18 Haziran’da Matematik, 19 Haziran Pazar günü Sosyal Bilimler Sınavı ile üniversite giriş sınav maratonu start alacak, öğrenciler bu sınavlarla son dönemece girecekler. Şu anda adaylar gergin ve stresli. Acaba! Ya da diyerek olumsuzlukları hesap ediyorlar. Haklılar çünkü baskı altındalar. Bizde bu sınav maratonunu ve bu süreçte nelere dikkat edilmesi gerektiğini Eğitimci İbrahim Gülsu ile konuştuk. Gülsu, ÖSYM’nin artık hatalara müsaade etmemesi gerektiğini belirterek, öğrenci ve ailelerine de uyarılarda bulundu.
RÖPORTAJ: ZEKİ DEMİR
Soru: Hocam bize önce hafta sonunda yapılacak sınavlar hakkında teknik bilgiler aktarır mısınız?
Gülsu; ÖSS'yle ilgili endişelerimizi; genellikle zamanı doğru bir biçimde değerlendirememek, sürekli sınavı düşünmek, sınav sonrasını düşünmek, kazanılamazsa ya da istenilen bölüm olmazsa yaşanılacakları düşünmek şeklinde oluşuyor.. Sınava girecek çocuklarımız gergin, stres altındı, çünkü çok çalıştılar, acaba başarılı olacak mıyım? Olamaz ise ne yapabilirim? Sorular sürpriz gelir mi? Yapamaz isem başarısızlığımı insanlara nasıl anlatırım? Sorularını kendisine soruyor. Tabi Stresli geçen YGS sonrasını, iyi yönetenler ve motivasyonlarını yüksek tutabilenler daha avantajlı olacaklar.
Ama ben bu konuya girmeden önce sınavlar hakkında teknik bilgi vermek istiyorum. “Sınavda LYS'de adaylar kendi alanına kaynaklık eden testlerden sorumlu olacaklar. LYS'de sayısal ve eşit ağırlıklı adaylar 255 dakika içinde farklı iki test ve beş dersten sınava girecekler. Sözel adaylar için iki test için verilen süre 255 dakika. Bu süre dilden sınava girecekler için 120 dakika olacak.
Bu yıl üniversite kontenjanlarında yüzde 7,6 artıyor.Yükseköğretime Geçiş Sınavı sonucunda 1 milyon 313 bin 274 aday LYS'ye girmeye hak kazandı. Geçen sene 1.233.580 aday Lisans Yerleştirme Sınavları'na (LYS) girmişti. Adaylardan 624 bin 48'i, 18 Haziran'da yapılacak Matematik Sınavı'na (LYS1), 41 bin 580'i ise aynı gün öğleden sonra yapılacak Gördüğünüz gibi rakamlar öğrencilerin şanslarının önceki yıllara çok daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Soru: Yine adayın ismine kitapçık mı gidecek, çünkü bu konuda çok tartışma olmuştu.
Gülsu; Bu defa şahsa özel kitapçıktan vaz geçildi. Adaylara kitap rastgele dağıtılacak bunlar doğru kararlar. Soru kitapçıklarındaki sorular birbirinin tamamen aynı olacak ancak soruların veya sorulardaki seçeneklerin sıralanışı ile doğru cevap seçeneğinin yeri, ölçme ve değerlendirme yöntemlerine uygun bir şekilde değişebilecek.
Bu yıl üniversite kontenjanlarında ortalama yüzde 7,6 artış olacak. 4 yıllık eğitim veren fakülte bazındaki artış ise yüzde 13'ün üstünde. İkinci öğretimin kontenjanları ise bir miktar azalacak. Açık öğretim kontenjanlarında bir değişiklik olmayacak. Bütün bunlardan sonra 2011 üniversite toplam kontenjanı 672 bin civarında olacak. Yani sınav giren öğrencilerin neredeyse % 50’si üniversiteli olacak. Ancak şunu ifade edeyim, üniversite kazanmak için okumak doğru bir yaklaşım değildir. Sevdiğimiz, bize ekmek kapısı olabilecek mesleklere yönelmek gerekiyor. İstihdam imkanı hesaba katılarak bir üniversite okumak gerekiyor. Özellikle istenmeden yapılan bölümlere kayıt yaptıranlar sonradan sıkıntıya giriyorlar. Buna da dikkat etmek gerekiyor.
Soru Peki Sınav Kaygısı nasıl aşılır?
Gülsu; Düşündükçe kaygılanırız, kaygılandıkça da düşünürüz. Bu kısır döngü bu şekilde sürer gider. Bizde bu döngüyü yaşadık. Şimdiye kadar bu döngüden kurtulmak için yaptığınız ya da denediğiniz bir yöntem oldu mu? Ya da bundan kurtulmak için hiç çaba sarf edenler başarılı oldu mu ? Ancak burada öz güven kazanılması gerek. Bu da ancak konu eksiklerini tamamlayan çocuklarda görülüyor. Aslında kaygı kötü değil, fazla kaygı insana zarlıdır.
Bence kaygılı gençlerden daha kötüsü, kaygısız olanlar. Kaygı duyanlara diyorum ki; zamanın kontrolü sizde ve içinde bulunduğunuz anda yapmanız gerekeni yapıyorsanız ne mutlu size. Çünkü geleceğiniz de istediğiniz gibi olacaktır.
Soru: LYS ile YGS karşılaştırıldığında ne görüyorsun? Sınava çok az bir süre kaldı öneriniz ne?
Gülsu; LYS'lerin, YGS'den farkı soruların daha çok hatırlama düzeyindeki sorulardan meydana gelmesidir. Bilgi düzeyindeki soruların en temel özelliği tekrarlarla, pekiştirilmeyi gerekli kılmasıdır. Dolayısı ile pekiştirici tekrarlara yer verebilirler. Günlük çalışma alışkanlıklarını aynen devam ettirsinler. Yorulduklarında hedeflerini düşünsünler. Sınavın bir amaç değil, araç olduğunu unutmasınlar.
Soru; YGS’si kötü geçen çocuklarımızın, LYS’se başarısı farklı olabilir mi?
Gülsu: Öğrencilerimizin YGS'si hedeflediği gibi gitmemiş olabilir. LYS'lerin telafi etme özelliği var. Örneğin, 2010-YGS sonuçlarına göre 110 YGS netini, LYS'lerde artırıp tıp fakültesi kazanan öğrenciler olduğu gibi, YGS'si 65 net olup da bunu LYS'lerle telafi eden ve hukuk fakültelerine yerleşen öğrenciler de vardı. Bundan dolayı, üniversiteyi hedefleyen adaylar için YGS'nin iyi veya kötü geçmesi çok fazla bir anlam ifade etmemektedir. Çünkü sınav sistemi YGS ve LYS'lerle bir bütünlük oluşturmaktadır. Zaten, iki basamaklı sınav sisteminin tek basamaklı sınav sistemine göre avantajları var.
Soru; Sınav anında ve sınav sonrasında öğrencilere tavsiyeleriniz nedir?
Gülsu: Sınav anındı; Genelde sınav anını hatta gününü bile düşündüğümüzde içimiz kıpır kıpır olabilir. Size de sık sık olmuştur bu. "O an ne yaşayacağım, ya çok iyi bildiğim soruları da yapamazsam" diye düşünmekten kendimizi alamayabiliriz. Oysa bunu şimdi yaşayacağımız yere, yani sınav anına bırakmaksızın şu anda yaşamanın, sınavın iyi geçmesine bir katkısı da olmadığını görmüşüzdür. Sınavın nasıl geçeceğini düşünmek, sürekli gerçek sınavı hayal etmek belki de çok azımızı harekete geçirici bir etki yaratmakta, hatta birçoğumuzu da aşırı derece de gerginleştirmekten başka bir işe yaramamaktadır. Sınavla ilgili düşünebileceğimiz tek şey; yapacaklarımız ve izleyebileceğimiz yöntem olabilir. Örneğin;Sınavda kendime, " ben yapmam gereken hazırlığı yaptım " diyeceğim.
Heyecanlanıyorum; ama paniğe kapılmam yersiz. Çünkü heyecan doğal bir durum. Sınava giren herkes gibi ben de heyecanlanıyorum. Heyecan kimseye yasak olmadığı gibi bana da yasak değil. Heyecanı kaygıya dönüştürmemek benim elimde. Kendime bunu hatırlatacağım.
Dağıtılan yanıt kartındaki basılı bilgilerin bana ait olup olmadığını kontrol edeceğim. Yazılması ve kodlanması gereken yerleri yazıp kodlayacağım. Soru kitapçıkları dağıtıldığında kitapçık türüne dikkat edip, kitapçık türünü ilgili bölüme kodlayacağım.Soru kitapçığının kapağındaki ad, soyad ve ÖSYM no bölümlerini dolduracağım.Soru kitapçının sayfalarını inceleyip, eksik ya da hatalı sayfa olup olmadığına bakacağım.En iyi bildiğimi düşündüğüm, kendimi en güçlü hissettiğim ve alıştığım bölümden başlayacağım.Soruları çözmeye başladığımda zihnimin sadece soruyu çözmekle meşgul olacağını biliyorum. Bu düşünce ile daha dikkatli olacağım.Sınavdaki her sorunun diğerinden farklı bilgileri düşünmemi ve hatırlamamı istediğini unutmayacağım. Bu yüzden bir soruyu yapamadığımda ve o soruyu bırakıp diğer soruları okurken, yapamadığım sorunun yerine yeni soruyu düşüneceğim.Bir soru üzerinde gereksiz zaman harcamayacağım. Soru ile inatlaşmayacağım.Yanıtından emin olmadığım soruları boş bırakacağım. Daha sonra bakacağım.Diğerlerinin kaç soru yaptıklarıyla ilgilenmeyeceğim.
Doğal bir biçimde kendi yapabileceklerimi düşünecek ve daha iyi konsantrasyon sağlayacağım.
Sınav anıyla ilgili bunları düşünmek ve bir plan çerçevesinde hareket etmek hem işimi kolaylaştıracak hem de daha gerçekçi çözümlere ulaşmama yardımcı olacaktır. Bu planların nasıl işlediğini görmek için gerçek sınavı beklemenize de hiç gerek yok.