Başbakan polislerle iftar yaptı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Özel Hareket Daire Başkanlığı'nda polis memurlarıyla iftar yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bu ülkede bizim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığında bütünleşmemiz lazım, bir ve beraber olmamız lazım. Buna da kimsenin halel getirmeye hakkı yoktur'' dedi.

 

Başbakan Erdoğan, Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı'nda düzenlenen iftar yemeğinde polislerle bir araya geldi. Erdoğan, iftarın ardından yaptığı konuşmada, Türkiye'nin huzur ve güvenliği noktasında özverili ve önemli bir çalışma yürüten güvenlik güçlerine ülke ve millet adına şükranlarını sunduğunu belirterek Özel Harekat polisleri başta olmak üzere şehit düşen tüm güvenlik görevlerini rahmet ve minnetle andıklarını iade etti. Erdoğan, "Bu acının, gözyaşının dindirilmesi siyaset malzemesi yapılabilir mi? Akan kanın durdurulması siyasi istismar aracı yapılabilir mi? Ay yıldızlı bayrağımıza sarılı tabutlar üzerinden siyaset üretilebilir mi? Meclis'te daha önce de söyledim; ben şehidimin bir damla kanını 550 milletvekilliğine değişmem. Bu işin bedeli ne olursa olsun biz bu yola çıktık ve bu yola böyle devam edeceğiz" dedi. Özel Harekat Dairesi Başkanlığı'nın Türkiye'de milletin gurur duyduğu bir teşkilat olduğunu kaydederek, ''Sizlerle her zaman gurur duyduğumuzu ve duyacağımızı bilmenizi isterim'' diyen Erdoğan şöyle devam etti:

 

''Ne yazık ki yıllar boyunca çözülemeyen, hasır altı edilen, ötelenen, ertelenen birçok sorun, asayiş meselesi olarak geri döndü, Türkiye'nin uzun yıllar boyunca gündemini işgal etti. Ekonomideki atalet Türkiye'nin ekonomik büyümesini olumsuz etkilediği kadar sosyal yapıyı da ne yazık ki olumsuz etkiledi. Dış politikadaki başarısızlıklar Türkiye'nin itibarını zedelediği gibi bölgesel ve küresel ağırlığını da yıprattı. Sosyal meselelere karşı duyarsızlık, göç gibi, konut gibi, çevre gibi meselelere karşı

ilgisizlik, suç olarak, terör olarak sosyal dokuyu zedelemeye başladı. Kısacası Türkiye'nin her meselesi bir yumak gibi, bir çığ gibi döndü dolaştı ve güvenlik güçlerimizi ilgilendiren bir asayiş ve güvenlik meselesi haline geldi. Biz 7 yıl önce iktidarı devralırken Türkiye'nin meselelerinin birbiriyle yakından alakalı olduğuna, birbirinin içine geçtiğine inanarak kendimize bir yol haritası çizdik ve terörle mücadeleyi demokratikleşmeden, demokratikleşmeyi ekonomiden, ekonomiyi dış politikadan, dış

politikayı iç politikadan ayrı gayrı görmedik. Tüm bu alanlardaki başarıların birbirini destekleyeceğine inandık ve her birini topyekun kucaklayan bir anlayışla kollarımızı sıvadık. Türkiye'nin enerjisini, kaynaklarını tek bir alana hapsetmek yerine eşit ve adil biçimde tüm sorunlara yaydık ve son derece başarılı neticeler aldık, almaya da devam ediyoruz.''

 

Başbakan Erdoğan, yıllar boyunca demokrasi ve özgürlüklerin güvenliğin birbirinin zıttı, alternatifi olarak görüldüğünü vurgulayarak bu iki alanın alternatifi olmadığına inandıklarını ifade etti.

 

Hem demokratikleşmede hem de terörle mücadelede etkin ve başarılı bir istikamet izlediklerini belirten Erdoğan, bu süreç te tüm güvenlik teşkilatlarının etkin ve özverili çalışmalar sürdürdüğüne dikkat çekerek, Türkiye'nin bugün ulaştığı seviyelerde büyük emeklerinin olduğunu kaydetti.

 

Başbakan Erdoğan, özel harekat polislerinin özellikle terörün yoğunlaştığı bölgelerde etkin görevler aldığını belirterek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki fotoğrafı en iyi görebilenlerin özel harekat polisleri olduğuna inandığını söyledi. Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

''Başlattığımız Milli Birlik Projesi adı altındaki demokratik açılım süreci de sizlerin bağlı olduğu İçişleri Bakanlığımızın bünyesinde, koordinatörlüğünde yürütülüyor. Terörü doğuran sebepler ve terörü bitirmeye yönelik çözüm önerileri geliştirme noktasında her birinizin engin bir birikim ve tecrübeye sahip olduğunu biliyorum. Çünkü siz damdan düşenlerdensiniz. Siz olayın sadece teorisini değil hem teoride hem pratikte yaşayanlardansınız. Zaten bunu birleştirdiğimiz an ulaşacağımız neticede daha başarılı

olacağız. Sürecin güvenlik boyutu ile ilgili olarak sizlerin bilgi ve tecrübelerinden de istifade etmeye devam edeceğiz. Son 1 ay içinde bizzat ben ve arkadaşlarım defaatle vurguladık; bu süreç, terörle mücadelede yaşanan zafiyet ve acziyetin bir sonucu değil. Hükümet ve devlet olarak terörle çok etkin ve başarılı bir mücadele yürüttük, y ürütüyoruz. Eğer bugün demokratik açılım sürecini başlattıysak bunda başarılı bir şekilde yürütülen çalışmaların büyük bir etkisi var. Çok boyutlu olarak sürdürdüğümüz çalışmalar neticesinde tarihi fırsat olarak adlandırılan bir ortam oluştu. Bu sürecin dinamikleri tamamen yerli.''

 

Kendisine konuyla ilgili dün akşam bir mektup geldiğini, mektubun Güneydoğulu bir genç tarafından gönderildiğini ve duygu dolu olduğunu anlatan Erdoğan şunları söyledi:

 

''Peki, 'siz ne kadar duygusallığa inanıyorsunuz' diye sorarsanız, yeri gelir duygusallık benim için çok ş eydir, ama yeri gelir duygusallık benim için hiç bir şeydir, ama dün akşamkinde yatan duygular çok farklıydı. Çünkü o duyguların altında çözüm yatıyordu. O duyguların altında, 'Artık bu işi ne olur Başbakanım çözün' diyordu. Kendi oyunu nereye verdiğini çok açık net söylüyordu. Benim partime verilmiş bir oy yoktu. Tamamen bu işin zıttı olan noktada olan bir oydu, ama bir gerçeği orada tespit ediyordu. O da bizim işte 10 yıllardır, özellikle son 25 yıldır içimizi yaralayan, dağlayan o sürecin içerisinde yaşadıklarımızdı.''

 

''İnanıyorum ki herkesin vurguladığı gibi veya beklediği gibi bu sürecin içerisinden inşallah çıkacağız, çıkmak zorundayız. Bu bizim ortak mücadelemiz'' diyen Erdoğan, ''Eğer bugüne kadar görd'kollarımızı sıvadık. Türkiye'nin enerjisini, kaynaklarınıüklerimiz yine devam etseydi, yine bunları görelim yaşayalım diyorsak bunun bedeli işte o bayraklara sarılmış olan şehitler olacaktır. 'Efendim zaten görevimiz bu.' Arkadaşlar fakat 'görevimiz budur' derken en önemli görevimiz var o da tedbirdir. Bizim attığımız bu adımlar işin için tedbir oluşturur ve bunu yapmak da bizim özel sorumluluğumuzun, mesuliyetimizin görevidir'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, hükümet olarak, bölgesel, etnik ve dinsel milliyetçilik yapmayacaklarını belirterek yola çıktıklarını hatırlatarak şöyle devam etti:

 

''Bölgesel milliyetçilik yapmayacağız. Neden? 780 bin kilometrekarelik bu vatan topraklarının her bir yerini nakış nakış işleyeceğiz. Batı'da ne varsa Doğu, Güneydoğu da aynen görmeli. Orada da eğitimden, sağlığa kadar, enerjisi, yollarına varıncaya kadar her yer abat olmalı. Eğer bunu halledemiyorsak işte o zaman istismar odaklarına malzeme vermiş oluruz. Onun için meseleyi çok boyutlu ele almak zorundayız. Niçin İstanbul'un Kadıköy'ü, Ankara'nın Kızılay'ı Ağrı'nın Patnos'unda aynı şekilde tecelli

etmesin, orayı da niçin aynı şekilde inşa etmeyelim? Bunu yapmak bizlerin görevi değ il mi? Eğer burada modern dünyanın bütün imkanları var da orada olmuyorsa o zaman siz her yeri tahrik etmiş olursunuz. İşte bugüne geldiğimizin altında bu gerçekler var. 'Etnik milliyetçilik yapmayacağız' dedik. Ben ülkemdeki 72 milyon vatan evladının her birini de aynı şekilde seviyorum. Hiç birini ayırt edemem. Var olanı yaradandan ötürü sevmek zorundayım. Benim insana bakışım budur ve bundan sonra da öyle bakacağım. Bugüne kadar da öyle baktım, ama tek şey istiyorum; bu ülkede bizim Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı'nda bütünleşmemiz lazım, bir ve beraber olmamız lazım. Buna da kimsenin halel getirmeye hakkı yoktur. Bunu başardığımızda artık çözümsüzlük diye bir şey kalır mı? Herkes etnik kimliğiyle övünsün kimse ona bir şey diyemez, dememelidir, ama tüm etnik unsurlar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıyla övünsün. Dinsel noktada da milliyetçilik yapamayız. Hangi dinden, hangi mezhepten olursa olsun hepsi için üniter, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti içerisinde hepsinin güvencesi olmak durumundayız ve güvencesiyiz. Eğer biz burada güvence olamazsak, dünyanın değişik yerlerinde yaşayan soydaşlarımız, kardeşlerimiz için de aynı güvenceyi bekleme hakkına sahip olamayız.''
(İHA)
İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Dünya Haberleri