Başbakan, Levin Enstitüsü'nde konuştu

New York Üniversitesi'nde faaliyet gösteren Levin Enstitüsü'ndeki 'Medeniyetler İttifakı' konulu panele katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kolay olanın ayrıştırmak, farklılaştırmak, bölmek, parçalamak ve yıkmanın kolay olduğunu ifade ederek yapmanın,

Başbakan Erdoğan Levin Enstitüsü'ndeki konuşmasına 2005 yılında İspanya Başbakanı Zapatero ile başlatılan Medeniyetler İttifakı Girişimi'nden bu yana geçen 4 yıl içerisinde çok önemli mesafeler kaydettiklerini söyleyerek başladı. Şu ana kadar 100'den fazla ülke ve uluslararası örgütün ittifakın üyesi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Esasen Medeniyetler İttifakı projesinin dünyada gördüğü bu yoğun ilgi, diyalog noktasında çok ciddi bir ihtiyacın olduğuna da işaret ediyor" dedi.

 

Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra dünyayı saha fazla kutuplaşmaya sevk edecek bir söylemin hakim olduğunu gördüklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Şunu özellikle belirtmek isterim; ayrıştırmak, farklılaştırmak, bölmek, parçalamak, yıkmak kolay olandır. Zor olan ama aynı zamanda olması gereken, evrensel ve insani olan, yapmaktır, inşa etmektir, bir ve bütün olarak bir arada tutmaktır. Bizler farklıkları, ülkeleri ya da toplumları birbirinden ayıran, birbirine uzaklaştıran unsurlar olarak göremeyiz, görmemeliyiz. Tam tersine farklılıkları zenginlik olarak görmek ve o şekilde değerlendirmek gibi bir bakış açısını öne çıkarmak durumundayız. Şurası da son derece önemli: Nefret gibi, öfke gibi, önyargı, aşağılama, horlama gibi yaklaşımlar radikal akımlara ve tabii ki teröre zemin hazırlıyor. Terör bugün en fazla dünyadaki ayrışmaları bir istismar amacı olarak kullanıyor. Terörün en çok nemalandığı yer bu ayrışmalardır" diye konuştu.

 

Farklıkların teröre bir zemin olarak görüldüğünün Türkiye'de de yaşandığını söyleyen Erdoğan, "Bizde son 25 yıl içerisinde yaklaşık 6 bin şehidimiz var. Bunun yanında vuruşmalarda 30 bine ulaşan bir ölüm hadisesi var. İşte biz bütün bunların karşısına ortak değerleri, evrensel ve insani değerleri, ortak bir gelecek inşa etme idealini koymak zorundayız. Zira dünyanın daha da keskinleşen, daha da kutuplaşan bir gerilimle yola devam etmesi mümkün değildir. Elbette sorun sadece bugün 11 Eylül sonrasında, ya da son yüzyılda ortaya çıkmış bir sorun da değil. İttifak, ortak tarihimizden husumet çıkaran, özellikle buna dayalı yorumların yerine objektif gözlemler getirme, herkesin kendi doğrularını başkalarına dayattığı dönemlerin artık geride kalmasına katkıda bulunma çabası içindedir. İspanya ve Türkiye bu noktada çok önemli tarihsel birikime sahiplerdir. Bunu da özelikle vurgulamak istiyorum, İspanya'da 8. yüzyılda kurulan ve 16. yüzyıla kadara varlığını sürdüren Endülüs Devleti farklı kültürlerin, farklı inançların, farklı mezheplerin bir arada yaşayabileceğine en güzel örneği teşkil eder. Aynı şekilde Türkiye tarih boyunca çok farklı etnik grupları, dinleri, mezhepleri, kültürleri bünyesinde muhafaza etmeyi, barış ve hoşgörü içinde yaşatmayı başarmış ve bunun da en güzel örneklerini diğer dünya ülkelerine taşımıştır. İki ülkenin yaşadıkları ve halen yaşamakta oldukları bu eşsiz deneyimlerin dünyaya daha iyi tanıtılması hiç kuşkusuz son derece büyük önem arz ediyor" ifadelerini kullandı.

 

Huntigton'ın medeniyetler çatışması tezini doğrulamak istemediklerini söyleyen Erdoğan, "Biz medeniyetler çatışması istemiyoruz. Biz bu tezin yanlışlığını ispat etmek istiyoruz. Onun için de Medeniyetler İttifakı'nı kurduk ve bunu güçlendirmeye mecburuz dedik ve şu anda bu yolda da devam ediyoruz. Önce Madrid Zirvesi'ni yaptık, gerçekten güzel bir zirveydi. Ardından Taan, "Esasen Medeniyetler İttifakı projesinin dünyadaürkiye Zirvesi'ni yaptık, bu da gayet katılımın, ilginin yüksek olduğu bir zirveydi. Şimdi önümüzde Brezilya zirvesi var, bunu yaparak yolumuza devam edeceğiz" dedi.Türk tarihindeki barışı, birliği, insanları kucaklamayı öğütleyen şahsiyetlerden örnekler veren Başbakan Erdoğan, "Nitekim yüzyıllar öncesinden bizlere barış ve kardeşlik çağrısı yapan bizim bir Yunus Emre'miz var. 'Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım. Sevelim, sevilelim dünya kimseye kalmaz' diyor. Kalmayacak, hepimiz ölecek miyiz? Öleceğiz, öyleyse bu kavga niye? Bu savaşlar niye? Şu anda küresel finans krizini yaşadık değil mi? Şimdi bir ekonomik kriz var. Acaba dünyada savunmaya ayrılan para fakir, yoksul ülkelerin kalkınmasına ayrılıyor mu? Eğitime ayrılıyor mu? Sağlığa ayrılıyor mu? İklim değişikliğine ayrılıyor mu? Kültürlerin bu noktada olgunlaşmasına ayrılıyor mu? Hayır, hayır, hayır. Gelişmiş ülkelerin üzerinde çok büyük bir yük var, ve tabii gelişmekte olan ülkelerin üzerinde de çok büyük yükler var. Büyük düşünür Mevlana herkesi sadece ve sadece insan olmaktan ötürü kucaklayan yaklaşımıyla yüzyıllar öncesinden bugünlere çok önemli mesajlar gönderiyor. Diyor ki Mevlana, 'Gel, her ne olursan ol yine gel. İster kafir, ister Mecusi, ister puta tapan ol yine gel. Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel' Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin yüzyıllar öncesinden verdiği ve tüm insanlığı, insanlık adına her şeyi kucaklayan bu yaklaşımı Medeniyetler İttifakı projemizde, özellikle bunu desteklemenin gayreti içerisinde olmamızı gerekli kılmıştır" dedi.

(İHA)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Dünya Haberleri