Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan İdlib katliamına tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İdlib'deki kimyasal silahlarla şehit edilen çocukların ciğerini dağladığını belirterek, "Bir baba olarak üzülüyorum....

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İdlib'deki kimyasal silahlarla şehit edilen çocukların ciğerini dağladığını belirterek, "Bir baba olarak üzülüyorum. Ey katil Esed, sen bunların ahından nasıl kurtulacaksın. Ey buna sessiz kalan dünya, buna sessiz kalan Birleşmiş Milletler bunun hesabını nasıl vereceksiniz" dedi.

Bursa'da stadyumdan dönüştürülen Altıparmak Meydanı'nda Büyükşehir Belediyesi'nin toplu açılışlarını gerçekleştiren ve halka hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en ahlaksız mücadelenin terör örgütleri üzerinden yürütülen mücadele olduğunu ifade ederek, "Türkiye her dönemde buna maruz kaldı. İdlib'de yaşanan Suriye'de yaşanan olayları duydunuz değil mi? 100'ü aşkın insan, orada kimyasal silahlarla şehit edildi. 50'yi aşkın yavru orada şehit edildi. Onları ekranda görüntülerini izlediniz değil mi? Ey katil Esed, sen bunların ahından nasıl kurtulacaksın. Ey buna sessiz kalan dünya, buna sessiz kalan Birleşmiş Milletler bunun hesabını nasıl vereceksiniz. Şimdi biz tabi oradan alabildiklerimizi ülkemizde tedaviye alıyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz. Ama bu bile benim için yeterli değil. Üzüntülüyüm. Onlar bizim yavrularımız kardeşlerimiz. Bir baba olarak üzülüyorum. O yavruların durumu ciğerleri dağlıyor. Elimizden geleni yapacağız. Hele hele bu 16 Nisan var ya, işte bunun için de adeta bir kader çizgisinin çizilmesidir. Ona göre bu kırılma noktasıdır. Çok çalışacağız, çok gayret göstereceğiz. Sandıkları patlatacağız" dedi.

''IRAK'TA KURULAN TEZGAHTA HEDEF TÜRKİYE''

Türkiye düşmanlarının her zaman terör örgütlerini kullandığını anlatan Erdoğan, "Bir dönem Asala diye bir örgüt icat etmişlerdi. Dünyanın her köşesinde diplomatlarımıza saldırıyor, şehit ediyorlardı. Böylece Türkiye'yi köşeye sıkıştırdıklarını sanıyorlardı. İşi bitince pek çok örgütü sahneye sürdüler. PKK, PYD, YPG, mezhep hassasiyetlerini kaşımak için DHKPC'yi besleyip büyüttüler. Bunlar yetersiz olduğu yerlerde, FETÖ ihanet şebekesini ihya ettiler. Suriye ve Irak'ta güya mücadele ettikleri DEAŞ'ı üzerimiz e salmaktan geri durmadılar. Sorduğumuzda, bu örgütleri tanımadıklarını, tasvip etmediklerini, destek vermediklerini ifade tiler. Militanlarını ülkelerinde barındırıp silah vermekten geri durmadılar. Oynanan oyun çok açık ortada. Sözün bittiği yerdeyiz. Suriye'de 1 milyona yakın insan öldürüldü. 3 milyon Suriyeli bugün bizim evimizde. Onları misafir ediyoruz. Asıl hedef Türkiye değil mi? Irak'ta kurulan tezgahların ucunun Türkiye'ye geleceğini düşünmemek mümkün mü? Kıbrıs'ta devrilen masalara rağmen Rum tarafının arkasında durulmasının amacı Türkiye" diyerek, ülke üzerinde oynanan oyunlara dikkat çekti.

"TERÖR ÖRGÜTLERİNİ KULLANARAK BİZE DİZ ÇÖKTÜRECEKLERİNİ SANANLARI SICAK BİR YAZ BEKLİYOR"

"Etrafımız adım adım ateş çemberiyle çevrilirken, bize hiçbir şeye karışmamızı söyleyenlerin dostluk, samimiyetine inanılır mı?" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Zor oyunu bozar. Türkiye olarak gerekirse, bu oyunu da bozacağız. Elbab operasyonu, sahaya girdiğimizde netice alacağımızın en son ve somut örneğidir. Elbab bitti. Cerablus bitti. Rai bitti. Dabık bitti. Şimdi yola devam. Şimdi Mümbiç var. Eğer koalisyon güçleri sözünde dururlarsa, (YPG, PYD'yi koyun bir kenara, gelin Rakkayı da halledelim) diyoruz. Terör örgütlerini kullanarak bize diz çöktüreceklerini sananları sıcak bir yaz bekliyor, haberleri olsun".

Erdoğan, "Evet çıksa hepinizi denize dökeriz" diyen CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt'a tepki göstererek, "Ana muhalefetin başındaki zat ve avaneleri de sürekli inliyorlar. Ama içi boş. Çünkü bunlar adeta bir yalan makinesi, inlerken de saçmalıyor, zırvalıyorlar. Birisi çıktı ne diyor? 16 Nisan'da evet çıkarsa bunları İzmir'e kadar kovalar, denize dökeriz diyor. Senin haddine mi? Önce terbiyeni takın. Ahlaksız. Seni Samsun'a çıkarmaz benim Samsun'lu kardeşim. Sen Sivas'a, Amasya'ya giremezsin, Ankara'dan geçemezsin.Sen kimi İzmir'den denize döküyorsun? Sen bu ülkenin evet diyen evlatlarını ne zamandan beri bir Yunan gibi görmeye başladın? Aynaya bak aynaya. Genel Başkanları çıkmış, bu tür ifadelerin doğru olmadığını söylüyor. Ey Kılıçdaroğlu, senin şu anda bir genel başkan olarak yapman gereken ne? Onu da öğreteyim sana; kesin ihraç talebiyle böyle bir adamı partide barındırmamak. Eğer bu ülkede senin için hayır diyen ne kadar saygınsa, evet diyen de böyle olmalıdır. Sana demokrasi dersi verecek değilim. Ama ne dersen de" diye konuştu.

"ANLAŞILAN O Kİ ONUN DA KAYIŞLARI ESKİ"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kayışlarının eskidiğini söyleyen Erdoğan, "Ankara'da 2 bin muhtarı topladım. Muhtarlarla bir toplantım oldu. Hani dedi ya, 17 Nisan'da çıkarır bir kararname, tüm muhtarlıkları kapatır. Yani bir muhtar, nasıl muhtar oluyor, bundan dahi haberi yok. Muhtar seçimle gelir. Muhtarların teminatı, cumhurbaşkanının teminatı neyse odur. Anayasal güvence altındadır. Yani cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle muhtarlar gelmiyor. Nasıl geliyor? Yasal olarak biz nasıl sandıktan geliyorsak, muhtarlar da sandıktan geliyor. Ana muhalefetin başındaki zat bunu da bilmiyor. Dolayısıyla bugün 2 bin muhtarla gerçekten güzel bir toplantı yaptık. Eski genel başkanları çıkıyor, 16 Nisan'da hayır çıkarsa düşmanı İzmir'e dökmüş kadar sevineceklerini söylüyor. Yazıklar olsun. Bu işi biraz biliyor zannediyordum, anlaşılan o ki, onun da kayışlar eskidi son zamanlarda, yırtılmaya başladı" dedi.

"KILIÇDAROĞLU 15 TEMMUZ'DA KAÇTI"

Korkakların zafer anıtı dikemeyeceğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca bir de ana muhalefetin başındaki zat son zamanda bir şey konuşmaya başladı. 15 Temmuz'da örtülü darbe yapıldı diyor Kılıçdaroğlu. Sustum, sustum, sustum. Şimdi açıklayacağım: Ben gece bir buçuk gibi Yeşilköy Atatürk Havalimanı'na indim. Marmaris'ten oraya geldim. Oraya geldiğimde baktım ki, halkım bizi bekliyor. Çağrımıza hepsi icabet etmişler. Meydanlara dolmuşlar. Orada hitap ettim. Oturduk, durum değerlendirmesi yaptık. İstanbul valimiz, vekaleten atadığımız Ümit Paşa birlikte değerlendirme yaptık. Kılıçdaroğlu, öğrendim ki 23.30'da havalimanına gelmiş. Kılıçdaroğlu sonra kaybolmuş. Daha sonra öğrendik ki, Bakırköy Belediye Başkanının evine gitmiş. Sen bir zamanlar diyordun ki, bu ülkede darbe olursa ilk defa tankın üzerine ben çıkarım. Hani ne oldu? Niye kaçtın gittin? Demek ki bunlarda laf bol. İstanbul'da bakıyorum bir genç Sabri'miz tank geliyor, tankın altına kendini atıyor, üzerinden geçiyor. O yılmıyor, arkadan ikinci tank geliyor. İkinci tankın altına da atıyor kendini. Orada kolu, ayakları, darbeler yiyor. Sen bir Sabri dahi olamazsın. Korkaklar zafer anıtı dikemez. O yiğitlerin işidir. İşte yiğitler burada"

"BUNLARDA DİN, İMAN SÖZ KONUSU DEĞİL"

Bursa'nın 27 şehit verdiğini hatırlatan Erdoğan, "Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Milletimiz, bu CHP'lilerin yakalarına yapışıp, söylediklerinin hesabını sormaya başlayınca, işi toparlama adına kendilerini rezil edecek işlere yöneldiler. Malum milletvekili, bir televizyon kanalında diyor ki, (Allah bile yetkileri dağıtıyor) diyor. Meleklerin görevlerini sayıyor. Sonra da şöyle devam ediyor: (Siz alıp tüm yetkiyi bir cumhurbaşkanına verirseniz, o anda bir kararname imzalarsa ne olur?) Tövbe haşa! Bu ne demektir biliyor musunuz? Bir cumhurbaşkanını haşa nereye benzetiyor. Kafaya bak ya! Bunlarda din, iman, böyle bir şey söz konusu değil. Sen bir kulu Allah ile aynı noktaya nasıl getirirsin? Bu ne terbiyesizliktir. (Dinime küfreden Müslüman olsa bari) diyor ya Akif, işte bunlar böyle. Almamışlar nasibini" şeklinde konuştu.

"BİZ SİZİ DENİZE DÖKMEYECEĞİZ"

Tek adamlık diye bir şeyin söz konusu olmadığını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

Kaldı ki, tek adamlık diye bir şey söz konusu değil. Senin genel başkanın diyor ki, (Başbakan başka partiden, cumhurbaşkanı başka partiden, kavga ederlerse ne olacak?). İşte kavga etmesin diye birleştiriyoruz. Sadece cumhurbaşkanı oluyor. Ama cumhurbaşkanı da bunu tek başına yönetmiyor. Yanına bir tane iki tane bilemedin üç tane yardımcı alacak. Bir kabine kuracak. Bu kabine 15-20 olur, bunu kuracak. Ama ne diyor bütün ailesini oraya yerleştirecek. Çünkü bunların hayatı hep yalan. Ya biz göreve geldik. Ey Bursa! Başbakan seçildiğimizde bizim kabine 36 kişiydi. Ben bunu 25'e indirdim. 36'yı fazla gördüm. İndirdik. Biz bir ülke nasıl yönetilir, bunu iyi biliriz. Kılıçdaroğlu! Sen bu işlerden anlamazsın. Sana SSK'YI verdiler batırdın. O programda hastanelerin halini görüyorsunuz. Burada benim kuşak, o dönemlerde SSK hastanelerinin halini bilir. Hijyen yoktu. Sağlam gir, hasta çıkarsın. İlacını alamıyordun. Kimin dönemiydi? Ne diyor? (Ne yapayım ben?) diyor. (10 yıl önce daha iyiydi) diyor. Kendi kendine bunu da söylüyor. Şecaat arz ederken sirkatin söylüyor. Buna 5 koyun verin kaybeder gelir. Bursa'dan ana muhalefetin endazeyi kaybetmiş yöneticilerine sesleniyorum. Korkmayın. 16 Nisan'da kimseye bir şey olmayacak. Biz sizler gibi İzmir'den denize dökmeyeceğiz. Ama biz güzel bir siyaset müzesi hazırlayacağız. O müzeye, evet, sizleri obje olarak koyacağız"

"BUNLAR SÜFLEYİ PENSİLVANYA'DAKİ ŞARLATANDAN ALIYOR"

CHP'nin süflelerini Pensilvanya'dan aldığını ileri süren Erdoğan, "Bu halk oylamasından evet çıkınca, sadece ülkemizin yönetim sistemi değişecek. Emin olun bu durumda da her şey eskisinden daha iyi olacak. Türkiye, koalisyon tartışmaları olmadan, istikrar ve güven ortamı tehdit edilmeden yönetilecek. Buna karşı çıkacağım derken, dünyanızı da, ahretinizi de tehlikeye atmayın. Biz CHPlilerin bu süfleleri nereden aldığını çok iyi biliyoruz. Bunlar süfleyi Pensilvanya'daki şarlatandan alıyorlar. Çünkü onun 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren militanları da, dünyalarını ve ahiretlerini yakmaktan, yıkmaktan söz ediyorlar. CHPlilere diyorum ki, bu şarlatanın yolu yol değil. Siz onu boş verin" dedi.

İDAM SESLERİ

Bu arada kalabalık hainler için idam istedi. Erdoğan, idam sesleri üzerine, "Var mısınız? O zaman 16 Nisanda sandıkları patlatacak mısınız? 16 Nisan'dan sonra, eğer yalan değilse, Kılıçdaroğlu, (Ben evet diyeceğim) diyor. Sayın Bahçeli kanaatini açıkladı. Sayın Yıldırım'ın kanaatini de biliyorum. Parlamentodan geçtiği zaman idamı ben de onaylarım. Niye? Benim 249 şehidimi, affetme yetkim yoktur. Dolayısıyla onunla ilgili böyle bir karar geldiğinde onaylarım. 12 gün kaldı. Kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Unutmayın. Bakınız hanım kardeşlerim, sizin evlerde yapacağınız faaliyetler çok önemli. Bursa bizi hiçbir zaman yanıltmadı. Allah'ın izniyle, 16 Nisan'da da yanıltmayacak" diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden bahseden Erdoğan, "Cumhurbaşkanı kararnameleri yasamanın üstünde değildir. Cumhurbaşkanı boşlukta olan herhangi bir konuda kararname çıkarır, ama bu kararnameyi bile yasama organı durdurma yetkisine sahiptir. Kılıçdaroğlu bunu öğrendin mi? Bilmiyor, dersini çalışmıyor. Bu işe biraz çalışacaksın. Biz 40 yılımızı siyasete verdik. Gençliğimizden bu yana yollardayız. Ama bu işleri birbirine karıştırıp tehlikeli bir yolda geziyor. Bursa 16 Nisan'da evet diyerek, bu haddini bilmeyenlere haddini bildirmeye var mı?" dedi.

"AVRUPA BİRLİĞİ ÇÖKÜŞE GİDİYOR"

AB'ye tepki gösteren Erdoğan, "Kimi Avrupa ülkeleri 16 Nisan'dan sonra geçeceğimiz yeni yönetim sistemini istemiyorlarmış. Zaten isteseler şaşardık. Şimdi biz onların yarım asrı aşkın süredir bizi AB kapısında nasıl beklettiğini çok iyi biliyoruz. Bunlar o kadar edepsiz ki, istisnalar bir kenara. Benim kadın bakanımı arabanın içine mahkum edecek kadar edepsiz. Terbiyesiz. Hani kadın hakları? Bayan bu bakan be! Bakan. Dokunulmazlığı var. 30 metre ileride konsolosluk binası var. Bizim topraklarımız. Oraya geçmesine dahi tahammül edemediler. Sonra utanmadan sıkılmadan bir kahvaltı yaparız. Hadi oradan ahlaksız. Önce haddini bil. Haddini bilmezsen biz haddinizi bildiririz. Öyle 25 kuruşa simit yok. Bu millet Türk Milleti. Öyle kalkacaksın bakanlarımızın uçağına uçuş izni vermeyeceksin. Öbür taraftan telefonlara çıkmayacaksın. Yok öyle şey. Kardeşlerim, bu batı; tek millet ya. Ne yaptılar? Hepsi papanın huzuruna gittiler. Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Papa'nın huzuruna gittiler. Vatikan AB üyesi değil. Orada çok önemli bir kilisede bir araya geldiler. Bunların içinde proteston var, ateist var. Fakat bütün bunlar orada bir araya geldiler. Ya siz ne zamandan beri bu kadar birbirinizle iç içeydiniz? Tek millet, bunlar tek millet. Gerisini söylemiyorum. Ülkemizle mukayese edilemeyecek kadar ülkeleri üye yaptılar. Ama Türkiye'yi niye geride tuttuklarını şimdi anladık. Bu ülkenin yüzde 99'u Müslüman da onun için. Biz bunu bugüne kadar konuşmadık. Ama artık konuşacağız. Bunlar bölücü. Bunlarda ırkçılık var. Bunlar da islamafobya var. Bunlarda her şey var. Dürüst, samimi değiller. Yüzümüze güldükleri zaman ne olduğunu anlıyorduk, söylemiyorduk. Artık şimdi yüzüne yüzüne söyleyeceğiz. PKK'yı, FETÖ'yü topraklarında barındırıyor. İadeye gelince etmiyor. Bizden utanmadan, sıkılmadan istiyor. Sizin yargınız ne kadar adilse, bizim yargımız o kadar adildir. Vermeyince çılgına dönüyorlar. Ben bu makamda olduğum sürece, bu işin önünü açmam. Kendi topraklarını bizim bakanlarımıza yasaklarken, terör örgüt yandaşlarına sonuna kadar kapıları açtılar. Şahsımın şakağına silah dayanıyor. Böyle bir pankartı İsviçre parlamentosunun önüne asıyorlar. Bunu yapanları İsviçre polisinin kontrolünde götürüyorlar. Hala susacak mıyız? İşte, bundan dolayı 16 Nisan'da evet diyorum. Bu benim şahsımın meselesi değil. Bu millete olan saygısızlığın hesabını sormaktır. Bakınız, Avrupa'nın her yerinde bunlar istedikleri gibi geziyor mu? Onlara yol açık. Ama dikkat edin, evet diyenlere yol kapalı. Onların milletvekilleri bakanları hayır propagandası yapıyor, serbest. Öyleyse sizlerle 16 Nisan'dan sonra konuşacağız. Bizim artık bunların kriterlerine falan ihtiyacımız yok. Bizim Ankara kriterlerimiz var. Çünkü biz demokrasiyi insan haklarını, özgürlükleri onlar istediği için değil, kendi vatandaşlarımız bunlara layık olduğu için benimseyip hayata geçiriyoruz. Bunu da onlardan çok daha iyi yapıyoruz. Türkiye, her yolu ve yöntemi kullanarak saldıran bu insanlara gereken cevabı verecek. Bakıyorum ki, biz yıkılmayıp ayakta kaldıkça, onların gücü nefesi tükeniyor. Bugünün hasta adamı, artık Avrupa Birliğidir. Şimdi size bu sözümü rakamlarla ispatlayacağım" diye konuştu.

AB ekonomisinin gidişatının kötü olduğunu savunan Erdoğan, "AB ciddi bir borç batağıyla karşı karşıya. AB'nin dünya ticaretinden aldığı pay yüzde 16 azalışla yüzde 33'e düştü. Gençlere iş bulamıyorlar. Durumları iyi değil. Bunu yaptıklarında gelirleri azalan, borçları artan, ticareti daralan işsizliği yükselen yaşlanan bir kıta görecekler. İşte o zaman kimin kime ihtiyacı olduğu da anlaşılacak. Bu manzaranın üzeri bizim bakanlarımızın toplantılarını iptal etmeyle, vatandaşlarımız üzerine atlarla, itlerle yürümeyle kapatılamaz. Avrupa'nın geleceği bizim oradaki vatandaşlarımızdır. O atların, itlerin üzerine geldiği Hüseyin Kurt kardeşim bu sabah Ankara'da muhtarlar toplantısına geldi. Orada kendisini gördüm. Boynundan sıkıntıları omurgada sıkıntıları var. Ayrıca itleri, baldırından ısırmış" dedi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Eğitim Haberleri