Elektrikli otoyu seriye bağladık

Dünyada ilk defa Bursa'da elektrikli olarak seri üretimine başlanan Renault markalı araçlar, 2011 yılında değişik ülkelere ihraç edilecek.

Dünyada ilk defa Bursa'da elektrikli olarak seri üretimine başlanan Renault markalı araçlar, 2011 yılında değişik ülkelere ihraç edilecek. Elektrikli araç Türkiye'de satılamayacak, çünkü henüz altyapı ve mevzuatı hazır değil. Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, Türkiye'de üretimin sürekliliği için iç piyasanın da hazırlanması gerektiğini söyledi.

ŞÜKRULLAH DOLU
Türkiye, dünya otomotiv sektöründe 130 yıllık motor teknolojisinde yeni bir sayfayı açacak olan elektrikli arabaların seri üretimini ilk başlatan ülkelerden oldu. Renault'un Bursa fabrikasında üretimi devam eden elektrikli araçlar, 2011 başında gerekli altyapıyı hazırlayan Danimarka, İrlanda ve İsrail'de satışa çıkacak. Üretimi yapan Türkiye'de ise altyapı hazır olmadığı için satılamayacak. İnsanlığın korkulu rüyası olan karbondioksit salınımını düşürecek bir çözüm olan elektrikli araçlarla ilgili Türkiye'nin de bir an önce altyapıyı tamamlaması gerektiğini vurgulayan Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar'a konuyla ilgili detayları sorduk:

SERİ ÜRETİM BAŞLADI MEVZUAT YOK
Elektrikli araçlarla ilgili gündemde gelinen nokta nedir?
Türkiye çok büyük bir tarihi gelişmenin merkezi olmak üzere... Bu durum hakikaten dünyanın gündemine oturmuş durumda. Dünyada eğilim değişiyor. Nereye gidiyor dünya? Bütün dünya, gelecekteki karbondioksit salınımının tehlikelerini gördü. Böyle giderse dünyanın ısınmasının ve sıcaklığın artmasının bela getireceği görüldü. Otomotiv sektörünün de buna büyük bir katkısı olduğu biliniyor. Hatta dünyadaki toplam karbondioksit üretiminin yüzde 12'sini motorli araçlar üretiyor. O kadar ciddi... O halde ne yapılacak? Karbondioksit üretmeyen araçlara, yeni teknolojilere geçilmesi lazım. Yeni bir sıçrama... Bizim markamız da, bu konuda seri üretimin öncüsü olmak üzere büyük bir adım attı. Nitekim geçtiğimiz Frankfurt fuarında 4 tane yeni model açıkladı. Bunlardan bir tanesi, bizim Fluence, elektriklisi... 2011 yılında ilk defa dünyada bir aile otomobili olan Sedan, elektrikli olarak Türkiye'den çıkacak. Bu çok büyük bir yeniliktir, harekettir, avantajdır ve prestijdir. Bu konuda yan sanayinin de önünü açıyoruz.

ÜÇ ÜLKEDE ALTYAPI TAMAMLANDI
Peki altyapısını ne yapıyorsunuz?
Bu araç önümüzdeki yıldan itibaren çıkacak ve ilk satılacağı ülkelere gidecek. O ülkelerden biri Danimarka, birisi İrlanda, diğeri de İsrail... Çünkü bu ülkelerde altyapılar şu anda gerçekleşmekte. Yasal mevzuatlar elektrikliye göre değişiyor. Ne yapıyor bu ülkeler? Aracın satışında belirli teşvikler uyguluyorlar. Destekler 5 bin ila 6 bin avro arasında değişiyor. İkinci olarak Danimarka gibi bazıları aracın vergisini almıyorlar.

Türkiye'de bu konuda bir dirençle karşılaşıyor musunuz?
Tüm temaslarımızda son derece olumlu bir yaklaşım ve destek var. Frankfurt fuarına iki sayın bakanımızla gittik (Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile Sanayi ve Dış Ticaret Bakanı Nihat Ergün). Hadiseyi orada yaşadılar. Ondan sonra hükümetimizin her kademesindeki temasımız bunu bize gösteriyor, bir konsensüs var. Bu konsensüsün ardından şimdi artık eylemin yani gerekli mevzuat ve altyapı girişimlerinin tamamlanmasını bir an önce bekliyoruz. Bu konuda da çalışmaların yapıldığını hissediyoruz, ancak sonucu da görmek istiyoruz.

FİYATLARDA PİL BELİRLEYİCİ OLACAK
Fiyatları ne kadar olacak?
Daha henüz fiyatlar belli değil. Pil burada çok önemli. Pili ayrı tutarsanız bu araçların fiyatları, henüz net olmamakla birlikte mevcut benzinli ve dizelli araç fiyatlarıyla rekabetçi olabilir gözüküyor.

Toplam fiyatta pilin oranı ne kadar?
Bunlar henüz açıklanmadı. Önemli bir ağırlığı var ki, bütün dünyada pilli araçların satışına destek veriyorlar.

Renault yatırımlarını Türkiye'ye nasıl çektiniz?
Aslında bir marka politikası olarak bu zaten kendiliğinden gelişti. Markamız verimli olduğu yerde üretim yapıyor. Fabrikanın kapasitesi yükseldi ve sürekli yeni modeller üretebilir hale geldi. Clio

Grand Tour sadece Türkiye üretiyor. En son Fluenc'ı başlattık. Fluence de tek bizde üretiliyor. Megane Hatchback Fransa'da üretiliyordu, Türkiye'ye getirdik. Fabrikamız şu anda 5 farklı kasada üretim yapıyor. Tüm dünya için Symbol üretiyor. Clio'da Türkiye üretim merkezi oldu.

 

 

20 dakikada şarj oluyor 3 dakikada pil değişiyor
Elektiriklide enerji altyapısı nasıl işleyecek?
Bu araçlarda en önemli unsur pil. Bu pil, belirli bir süre sonra şarj edilmek durumunda. Bugünkü teknolojiye göre 160 km gidildiğinde şarj edilmesi gerekiyor. Şarjların yapılacağı istasyonları kuruyorlar. Bu istasyonlar öyle komplike yapılar değil. Pili 20 dakikada şarj eden bir ünite var istasyonlarda. 400 voltluk akım gerektiren bu üniteler kuruluyor. Bazı ülkelerde pil değiş tokuş üniteleri kurulu-yor. Bir robot yardımıyla aracın pili 3 dakikada değiştirili-yor. Yani pilin depozite uygulaması gündeme geliyor. Bir de aracı evinizdeki pirize takarak şarj edebiliyorsunuz. Apartman garajlarında araba park halinde iken 8 saatte şarj olabiliyor. Dolayısıyla şarzda üç yöntem var. İlk 2 yöntem yatırımlar gerektiriyor. Bunların teknolojik gereklilikleri var ve bu konuda da belirli yatırım bedelleri çıkıyor. Belediyeler ve elektrik sağlayan kamunun işbirliği gereki-yor. Türkiye'de de bunun nasıl yapılacağının bir an önce belli olması lazım. Bu araçlarda santimetre küp olmadığı ve bizde mevcut vergiler de (ÖTV ve KDV) santimetre küpe bağlı olduğu için bunun da çözülmesi gerekiyor.

Mevcut istasyonlarda bu işe çözüm bulunabilir mi, yoksa ayrı istasyonlar kurmak gerekir mi?
Varolan istasyonlarda elektrik şarz üniteleri kurularak bu iş çözülebilir. Çünkü bu araçlar birden elektrikliyle değişmeyecek ki... Tahminler, 2020 yılında dünyada üretilecek olan tüm motorlu araçların yüzde 10'unun elektrikli olacağını gösteriyor. Fakat bu dönüşümün çok daha hızlı olacağını da bekliyoruz.

 

 

2011'de piyasaya çıkacak
Elektrikli araç süreci otomotivde bir Türk markası çıkarır mı?
Şu anda dünyadaki yaklaşık 55 marka hemen hemen Türkiye'de de var. Bir otomobil markası oluşturmak ve ortaya çıkarmak artık kolay iş değil. Çünkü o markayı ortaya çıkaracaksınız, dünyada pazarlanmasını sağlayacaksınız, satış teşkilatını kuracaksınız... Onun için benim düşüncem, mevcut markalarda satınalmalar devam edecek. Yani nasıl en son Volvo bir Çinli tarafından satın alındıysa benzer şeyler devam edecek.

Bazı Türk girişimciler de elektrikli araç için ortaya çıktı. Onlar için yol açılıyor mu?
Biz elektrikli araçta seri üretimde öncüyüz ve bir avantaja sahibiz. Yan sanayinin de kurulmasına öncülük ediyoruz. Bu yatırımlar büyük kolaylıklar ve ekonomik imkanlar sağlayacak. Bir yol açılıyor, ancak yol daha uzun... Bizi izlemeye devam etsinler.

Elektrikli aracın kullanım maliyeti nasıl olacak?
Kullanım maliyeti normal benzinliye göre çok daha ucuz olacaktır, bundan emin olun. Yapılan bir ölçümü söyleyeyim size: Bugün 100 km gittiniz, 100 km'de 6 litre yakıt tükettiniz. 6 litreyi 3'le çarpın 18 lira eder. Elektrikli ile 100 km gidip şarz ettiniz, aldığınız elektrik enerjisi 22-23 kilowat, ederi 3 lira... Mazotluya ise 18 lira ödüyorsunuz, arada bu kadar fark var.

Türkiye'de ne zaman piyasaya çıkarlar?
Türkiye'de üretilecek araçlar 2011'de dünyada piyasaya çıkacak. Türkiye'de de çıkabilmesi için mevzuat ve altyapının bir an önce tamamlanması gerekiyor. Türkiye'de satılmayan aracın Türkiye'de üretiminin sürekliliğini yapmak mümkün değil.

Türkiye'deki yan sanayi elektrikli aracın üretimi için hazır mı?
Bizim bu konudaki en büyük güvencemiz, Türkiye'deki yan sanayinin hızlı adaptasyon kabiliyetidir. Dünyada bu aracın tüketimi arttıkça yan sanayinin yapısı da ona uygun olarak dönüşecek. Bizim tahminimize göre bu iş biraz daha ihracata dönük gelişecek, ancak bu olurken dışarıdaki gelişmeleri iyi etüt etmek ve onları da içeriye adapte etmek lazım. Fakat buna sadece bizim gücümüz yetmez.

 

 

Filo satışlarının artışı, ticaretin geliştiğinin göstergesi
Sektörün 2009 performansı ve 2010'daki gidişini nasıl görüyorsunuz?
2009, Türkiye'de ümitsiz başlanan, ancak ÖTV teşvikleriyle 2008'in fazla altında kalmayan bir yıl oldu. Kampanyalarla çok güzel bir final oldu. Toplam 557 bin binek aracı satıldı. 2010 yılı da bize ümitvar gelmiyordu, onu itiraf edeyim... Hepimizin tahminlerine göre temkinliydi. Ocak ayı nisbeten tahminleri-miz gibi geçti. Ancak şubat ayında bir iyileşme oldu. Mart ayında da iyileşme sürdü. İlk üç ayda ise toplam 103 bin araç satılmış oldu. Geçen yılın aynı dönemine göre 7 büyüme sözkonusu. Ağırlıklı olarak şubattaki çıkıştan dolayı... Bu eğilim devam ediyor.

Ticari araçta durum nasıl?
Vatandaş hem ticari hem de binek olarak kullandığı için hafif ticarideki artış yüzde 27 seviyesinde oldu. Bu eğilim devam ediyor.

2010 geneli için öngörünüz nasıl?
Tahminler olumlu. Geçen senenin ayarında, hatta biraz daha üzerinde olabileceği görülüyor. Türkiye'de o çıkış başlamış durumda. Dolayısıyla Türkiye büyüdükçe, insanların geliri arttıkça otomobil işi böyle gider. Çünkü daha çok büyük potansiyel var.

Bankaların otomobil sektörüne yaklaşımı nasıl?
Geçen seneye göre daha iyi. Bu sene faizlerin de düşmesi yanında çözümler biraz daha esnek oluyor. Şu anda satılan her 100 araçtan yaklaşık 50'si banka kredisiyle olabiliyor.

Filo satışlarının arttığı belirtiliyor. Ticaret hayatı için bu ne anlama geliyor?
Bizim filo satışlarımız, yılbaşındaki öngörümüzün aşağı yukarı 1,5 katı üzerine çıkmış durumda. Filo satışlarının artması, ticari ortamın geliştiğini gösteriyor. Bu iyi bir gösterge... Dünyada Türkiye'yi de sıkıntıya sokacak başka bir gelişme olmazsa bu trend devam edebilir.

 

 

Başörtüsü engellemesine disiplin işlemi yapılmış
Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, dünyada seri üretimi ilk kez Türkiye'de yapılacak olan elektrikli araçlar hakkında Yeni Şafak Ekonomi Servisi Müdürü İbrahim Kahveci'ye bilgi verdi. Renault'un Bursa'daki kaporta-montaj ve mekanik şasi fabrikasının yerleşkesinde bulunan tüketim kooperatifine çalışanların başörtülü eşlerinin girmesinin mart ayı başında engellenmesini 'münferit bir olay' olarak tanımlayan İbrahim Aybar, konuyla ilgili olarak da şu açıklamayı yaptı: "Bu hadise, fabrikada münferit bir konu olarak geçmiş. Bu şekilde duyduk. Gerekli disiplin işlemi yapılmış."

 

 

Nükleer enerji şart gibi geliyor
Enerji kaynağı nasıl çözülecek?
Elektrik enerjisi çeşitli yollarla üretiliyor: Termik santrallarla, akarsulardan, rüzgardan, güneşten ve şu anda konuşulan nükleer enerjiden... Bu kaynaklarla tekerlekte sıfır kanbondioksit diyoruz, ama elektrik elde edilişine göre de bir karbondioksit salınımı oluyor. Elektriği termik santraldan alıyorsanız salınım yükseliyor. Dolayısıyla enerji kaynaklarının da temiz, yenilenebilir enerji olması gerekiyor.

Nükleer enerji olmadan olmaz mı?
Nükleer enerji burada çok önemli. Örneğin Fransa ağırlıkla nükleer enerji ürettiği için bu ülkede kaynaktan tekerleğe kilometrede 12 gram karbondioksit salınımı gerçekleşiyor. Niye? Çünkü nükleer enerjide sıfır... Başka enerji kaynaklarında biraz daha yükseliyor, ancak ortalaması 12 gram. Türkiye sadece termik enerjiyle sağlarsa bu değer 120 gramlara çıkar. Enerjiyi sıfır karbondioksit salınımı yapan kaynaklardan seçmemiz gerikiyor ki, gerçek amacımıza ulaşalım. (Yeni Şafak)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ekonomi Haberleri