1. YAZARLAR

  2. Jülide DEMİRTAŞ

  3. Mezarlık Deyip Geçmedim
Jülide DEMİRTAŞ

Jülide DEMİRTAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

Mezarlık Deyip Geçmedim

Canlıların yaşam fonksiyonlarının sona ermesiyle geçilen evre ölümdür. Ölüm durumunu idrak eden ve sonrasını yaşayıp tecrübe edende insandır. Öleceğini bilen tek varlıkta insandır.

Ölüm sonrası geride kalanlara verdiği acı ve kederden mütevellit ölen kişinin ardından dualar, ayinler ve bir takım gönül ferahlığı sağlayan törenler düzenlemeleri acıyı hafifletme ve saygı ve sevgi göstergesi olarak ortaya çıkmıştır.

20181020_135511.jpg

Birçok toplumda ölenin aslında kaybolmadığı ve yeni bir yaşama başlayacağı için ihtiyacını karşılamak maksadıyla yiyecek, içecek, elbise ve farklı ihtiyaçlarını birlikte gömmüşlerdir.

Osmanlılarda mezar taşı geleneği çok eski zamanlardan başlayarak diğer Müslüman ülkelerde benzeri görülmeyen bütüncül bir sanat yapıtı kimliği kazandırmışlardır. İnsan mezarlıkları gezince ne denli bir hayat yaşadığı aşağı yukarı tahmin ediliyor.

Osmanlı mezar taşlarının dili, özellikle İstanbul’da Osmanlıcadır.

Bazılarında besmele kullanılmıştır ve kısa bir dua içerir.Ayrıca ölen kişi için dua isteyen mezar taşları da vardır.

Osmanlı mezarlarında özellikle Edirnekapı’da gördüğüm lahitler vardı.Aile mezarlığında mevkisine göre mezarları vardı.devletin üst kademesinde görev yapanlar için ayrılan ve mezar taşları daha özenli olan büyükçe taşlardan yapılmıştı.haşmetli ve görseli çok güzel el emeği mezarlardı.

***

Huzurlu bir ortam ve ben mezarlıkları hep huzur bulma yeri olarak addetmişimdir.Sakin sessiz,yeşil ve bir çok kalabalığın arasındasın ve sessizlik hakim.dua etmekte ayrıca ruhu dinlendiren bir etken.Ve orada ,oraya gelen kimse kötü olamaz ! biraz düşününce Eyüp Sultan mezarlığında öldürülen iş adamı geldi aklıma.Üzeyir Garih.Demek ki niyet bozuksa ve insan kötüyse her yerde bu geçerli olabiliyor.

Genç yaşta ölenler için ölenin kuş olduğu ve cennet bahçesine uçtuğu ifadesi yer alır. Ve mezarları daha bir farklı yapılır. Örneğin Edirnekapı mezarlığında Galatasaray ‘ı kazanan bir gencin ,henüz yirmi yaşında vefatı dolayısıyla ailesi ona küçük gösterişli bir anıt mezar yaptırmıştı. Hatta bizim Ayşe “diğer ölülerden ne farkın varda böyle mezar yapıldı sana?” dedi. Ben de “kimbilir ne derdi vardı ve nasıl biriydi ki yapmışlar. Önyargılısın” der demez. Ay özür dilerim” dedi. Meğer ben cümlemi tamamlamadan  oda güzel mezarlığın yazısını okumuş. Defalarca özür diledi. Benden değil ondan dedim. Ve genç için dua etti. Tabi ki bende.

Ve mezarlıkta küçük anıt mezarlar vardı birkaç tane.

Lakin Eyüp Sultan mezarlığının yamacında ailesi ile defnedilen ve sade bir mezarda yatan büyük üstat Necip Fazıl’ı bulduk. Onca güzel şiirleri yazan ve bir dünya görüşü oluşturup bunu açık bir dille ifade eden güzel şair !

“bu düzen tutmaz hep söküle söküle,

Ölüme gel deselerde gitsek güle güle.” Dizeleri aklıma geldi.Hüzünlendim.Düşüncelere daldık ve birbirimize baktık .

Mareşal Fevzi Çakmak’ı bulduk.Nice büyük kadılar,devlet adamları,din adamları,yazarlar ve şairleri bulduk,Tanrım ! Duamı esirgemedim ama hep şunu düşündüm.Kimbilir onlarında nasıl bir hayatı vardı, mutlu veya mutsuz oldular.Ne hayalleri vardı kimbilir? Ne umut beslemişlerdi? Adil olmayan bu dünyada kimi zengin ama kimi fakir,kimi devlet adamı,kimi esnaf kimler vardı daha bilemediğimiz.Acaba uyansa yeniden,bir baksalar şimdiki hayata kimbilir ne düşünüp ne söyleyecekler ?

***

Ölünce hepimizin bir taşı, birde cüssemiz kadar toprağı olacak.Adil olmayan dünyada adil olduğu tek yer mezarlık.

Mezarlıklara da sağgılı davranmak,temizliğini ve düzenini sağlamak belediyelerin görevleri arasında.Eskiden olmasa bile şimdilerde mezarlıklarımız daha düzenli ve saygın.

Hayırlı ömrümüz olsun.

20181105_133139.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar