On binlerce vatandaşın hayatını kaybettiği, 11 ilde yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı depremlerin yalnızca bir anma günü olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Gündeşli, “Deprem Türkiye’de beklenmedik bir olay değil, öngörülebilir bir gerçektir. Yıkımın büyüklüğü, depremin ölçüsünden çok yapı kalitesi, denetim ve risk azaltma politikalarıyla ilişkilidir” ifadelerini kullandı.
Açıklamada, aynı büyüklükteki depremlerin başka ülkelerde bu denli yıkıma yol açmamasının, sorunun doğada değil insan kaynaklı olduğunun kanıtı olduğu belirtildi. Orta büyüklükteki depremlerde dahi büyük yıkımlar yaşandığı hatırlatılarak, 2023 yılında Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen 6,1 ve 6 büyüklüğündeki depremlerde 729 binada 1036 bağımsız bölümün ağır hasarlı veya yıkık duruma geldiği örneği verildi.
“Yapı Stokunun Önemli Bölümü Hâlâ Yüksek Risk Altında”
Türkiye’deki mevcut yapı stokunun önemli bir kısmının hâlâ yüksek deprem riski taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, 2000 öncesi inşa edilen binalar, yanlış zemin ve kat kararları, imar affıyla yasallaşan kaçak yapılaşma ve mühendislik hizmeti almayan yapıların büyük tehdit oluşturduğu vurgulandı.
TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonu Raporu’na atıfta bulunularak, ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğinin altı çizildi. Buna rağmen halen bütüncül ve şeffaf bir yapı envanterinin oluşturulmadığı, hangi kentte kaç riskli yapı olduğunun net olarak açıklanmadığı ifade edildi.
“Yıkılan Binaların %96’sı 2000 Öncesi İnşa Edildi”
Kahramanmaraş özelinde çarpıcı veriler paylaşıldı: İlde 239 bin 159 binanın 7 bin 491’i yıkılmış olup, bu oran %3,2'ye tekabül etmektedir. Yıkılan binaların %96’sının ise 2000 yılı öncesinde inşa edildiği belirtildi. Bu durumun, riski bilinen yapı stokundaki yoğunlaşmayı net bir şekilde ortaya koyduğu kaydedildi.
“Mühendisler Düşman Değil, Üretici Güçtür”
Açıklamada, deprem sonrasında birçok meslektaşlarının yıkımlardan sorumlu tutularak hedef gösterildiği ve yargılandığı ifade edildi. Bir yapıdan ömür boyu sorumlu tutulmanın mantık dışı olduğu vurgulanarak, “İnşaat mühendisleri bu ülkenin düşmanı değil, üretici gücüdür. Yıkılan şehirlerin yeniden inşasında on binlerce meslektaşımız canla başla çalışmaktadır” denildi.
Acil Çağrı: Şeffaf Envanter, Risk Temelli Dönüşüm ve Sorumluluk Reformu
İMO Kahramanmaraş Temsilciliği, acil olarak yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı.
Kentsel dönüşüm, risk temelli bir kamu politikası haline getirilmeli; İstanbul’daki “Yarısı Bizden” benzeri kampanyalar Kahramanmaraş gibi illere yaygınlaştırılmalı.
Okul, hastane gibi kritik kamu binalarının ve altyapının güçlendirilme durumu şeffaflıkla paylaşılmalı.
Deprem toplanma alanları yalnızca boş alan olarak değil, temel altyapıya sahip donanımlı yerler olarak tanımlanmalı ve korunmalı.
Mühendislik hizmetlerinin tüm aşamalarda eksiksiz sağlanması için yasal düzenlemeler yapılmalı, denetim artırılmalı.
Mühendislerin ömür boyu sorumluluğu makul bir çerçeveye alınmalı, yapı kullanıcı ve sahiplerine de sorumluluk atfedilmeli.
“Afetler Kader Değil, Bilimden Uzaklaşmanın Sonucudur”
Açıklama, “Afetler kader değildir, bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan ısrarın acı sonuçlarıdır” uyarısıyla son buldu. 6 Şubat’ta kaybedilenlere karşı asıl sorumluluğun, aynı acıları tekrar yaşatmamak için bugünden harekete geçmek olduğu vurgulandı. Bilimin uyarıları dikkate alınmadan geçen her günün yeni felaketlere zemin hazırladığı ifade edilerek, depremde hayatını kaybedenler için rahmet, yakınlarına sabır dilendi.