İkiye Bölünmüş Bir Şehir

İşte bu soruya Haznedaroğlu Paşa’nın cevabı “Geldiğimde ikiye bölünmüş bir şehir vardı.” oldu. Sözlerini devam ettiren Haznedaroğlu, “Alevi vatandaşlarımız Sünnilerin olduğu bölgeye, Sünni vatandaşlarımız da Alevilerin olduğu yerlere gitmiyordu.”

 

HABERİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

(1980,1983 yılları arasında yaşananları bugünün şartlarında değerlendirerek birilerini eleştirmek, saldırmak aklı selim insanın yapacağı bir davranış biçimi değildir. Acısıyla tatlısıyla o günün tarihini yazacak olan tarihçiler tarihe not düşeceklerdir. Benim gazetecilik  dönemimin ilk yılları. Şehirde korku hakim. Ama bu günkünden daha yüreklice yazıp çiziyor. Yazdığımız yazılar haberler karşılık buluyor. Ya biz mahkemeye veriliyoruz ya da yazdığımız haberlerin muhatapları ile ilgili soruşturma açılıyor. Yani bir düzen söz konusu. Üzülerek ifade etmek isterim ki, şimdi yazdıklarımıza muhatap bulamıyoruz. Bir yetkili ne var kardeşim diye sormuyor, yazdıklarımız ile ilgili bir cevap verme tenezülünde bile bulunacak yetkili yok ortada. Buna sorumsuzluk mu diyeceğiz,  muhatap alınmama mı diyeceğiz onu da bilmiyoruz. Bildiğim bir şey var, o da kim kime dum duma bir tarzın benimsenilmiş olması. Eğer demokrasi bu ise, vatandaşın hakkını kim koruyacak?

Sevgili Yeğenim Yusuf Taş, adaşı eski Sıkıyönetim Komutanı Yusuf Haznedaroğlu ile yaptığı söyleşiye not düşme ihtiyacı duyarken...o eski günlerimizi de hatırlamak gerekiyordu. 5 Nisan Madalya günü o yıllarda KARDEŞLİK GÜNÜ olarak kutlanmıştı. Bu devam etseydi belki daha iyi olurdu.. Mehmet TAŞ)

İkiye bölünmüş bir şehir.. Bu girizgahla 24 Aralık 1978 sonrasındaki Kahramanmaraş’ı tanımlıyoruz. Bilindiği gibi 19 Aralık’ta başlayıp 24 Aralık’a kadar devam eden Maraş Olaylarında Sünni’siyle Alevi’siyle 110 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, yüzlerce vatandaşımız yaralanmış ve Maraş adeta yangın yerine dönmüştü.

Yurt genelinde de devam eden anarşi neticesinde Türkiye, 12 Eylül darbesini yaşamış ve asker yönetime el koymuştu.

Bu kadar anımsatmanın ardından günümüze dönersek.. Sevgili ağabeyim Yener Atlı ile geçen hafta İstanbul’a yaptığımız gezide, 12 Eylül dönemi Kahramanmaraş Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı Emekli Tümgeneral Yusuf Haznedaroğlu Paşa ile görüşme fırsatı bulduk.

Kahramanmaraş’ı hala sevgiyle yad eden Haznedaroğlu Paşa’yla; görev yaptığı dönemi, o günleri ve anılarını konuştuk. Sohbetimizde birçok konuya değindik.. Ama benim özellikle sizlerle paylaşmak istediğim nokta şu: Malumunuz şu günlerde olayların yıldönümüne geliyoruz.

Bu nedenle Haznedaroğlu Paşa’ya, olayların ardından geldiği Kahramanmaraş’ta karşılaştığı tabloyu sordum. “Nasıl bir ahvalde şehir de görev yaptınız?” dedim. 

İşte bu soruya Haznedaroğlu Paşa’nın cevabı “Geldiğimde ikiye bölünmüş bir şehir vardı.” oldu. Sözlerini devam ettiren Haznedaroğlu, “Alevi vatandaşlarımız Sünnilerin olduğu bölgeye, Sünni vatandaşlarımız da Alevilerin olduğu yerlere gitmiyordu.”

Düşünün yıllarca kardeşçe yaşayan, aynı sofrada ekmeğini paylaşan insanlar birbirine düşman oluyor ve gözleri kan bürüyor.  Bu noktada Haznedaroğlu Paşa yaşadığı bir anıyı bizimle paylaştı:

“Bir gün Alevi gençlerin olduğu bir kahveye gittim. Gençleri yanıma aldım ve birlikte dolaşmaya çıktık. Kendilerine zarar verilmesinden korkuyorlardı. Ama bu korkularının yersiz olduğunu gösterdim. Daha sonra 5 Nisan Madalya ve Kardeşlik Günü’nde Alevi’siyle Sünni’siyle tüm insanlarla kol kola yürüdük. Alevi ve Sünni ailelerimizin düğünlerini yaptık. Birlikte güreş tutup, yeniden kardeşlik tohumları ektiler.”

Bunu paylaşmamın nedenine gelince, biliyorsunuz son 2 yıldır Alevi vatandaşlarımız olaylarda ölenleri Kahramanmaraş’ta anmak istiyor. Fakat bu durumdan yine nemalanmak isteyenler var. Özellikle geçen yıl gelen grubun içerisinde art niyetliler göze çarptı. Sanki anmak için değil, bir intikam duygusuyla Maraş’taydılar.

Buna fırsat vermemiz lazım.. Çünkü aklıselim hiç kimse o günleri tekrar yaşamak istemiyor. Maraşlı; ikiye bölünmüş bir şehir değil, birbirine daha çok kenetlenip yarınlara umutla yürümek istiyor.

PAŞA’NIN ARŞİVİNDEN O GÜNLER

Haznedaroğlu Paşa, sohbetinin yanı sıra o günleri anlatan gazete arşivini de bizim aracılığımızla sizlerle paylaştı. Tarihe tanıklık eden o gazete sütunlarında neler yok ki? Maraş olaylarının davalarından tutun, İnci Baba’nın yargılanmasına.. Barış ve kardeşlik için düzenlenen yürüyüşten, kente tam otomatik ilk telefon santralinin kurulması haberleri bu klasörde yer alıyor.

Bu gün bir dünya markası olan Mado’nun o günlerde, Ortadoğu’ya açılmak için imkan verilmesini istemesi de haber küpürleri arasında bulunuyor. Ve Kahramanmaraşspor.. Kırmızı beyazlı kulübümüzün lig yolculuğuyla da bu küpürlerde karşılaşıyoruz. Tabi birde Haznedaroğlu Paşa’nın kulübe verdiği desteği gören Adıyamansporluların Paşa’dan yardım istemeleri de sütunlarda yerini almış.

Benim dikkatimi çeken o döneme ait bir diğer küpür ise Kapalıçarşı’nın bakımsızlığının haberleştirilmesiydi. Tercüman gazetesinde yayımlanan haberde Bedestenin içler acısı hali yansıtılıyor. Bildiğiniz gibi aradan geçen 30 yılda burada çalışmalar yapıldı. Ancak en ciddi restorasyon çalışmaları şu günlerde yapılıyor. Nihayet 5 çarşımızın da tarihi kimlikleri ortaya çıkartılarak, turizme kazandırılıyor.

Velhasılı burada satırlarımı noktalarken, Haznedaroğlu Paşa’nın Kahramanmaraş’a gönderdiği selama elçilik edeyim. Acısıyla tatlısıyla 3 yıl bu kentte görev yapan, bu gün belki unutulsa da güzel hizmetlere imza atan Haznedaroğlu Paşa bu güzel kenti özlemle yad edip, herkesi selamlıyor.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Gündem Haberleri