Jülide DEMİRTAŞ

Jülide DEMİRTAŞ

YAMALI BOHÇA DEDİĞİMİZ

Ülkemiz de son günlerde haber olarak ortada dolaşan eğitim sistemimiz.Yamalı bohçaya dönen bir türlü belini doğrultamayan sistemin ayağa kalkması oldukça zor görünüyor.

Mükemmel olsun demiyoruz ama en azından mükemmellik yolunda ilerlesin. Yönü tarafı belli olsun. İnsanlar eğitim sisteminde aradıklarını bulabilsin. Ortak paydada bilginin insanla buluşması, uygulaması, ilgi uyandırması, birey olma yolunu açıp, iyi vatandaş olma, milli değerlere saygılı insan ve nesiller için yatırımlar yapılabilsin.

Her başa gelen siyasi parti doğrultusunda değişen ve yamalı bohçaya dönen eğitim sistemimizi ne kurtarır ?

Ancak partiler üstü bir tavır kurturabilir. Sağlam bir zemine oturtulmuş sistemin başına kim gelse onun üstüne vatanı ve milleti yararına tuğlalar dizebilmelidir. Lakin her değişen partiye uyum sağlaması gerekiyormuş gibi bir uygulama mevcut. Bu da bizi adım adım ileriye götürmesi gerekirken hep geriye doğru itiyor.

***

Eğitim uzun vadede meyve veren bir kuruluştur. Ve hammaddesi insandır. İnsanda dünyayı değiştiren varlıktır. Dünyanın yaşanabilir olması ve kalması, Bu anlayışın yeni nesillere aktarılması ile gerçekleşir.

***

An itibariyle on altı yıldan beri iktidar olan siyasi parti döneminde yine sistemde değişimler oldu. Bu değişikliklerin yetiştirdiği bir nesil oluştu ama yetişen bu nesil bakın ne gibi değişimlere maruz kaldı.

***

 

2003 yılında katsayı farkı arttırıldı.

2004 yılında eğitim müfredatında değişiklikler yapıldı.

2005 yılında 3 yıllık olan lise 4 yıla çıkarıldı.

2007 yılında Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS) yerine 6.7. ve 8.sınıfın sonunda girilen Seviye Belirleme Sınavı (SBS) geldi.

2012 yılında katsayı kaldırıldı.

2010 yılında 10 yıldır uygulanan Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) sistemini değiştirilerek. Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) sistemlerine geçildi.

2010 yılında 2010: SBS, 3. yılın sonunda tek sınav modeline döndü.

2010 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, yayımladığı bir genelgeyle tüm düz liselerin Anadolu liselerine dönüştürüleceğini açıkladı, uygulama hemen başlatıldı.

2012 yılında İlköğretimde kesintisiz 8 yıllık sistemden vazgeçildi, 4+4+4 sistemine geçildi.

2012 yılında katsayı kaldırıldı.

2012 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan “Dershaneler kapatılacak” açıklaması yaptı.

2013 yılında ilk TEOG sınavı uygulandı .

2017 yılında Erdoğan TEOG ’un kaldırılması lazım açıklaması yaptı. Ve TEOG kaldırıldı.

Bunların dışında İmam Hatip okulları artırıldı. Atanamayan öğretmen sayısı artı. Dershaneler kapatıldı ama özel okullar çoğaldı. Eğitim üzerine ahkam kesmek kolaylaştı.

Oysa malzemesi insan olan gelecek bugünün korunması anlamında milli ve vatani değerleri korumada ilk görevli bakanlık olarak gerekenlerin farkına varmalı ve gerekli tedbirleri almalıdır.

***

Dünyada birçok eğitim sistemi mevcut. Bunların incelenerek kendi bünyemize uygulayabildiğimiz medotları uygulamak için daha kaç fırın ekmek yememiz gerekecek !!!

***

Dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip olana Finlandiya eğitim sistemine şöyle bir baktığımızda insana önem veren, çocuğu ve çocuğun dünyasını genişleten, hayal gücüne ket vurulmayan, yaparak ve yaşayarak öğrenmenin önemli olduğu iyi bir sistem.

Ülkemizin ve Finlandiya’nın eğitim düzeyi üzerine yaptığım ufak bir araştırmaya bakalım. Siz bu konuda ayakları yere basan bir sistemi istemeyecek misiniz ?

Belki uygulamaların bazısı bizi aşar ama yapılmayacak şeyde değil.

-Finlandiya da okula başlama yaşı 7 iken biz de 6 ya indirildi. Çocuğun en güzel çocukluk dönemi ailesi ile olmak varken okul hayatına başlıyor.

-Çocuklarımız serviste helak olurken, onların çocukları evlerine yakın okullara devam ediyor ve okula yaya veya bisikletle gidiyor.

-Biz de veli hergün okuldadır. Çocuğu getirir ve götürür. Oysa onlarda özel bir durum olmadıkça çocuk kendisi okuluna gider ve döner.

-Biz de müfredat ve ders kitapları çok önemsenirken  ,onlarda basit bir müfredat var ve pek değişmiyor. Ve ders kitapları bizde ki gibi başköşeye konmuyor. Var ama ortalıkta pek ders kitabı gözükmüyor. Biz de ise durum tam tersi. Yardımcı kitaplar ve kaynak kitaplarla kitap düşkünlüğü artırılıyor.

-Biz de dersten alınan yüksek notlar veliler arasında gurur kaynağı olurken ara sınıflarda.Finlandiya da çocuğa okulun ilk altı yılında not verilmiyor !!! Ayrıca öğrenciler ilk 16 yaşlarına geldiklerinde ülke genelinde bir sınava giriyorlar.

-Ülkemizde öğrenciye çöp attırsanız kıyamet kopar. Çünkü alışılmamış bir uygulamadır. Oysa Finlandiya da durum farklı. Okulda hizmetli yok. Okulda çocuklar nöbet sistemiyle tüm işlerini yapıyor. Böylece sorumluluk ve paylaşımcılık gelişiyor.

-Finlandiya da okullarda ev rahatlığı sağlanabilmesi için okulun fiziksel özelliklerine dikkat ediliyor. Sınıflarda yaparak yaşayarak öğrenmeye müasit hale getiriliyor. Oysa biz de öyle mi ya ???Çocuk deney yapamaz, çocuk hep dinler konumunda olmalıdır.

-Türkiye de öğrenciler sus-pus oturmak zorundadır anlamak için. Oysa onlarda eğer bir sınıf sus pus olmuşsa öğretmene soruşturma açılıyor. Çünkü onlarda öğretmen değil hep birlikte yapmak var. Öğrenciyi pasifize etmek yok. Hatta “geç yerine oğlum, gezinme ! “gibi sözler duymak imkansız.

-Finlandiya da ders saati 4.biz de 5.Fakat bizde kurslar, hafta sonu kursları ve dershanelerde eklenir. Öğrencilerin yükü birken bin olur.

-Türkiye de öğretme güçlüğü çeken öğretmen sümen altı edilir. Oysa Finlandiya da her hafta 2 saat hizmet içi eğitim görülür.

-Biz de halen “çocuğum hiçbir olamayacaksa bari öğretmen olsun” anlayışı hakim. Lakin bahsi geçen ülkede öğretmen olabilmek için üç aşamalı testten geçer. Ve en gözde mesleklerden biridir. Liseyi bitirenlerin ancak ve ancak %10 bu yetiştirme programına dahil olur.

-Ülkemizde ek iş yapan öğretmen sayısı oldukça fazla iken, örnek eğitim sisteminden bahsedilen ülkede yok denecek kadar azdır. Bu nedenledir ki öğretmenin performansı da düşüyor buna bağlı olarak.

-Türkiye de ev ödevi veren öğretmen her zaman iyidir. O kadar ki verilen ev ödevleri veli desteği olmadan bitirilmez çünkü öğrenci yetiştiremez ödevleri. Verilen performans ve proje ödevleri genelde veli tarafından yapılır. Oysa Finlandiya da eve ödev verilmez.

-Biz de çocuğun istekli olduğu resim, müzik, beden eğitimi gibi derslerde matematik yapılıyor. Finlandiya da bu mümkün değil.

-Bilincin oluşumuna bakar mısınız !!! Okul kantininde sadece su,süt, ve meyve bulunurken bizde bilumum şekerleme ve çeşitleri bulunur. Çocukların çikolatalarla beslenip sus pus oturması beklenir mi ? Sonra da beslenme bilincinden bahsederiz. Beslenmeye dayalı hastalıkların çoğalmasından dem vururuz.

Ben kalkıp devrim yapar gibi birgün de Finlandiya  sistemini uygulayalım demiyorum ama biraz da kendi insanımız için gerekli yararlı değişiklikleri yapalım.

***

Tamam maaşları yükseltemeyiz, veli-öğrenci bilinçlenmesini birden sağlayamayız…

Ama bazıları uygulanabilir mantıklı bakılacak olursa…

Fakat sürekli değişen kurallarla nereye gidiyoruz ?

Bu güzel ülkenin insanları da ülkeye layık olabilmeli bunun da yegane çaresi tabi ki eğitimdir.

***

Bir gün karınca yola çıkmış. Nereye gittiğini sormuşlar. Orası çok uzak sen oraya gidinceye kadar ömür geçer deyince, karınca olsun en azından tarafım belli olur, o yolda ölürüm demiş.

İşte o yola girmemiz lazım. Başka ülkelerin kullandığını olduğu gibi bize empoze etmekte faydadan çok zarar getirir. Toplumun mihenk taşlarını, değerlerini ve genel insan yapısına göre gerekliliği görülen yerlere müdahale edilmeli…

Aksi halde yamalı bohça tutanın elinde  kalacak !!!...

Önceki ve Sonraki Yazılar