İnsanın ölümlü oluşu, sonraki zamanlara kendi sesini duyurma ihtiyacı hissettirmiş ve ona bu imkânı da şüphesiz kitaplar vermiştir. İnsanın yeryüzü varlığını anlamlandıran, onun buralı ve öteli dünyasını ifadelendiren kitaplar; insanı faniliğin, unutuluşun korkunç sonuçlarından kurtarıp kalıcı olmaya, yeniden hatırlanmaya bir kapı aralamıştır. Yeri gelmiş insan için geçmişi bilmek, geleceği bilmek kadar ilgi çekici olmuş. Yine bunu da kitaplar sağlamıştır insana.
Sadece önden gidenlerin değil, ardından gelenlerinde birikimleri, acıları, hatıraları, tecrübeleri, kültürel mirasları kitap denen mucizeyle ölümsüz bir hazineye dönüşmüştür. Bu gün dünya milletlerinin en güçlü varlık değerleri yazılı kaynakları olmuştur.
Okumayı yemek, içmek gibi insanın temel ihtiyaçları arasında sayan dünya, bilginin üstün gücüyle çıktı insanlığın karşısına. İnsanoğlu, dünyada, bildikleri kadar varlık alanı açabildi kendine. Bilgi, her zaman insanı insana üstün kılan bir güç oldu. Bilenler hep yönetenler oldu, bilgiden geri kalanlar yönetilenleri oluşturdu tarih izleğinde.
Bu nedenle kitabın aydınlığında geleceğimizi bilgiyle güçlendirmek zorundayız, diyen okul müdürü İsmail Direk şöyle devam etti sözlerine:
Bilindiği gibi ülkemizde ve ilimizde Kütüphaneler Haftası nedeniyle çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmişti. Biz de, hem o özgü, hem de Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğince hazırlanan “Türkiye Okuyor Projesi” kapsamında bir etkinlik yapmak istedik ve bu etkinliğimizin adına “Kahramanmaraş Öğretmenler Lisesi Okuyor” dedik ve öğrencilerimizi kitap okumaya yönlendirdik.
Projemizle neleri hedeflediğimizi söyleyecek olursak.
1. Öğrencilerimizin, en az birer kitap okuyarak okumanın kişisel gelişimlerinde ne kadar önemli olduğunu fark ettiler.
2. Hep birlikte, gün boyunca okumanın hazzını yaşadılar.
3. Kitabın sonsuz ufuklarında gezinerek hayatın bütün sorunlarına kitabın, kitapların alternatif çözümler sunduğunu fark ettiler.
4. Okur-yazar buluşması yaptılar. Kitabın düşünce dünyamızı kuran, geliştiren, zenginleştiren, insanı insanlığıyla buluşturan birer öğretmen olduğu gerçeğini yaşadılar.
5. Okumaktan maksadın; anlamak, yorumlamak, sentezlemek, analiz etmek olduğunu anladılar.
6. Okumanın yemek-içmek gibi temel insan gereksinimlerinden birisi olduğunu öğrendiler.
7. Okumamak için öne sürülecek bir mazeretlerinin olmadığını gördüler.
8. Okulla okumanın birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu fark ettiler.
9. Okulu ve okumayı sevdiler. Kitabın hayatımızdaki yerini daha iyi anladılar.
10. Okunarak hayatın daha da anlamlı kılınabileceğini, kitabın en güvenilir, en etkili bilgi kazanma yolu olduğunu kavradılar.
Sonuç olarak okuduklarını ve anladıklarını bir yazı disiplini içinde tekrar değerlendirme imkânı buldular. Kitabın bir günlük değil, bir ömürlük yaşanacak bir eylem olduğuna tanık oldular.