve 2547 sayılı YÖK kanunun 45. maddesine göre Yüksek Öğretim Kurumlarında öğretimi planlamak, düzenlemek ve yönetme konusundaki bütün kararları vermek YÖK'ün yetkisinde değil midir? Danıştay'ın önceki kararından bu güne ne Anayasa ne de YÖK yasasında bir değişiklik olmamıştır. Bu açıdan değerlendirildiğinde verilen bu karar hukuki değil ideolojiktir.

Ayrıca kararda öngörülen ve ‘hukuki statü’ adı verilen durumlardan yola çıkan bir ‘eşitlik’ görüşü, ortaçağ kast sistemini andıran son derece çarpık bir eşitlik anlayışı olmakla beraber Cumhuriyet’in eşit vatandaşlık anlayışına da kökünden karşı bir yaklaşımdır. ‘Hukuki statü’ kavramı, 1776 Amerikan ve 1789 Fransız Devrimleriyle tarihin çöp sepetine atılmış bir kavramdır.  Ortaçağ’da insanlar büyük çoğunlukla doğdukları yerde, içine doğdukları ‘kast’ ya da sosyal sınıfları belirleyen “hukuksal statüler” içinde yaşayıp ölürlerdi. Statülerini değiştirme hakları yoktu.
Modernist devrimler işte bunu yok etti, onun yerine eşit vatandaşlığı getirmiştir.  Hak ve hürriyetler ‘bireysel’dir ve eşittir ve kişinin içinde bulunduğu “hukuksal statü”yü değiştirme hakkı, temel haklardan biridir! “Fırsat eşitliği”nin hukuki anlamı budur. Sosyal dinamizm de böyle oluşmaktadır. Danıştay ise, maalesef, modernliğin ve liberal demokrasinin en önemli hukuki temeli olan “fırsat eşitliği” kavramını, bireylerin “hukuksal statüsünü değiştirme” hakkını çiğnemiştir!

Değerli basın Mensupları

Danıştay’ın iptal kararı aslında sanayiye vurulmuş bir darbedir. “Meslek lisesi memleket meselesi” sloganları bunun açık bir ispatıdır. Danıştay kararı kamu vicdanını rahatsız ettiği gibi üniversiteye hazırlanan meslek liselileri hayal kırıklığına uğratarak onların üniversite hayallerine ve ideallerine kıymıştır. Bu sebeple bu karar hukuka, özgürlüklere ve ekonomik akla aykırıdır.

Hukuk tarihi bunları yazacaktır. Burada hukuka, anayasaya, hakkaniyete uygun olmayan bir karar söz konusudur. İstanbul Barosunun başvurusu, hukuksuzluğu hukuki hale getirmez. Yargının aldığı bu gibi kararlar kamuoyunu değil bu ülkedeki yasakçı zihniyetleri, cunta heveslilerini memnun etmektedir. Toplumsal sorunlarda hep baskıcı ve yasakçı cephenin hamiliğini yapan yargının bağımsızlığından ve tarafsızlığından söz etmek artık mümkün değildir” dedi.

Basın açıklaması sık sık sloganlarla kesilirken, basın açıklamasını vatandaşlarda ilgiyle takip ettiler.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Magazin Haberleri