Bakanlar Kurulu toplantısı bitti

Çiçek, Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, Konut Edindirme Yardımı (KEY) Kanunu'nda değişiklik öngören tasarıyı görüştüklerini belirtti.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, yargı mensuplarının dinlenmesiyle ilgili olarak, "Dinlemeyi talep eden yargı mensubu, yargı yetkisini kullanan kişi; kararı veren yargı mercii, dinlenen kişiler de yargının mensupları. Bu üçü arasında olup biten şeydir. Bu konuyu bunun dışına çıkardığımız takdirde doğru bir değerlendirme olmaz. Aksi takdirde bu kafa karışıklığına sebebiyet verir. Hiç alakası olmayan kişi ya da kurumları ya da erkleri zan altında bırakmış olursunuz; bu da çok doğru olmaz. Bu konu nedir ne değildir, kanunlar yetiyor, yetmiyor bunların hepsi tartışma konusu olabilir ama olayı net orta yere koymak lazım. Kim neyi tartışıyor, ben onu da anlayabilmiş değilim doğrusu" dedi.

Çiçek, Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, Konut Edindirme Yardımı (KEY) Kanunu'nda değişiklik öngören tasarıyı görüştüklerini belirtti. 11 Kasım 2009 itibariyle 5 milyon 397 bin 382 hak sahibine 2 katrilyon 544 trilyon TL ödeme yapıldığını bildiren Çiçek, hak sahibi olduğunu iddia eden ya da isimleri Ziraat Bankası'na gönderilmemiş hak sahiplerinin yeniden başvuru yapmalarına imkan sağlayacak yeni bir düzenlemenin sorunlu olduğunu söyledi. Çiçek, mağduriyetleri giderecek bu tasarının bugün Meclis'e gönderileceğini, Meclis programına uyması durumunda da yıl sonundan önce yasayı çıkarmak istediklerini bildirdi. Ayrıca Çek Kanunu ile ilgili düzenlemeyi de ele aldıklarını belirten Çiçek, Devlet Bakanı Babacan'ın son kez taraflarla görüşeceğini ve konunun bir hafta içinde netleşeceğini söyledi. TCK'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına ilişkin tasarıyı da görüştüklerini kaydeden Çiçek, Kanun'un haberleşmenin gizliğini düzenleyen 132., kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınmasını düzenleyen 133., özel hayatın gizliliğinin ihlal suçunu düzenleyen 134. ve soruşturmanın gizliliğini ihlal suçunu düzenleyen 285. maddelerinde yeni bir düzenleme getirerek, cezaları artırdıklarını söyledi. Çiçek, şunları kaydetti:

"Bunların hepsi hepimizi ilgilendiren konulardır. Biz 2005'te bunları suç haline getirmiştik ama konulan cezalar 'yeterli değildir' diye bir kısım tartışmalara da konu oldu. Dolayısıyla cezaların artırılması sonucunu doğuracak bir düzenleme. Ayrıca internet suçları ve elektronik imkanlarla işlenen suçlarla ilgili ayrı bir çalışmayı da zaten Adalet Bakanlığı başlatmıştı. Bu çalışmanın da bir an evvel ilgili kurumlarla tartışılarak, kısa sürede sonuçlandırılması için de bugün bir karar vermiş oluyoruz.

Üzerinde durduğumuz kanun tasarılarından bir tanesi de budur."

Çiçek, Kurban Bayramı'nda köprü ve otoyollar ile belediyeye ait toplu taşıma araçlarının ücretsiz olması ile ilgili kararın alındığını da bildirdi.

Çiçek, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri kapsamında da İsveç'in dönem başkanlığında 'Çevre' faslının açılması ile ilgili Türkiye'nin Pozisyon Belgesi'nin ilgili merkeze gönderildiğini ve konu hakkında Başmüzakereci Egemen Bağış'ın kurula bilgi verdiğini kaydetti. Çiçek, Merkez Bankası'nın da ilgili kanun gereğince yürüttüğü para politikaları ile ilgili olarak Bakanlar Kurulu'na bu yılın son bilgilendirmesini yaptığını söyledi.

TCK'DA YAPILACAK YENİ DÜZENLEMELER

 

Daha sonra soruları cevaplandıran Çiçek, TCK'da yapılacak yeni düzenlemelerin ne olacağı ve cezaların ne kadar artırılacağının sorulması üzerine şunları kaydetti:

"Sadece ceza artışından ibaret değil. Bir kısım suçlar klasik yöntemlerle işleniyor. Ama teknolojideki gelişme nedeniyle dün olmayan bazı fiiller insan hak ve özgürlüklerini rahatsız eder boyuta ulaştığı ve kamu düzenini ihlal ettiği için o alanda özel bir düzenlemeye ihtiyaç var. Geçmişte de bunu kısmen yapmaya çalışmıştık. İnternet kafelerde bunları önleyici bazı tedbirler aldık ama buna rağmen o tedbirleri dolanarak, aşarak işlenen suçlar varsa, onlarla ilgili son gelişmeler dikkate alınarak, dinlemeler de dahil, ortam dinlemeleri dahil konunun yeni baştan ele alınması gerekiyor. Meclis'e hemen sevk edeceğimiz tasarıda zaten Ceza Kanunu'nda suç olup da cezaları yeterli olmayanları biraz daha yukarı çıkarmış oluyoruz, caydırıcı olabilmesi açısından. Zaten bunlar suç ama belli ki mevcut cezalar kafi gelmiyor. Herkesin biraz daha dikkatli olması lazım. Özellikle soruşturmanın gizliliği dahil. Bir kısım insanlar mahkeme karar vermeden ya mahkum ediyor, ya beraat ediyor. O zaman yargılamanın bir anlamı kalmıyor. Yani insanlar savcılığa ya da mahkemeye çok değişik sebeplerle davet edilebilir. Mahkemenin kapısından, savcılığın kapısından giren herkes suçlu değildir. Veya herkes beraat edecek diye de bir şey yok. Buna mahkemenin kendisi karar verecek. Ama günümüz dünyasında daha insanlar savcı tarafından davet edildiği haberi duyulduğu andan itibaren herkes, o kişinin pozisyonuna göre ya mahkum ediyor ya da beraat ediveriyor. Mahkum edilen kişiler yargı kararıyla değil, kamuoyu tarafından mahkumiyetine sebebiyet verilen kişiler 1-2 sene sonra yargılanıyor. Sonuçta beraat etse bile o kişinin ruh hali, yakın çevresi, mesleki itibarı dahil, yerli yersiz bir kısım sıkıntılara da sebebiyet veriliyor. Ben bundan en çok şikayet edenlerden biriyim. Soruşturmanın gizliliği konusunda maalesef toplum olarak çok iyi bir sınav vermediğimizi çok net olarak ifade ederim. Özel hayatın gizliliği diyoruz, yerli yersiz izinsiz bir kısım dinlemeler diyoruz; bunların kayda alınması, bunların sorumsuzca yayınlanması hepimiz için bir sıkıntı kaynağıdır. Onlarla ilgili de bir çalışma yapılması gerekiyordu. Bu zaten birçok noktada talep edilen bir konu. Evvela mevcut yasalardaki cezayı daha caydırıcı hale getirmek istiyoruz. Ama bunun dışında kalan ve yeniden düzenlenmesi gereken hususlar var ki onunla ilgili Adalet Bakanlığı bir çalışmayı yapmış oluyor."

Özel hayatın gizliliği ile ilgili artırılan cezaların geriye dönük işleyip işlemeyeceğinin sorulması üzerine Çiçek, "Hukukun evrensel kuralı olarak, ceza hükmü içeren yasalar yayınlandıkları andan itibaren yürürlüğe girerler. Geriye dönük işlemezler. Ancak suçu işleyenin lehine olursa geriye işler, değilse biz cezaların artırılmasından bahsettiğimize göre elbette bu yasanın yayınlanmasından itibaren bir anlam ifade edecektir. Geriye dönük bir soruşturma olmaz bu manada" dedi.

"DİNLEMEYİ TALEP EDEN DE, KARARI VEREN DE, DİNLENEN DE YARGI MENSUBU"

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in dinleme konusundaki açıklamalarının hatırlatılması ve dinlemelerle ilgili yargı kararları konusunda yeni bir yasal düzenleme yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine ise Çiçek, şunları kaydetti:

"Dinlemeyi talep eden yargı mensubu, yargı yetkisini kullanan kişi; kararı veren yargı mercii, dinlenen kişiler de yargının mensupları. Bu üçü arasında olup biten şeydir. Bu konuyu bunun dışına çıkardığımız takdirde doğru bir değerlendirme olmaz. Son günlerde tartışma konusu olan kim dinleniyorsa, talep eden yargı mensubudur, yargı yetkisini kullanıyor, bu ister müfettiş, ister savcı; kararı veren yargının kendisi, hakim; üçüncüsü dinlenen kişi de yargının mensubudur. Olaya bu açıdan bakıp kim ne değerlendirme yapacaksa, bu çerçevede değerlendirmelidir. Aksi takdirde bu kafa karışıklığına sebebiyet verir. Hiç alakası olmayan kişi ya da kurumları ya da erkleri zan altında bırakmış olursunuz; bu da çok doğru olmaz. Bu konu nedir, ne değildir, kanunlar yetiyor, yetmiyor bunların hepsi tartışma konusu olabilir ama olayı net orta yere koymak lazım. Kim neyi tartışıyor, ben onu da anlayabilmiş değilim doğrusu."

Yeni düzenlemeye göre hakim ve savcıların dinlenme yolunun değişip değişmeyeceğinin sorulması üzerine Çiçek, bu tasarıda yeni bir şey yapmadıklarını, sadece cezaları artırdıklarını söyledi. Bunun dışındaki düzenlemelerin daha sonra değerlendirileceğini kaydetti.

Bakan Çiçek ayrıca, Ayrımcılığı Önleme Komisyonu kurulması kararını aldıklarını belirterek, bu düzenlemenin de Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'nın yapısını değiştiren ve özerkliğe kavuşturan düzenleme ile birlikte Meclis'e sevk edileceğini bildirdi.

 

PARTİ KAPATMA

Çiçek, bir soru üzerine Siyasi Partiler Yasası'nda Türkçe dışındaki dillerde propaganda yapılmasına imkan verecek düzenlemenin de Anayasa değişikliği gerektirdiğini belirtti. Türkiye'de siyasi partilerin yeteri kadar teminatlarının olmadığını da belirten Çiçek, derneklerin bile siyasi partilerden daha çok teminatı olduğunu söyledi. Çiçek, haksız bir itham karşısında hemen parti kapatma ile ilgili mekanizmaların harekete geçmesini istemediklerini ifade ederek, "O takdirde Türkiye'de siyasi istikrarı nasıl sağlayabiliriz" dedi. Bu konuda muğlak bir açıklamanın bile faiz oranları ya da borsa üzerinde ciddi etkileri olduğuna işaret eden Çiçek, bu yüzden Siyasi Partiler Kanunu'nda köklü değişiklikler gerektiğini, ancak bunun da Anayasa'nın 68 ve 69. maddelerinin yeni baştan ele alınmasını gerektirdiğini söyledi.
(İHA)
İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Dünya Haberleri