ZEYTİN DALI OPERASYONU VE İHANET

2500 yıllık mazisi olan Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin Kuzeyinde ileride başımıza bela olacak PKK eliyle kurdurulmak istenen İsrail benzeri bir yapılanmanın önüne geçmek için operasyon yapıyor.

Bu kapsamda daha önce Fırat Kalkanı şimdi ise Afrin için Zeytin Dalı operasyonu yapıyor.

Burada amaç ise bu coğrafya üzerinde emperyalistlerin amacına hizmet edecek coğrafyada kan ve gözyaşının devam etmesini sağlayacak bir oluşuma izin vermemek.

Birinci Dünya savaşı sonrasında bölgede gözü olan emperyalist devletler bundan 100 yıl önce uydu devletler kurmuşlar ve bölgenin zenginliklerini talan etmişlerdi.

100 yıl sonra tekrar bu defa aynı oyun ABD ve İsrail eliyle oynanmak isteniyor. Daha önce kurulan uydu devletler ise bunların maşalığını yapıyor.

Devlet Geleneğinin güçlü olduğu Türkiye, İran ve Rusya bu oyunu bozmak ve bölgede ki yangının daha da fazlalaşmasını önlemek için birlikte hareket ediyorlar.

ABD ve uluslararası şirketler ve silah tüccarları ise savaşın daha da büyümesini istiyorlar.

1948 yılında İsrail kuruldu. İsrail’in kurulması ile birlikte komşu devletlerin silahlanmaya ayırdıkları paralar ülkelerin kalkınması için harcanmış olsaydı, bu gün o coğrafya dünyanın en mamur yerlerinden biri olurdu.

**

Meselenin özüne gelecek olursak, neredeyse 40 yıldır Türkiye’mizin başına bela edilen PKK yine aynı devletler tarafından desteklenerek coğrafyanın kan ve gözyaşı içinde boğulmasını istiyorlar.

Fırat Kalkanı Operasyonu ve Zeytin Dalı Operasyonunda gördük ki; ülkemizde hainler oldukça fazladır. İktidar düşmanlığı ülkeye ihanet edecek düzeye gelmiştir. İsimlerinin başında Türk olan kimi oda ve derneklerin açıklamalarına baktığımızda hayretler içinde kalıyoruz.

İktidarlar seçimler eliyle değişir. İktidar karşıtlığının ülkenin birlik ve bekası için tehdit düzeyine gelmiş ise doğal olarak devlet kendini koruyacak adımları da atacaktır.

Güzel ülkemizde güçlü bir devletin olması dünyadaki bütün mazlumları doğrudan ilgilendirir. Bu gün Dünyanın dört bir yanında bu devletin yardım noktasında ayak izleri vardır. Dünyada olan doğal afetler, kıtlık, savaşlar gibi sebeplerle acı ve gözyaşının olduğu bütün coğrafyada bu gün Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurduğu kamplar, yaptığı yardımlar konuşulmaktadır.

Türkiye’nin güçlü olması birçok ülkenin işine gelmiyor. Çünkü coğrafi konumumuz gereği burada kurulan güçlü devletler Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında belirleyici rol oynamışlardır.

Bu gün Türkiye kendi silahlarını üretme yolunda büyük mesafeler kaydetmiştir. Ve gelişim sürmektedir. Bize yıllardır silah satan ülkeler bundan rahatsızdır.

Artık biz “kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz!”

Geçmişte, Kurtuluş Savaşında keşke Yunan Galip gelseydi diyenler, sağda solda din adına isyan çıkartanlar, Türk’e ömür biçenler, mandalığı savunanlar, her kim olursa olsun bu gün aynı şeyi yapmaktadırlar.

Hainin dincisi, Kürtçüsü olmaz. Hain bütün kılıflarda kendini gizler ve günü geldiğinde de bizi arkadan bıçaklar.

Bize düşen görev, hangi şartlar altında olursa olsun DEVLETİMİZİN YANINDA YER ALMAKTIR.

Bu millet kimin hain kimin de hain olmadığını çok iyi biliyor ve görüyor. Günü geldiğinde onlara bilet kesmesini de bilmektedir.

Şu Cuma gününün yüzü suyu hürmetine;

Allah’ım bu güzel ülkemizin birlik ve beraberliği için sınır dışında, sınır içinde 24 saat ayakta olan bütün devlet görevlilerimize yardım eyle.

Allah’ım şehitlik Peygambere komşu olmaktır. Bu düşünceler içinde kendini sana emanet eden kahramanlarımıza yardım eyle. İçimizde bulunan, bizdenmiş gibi görünen ancak her fırsatta bize ihanet eden hainleri de tarumar eyle!..

Biz bu milletin bir ferdi olarak sana inandık, sana iman ettik. Sefer bizden Zafer sendendir. Bize zafer ihsan eyle Allah’ım. Bize zafer ihsan eyle Allah’ım, Bize zafer ihsan eyle Allah’ım!”

Önceki ve Sonraki Yazılar