Ortadoğu’daki Savaş Gübreyi Vurdu! KSÜ’lü Uzmandan “Gıda Krizi Kapıda” Uyarısı

Ortadoğu’da artan gerilim ve savaş ortamı, küresel tarımın en kritik girdilerinden biri olan gübre sektörünü doğrudan etkilemeye başladı.

KSÜ Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Saltalı, özellikle azotlu gübre üretiminde yaşanan sıkıntıların hem Türkiye’de hem de dünyada tarımsal üretimi olumsuz etkileyebileceğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.

Artan dünya nüfusunun beslenebilmesi için tarımsal üretimin artırılmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Saltalı, bu üretimin en temel unsurlarından birinin gübreleme olduğuna dikkat çekti. Bitkisel üretimde gübre kullanımının verimi yüzde 40 ila 60 oranında artırdığını ifade eden Saltalı, azotlu gübrelerin bu süreçte hayati rol oynadığını dile getirdi. Ancak bitkilerin atmosferde bulunan azotu doğrudan kullanamaması nedeniyle, bu elementin gübre formunda toprağa verilmesinin zorunlu olduğuna işaret etti.

Azotlu gübre üretiminin temelinde amonyak üretiminin yer aldığını belirten Saltalı, günümüzde küresel amonyak talebinin büyük bölümünün gübre sektöründen geldiğini söyledi. Amonyak üretiminin ise büyük ölçüde doğal gazdan elde edildiğini hatırlatan Saltalı, bu durumun enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı gübre sektörünü kırılgan hale getirdiğini vurguladı.

Ortadoğu’daki çatışmaların özellikle enerji ve lojistik hatlarını sekteye uğrattığını ifade eden Saltalı, bunun doğrudan amonyak arzını düşürdüğünü ve fiyatları ciddi şekilde artırdığını belirtti. Savaşın başlamasının ardından uluslararası piyasalarda amonyak fiyatlarında yüzde 70 ila 80 oranında artış gözlemlendiğini aktaran Saltalı, bu artışın zincirleme şekilde gübre fiyatlarına yansıdığını söyledi.

Gübre fiyatlarındaki yükselişin çiftçileri daha az gübre kullanmaya zorladığını belirten Saltalı, bunun da bitkilerin yeterli beslenememesi nedeniyle verim kayıplarına yol açtığını ifade etti. Tarımsal üretimde yaşanan bu düşüşün ise arz-talep dengesini bozarak hem küresel hem de yerel ölçekte gıda fiyatlarını artırabileceğine dikkat çekti.

Türkiye’nin bu süreçten en az zararla çıkabilmesi için hem kısa hem de uzun vadeli adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Saltalı, mevcut durumda ülkenin yıllık yaklaşık 1.6 milyon ton amonyak ihtiyacının önemli bir kısmını ithalatla karşıladığını hatırlattı. Türkiye’nin doğal gaz tedarikini farklı kaynaklardan sağlamasının önemli bir avantaj olduğunu ifade eden Saltalı, buna rağmen uluslararası fiyat dalgalanmalarının iç piyasaya yansımasının kaçınılmaz olduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin yakın dönemde gübre ihracatına yönelik bazı kısıtlamalar getirdiğini belirten Saltalı, bu tür önlemlerin iç piyasayı korumaya yönelik olduğunu söyledi. Bunun yanında çiftçilerin azotlu gübreyi daha verimli kullanabilmesi için eğitim çalışmalarının artırılması gerektiğini ifade eden Saltalı, doğru zamanlama, sulama teknikleri ve uygulama yöntemleriyle verim kayıplarının azaltılabileceğini belirtti.

Uzun vadede ise çözümün enerji bağımlılığını azaltacak yeni üretim modellerinde olduğunu vurgulayan Saltalı, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla “yeşil amonyak” üretiminin önemine dikkat çekti. Güneş ve rüzgâr enerjisi kullanılarak sudan elde edilen hidrojen ile havadaki azotun birleştirilmesiyle amonyak üretilebildiğini belirten Saltalı, bu yöntemin hem çevreci hem de sürdürülebilir olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin 2053 net sıfır karbon hedefi doğrultusunda bu tür yatırımlara yönelmesi gerektiğini belirten Saltalı, özellikle Konya Karapınar ve Kahramanmaraş’ın Afşin-Elbistan bölgesinin bu alanda önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Bölgenin hem güneş enerjisi verimliliği hem de organik kaynaklarıyla gübre üretiminde merkez haline gelebileceğini vurguladı.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ekonomi Haberleri