VUR DEYİNCE ÖLDÜRMEK

Bu deyim milletimize mahsusmudur bilemem ancak tutum ve davranışlarımızın nerede ise öznesi haline getirtildi. Gün geçmiyor ki, bu deyimi haklı çıkartacak bir ucube yaşanmasın. Her yerde her zaman geçerli bir maymuncuk gibi istenilen yere cukkada oturtulabiliyor.

Siyasi olarak ortadan ikiye bölünmüşlüğün getirdiği tutum ve davranışlarda daha vurmadan öldürdüğümüz gerçeklikleri hatırlamaya ne dersiniz.

Muhalif bakış açısına sahip siyasetçisinden yazarçizerine, akademisyeninde sade vatandaşına kadar millet sanki ortadan ikiye bölünmüş durumda.

Gökkuşağında görmeye alışık olduğumuz renkleri bile göremiyoruz. Kaldı ki renk tayfında dalga boyundan kaynaklı onlarca hatta yüzlerce renk var ve sanki topuna birden renk körü olmuş durumdayız.

Renk körlüğünün bugün için bilinen bir tedavisi olmadığı gibi bu kötü gidişi düzeltmek mümkün olduğu halde, telafisi için çalışmak şöyle dursun sanki yangına körük ile gidiliyormuş gibi bir durum söz konusu.

Bu aymazlıkla devam edildiğinde tedavi şöyle dursun giderek her şey daha kötüye gitmeye devam edecek ve her şey daha güzel olacakçı güruh kendi ayağına sıkarak kaş yapayım derken gözlerinden de olacaklar.

Neyi paylaşamıyoruz Allah aşkına.

Bu kötü gidişin mutlak sonu olarak gelebilecek bir bela musibet veya kargaşa ile karşılaşıldığında mı ah vah ederek dizlerimizi döveceğiz.

Şu aziz mübarek günlerde virüs kaynaklı sorunlar yetmezmiş gibi ha bire sorun üretme fabrikasından dert tasa ve kaygı üretiyoruz. Milletin dini, diyaneti ve değerleri ile oynadıkça oynuyor ve adeta arının kovanına çöp dürtüyoruz.

Nedir bu milletten istediğiniz?

Yakın geçmişte bir aceze hac farizası ile ilgili abuk sabuk konuşmuş ve milletten karşılık bulamayıncada kıçının üstüne oturup sus pus olmuştu. Şimdide salgın nedeni ile bağışıklık sistemimizi azaltacağı hezeyanı ile ramazan ayının ertelenmesini isteyen akıldaneleri destekleyen acezelerle başımız dertte.

Adam utanmadan sıkılmadan televizyonlarda boy göstermeye devam ediyor.

Be gafil sen hangi çağda yaşıyorsun.

2016 yılında nobel barış ödülünü alan bilim insanının çalışmaları sonunda aç kalmanın insan sağlığına olumlu   katkılarını ve oruçla sağlıklı kalım arasında onlarca bilimsel gerçeklik olduğunu fark ettik.

Aslında müslümanlar bu gerçekliği zaten biliyorlardı ancak bilimsel kanıtı yoktu.

Peygamber efendimiz "oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız" evrensel gerçekliği ile ümmetine bu öğüdü 14 asır önce söylediğinde referansı elbette bilim değildi. Ona verilen ilim sayesinde irâd ettiği bu hadisi şerif ile müslümanlar sorgusuz süalsiz ve Allah rızası için sadece aç kalmadı aynı zamanda tüm azalarınada  oruc tutturarak toplumsal barışa ve huzura da katkı sağladı.

İtildiğinde kakıldığında ben oruçluyum diyerek kavgadan gürültüden uzak yaşadı. Haram ay olduğu için savaşları bile bu aylarda erteledi,.

Bugün de aynı inançla orucunu tutuyor tutmasına da gâvurların yediği herzeler olmasa.

Yakın geçmişte her ramazan ayına mahsus yaşanmışlıkları hatırlarsak eski Türkiye'ye göre belki kısmen iyi durumda olduğumuz ortaya çıkar ama bu yaşanmışlıklar bile yeni Türkiye’mize yakışmıyor.

Vur deyince öldürmeden önce bireyler olarak aynanın karşısında kendimize bakmamız gerektiğine inanıyorum.

İyice bakabilirsek hatanın büyük kısmının kendimizden kaynaklandığını görürüz ve sağı solu suçlamak gibi bir kolaycı bir hataya düşmemiş oluruz.

Şimdi bir kez daha evlerimize kapanmak zorunda kaldık. Buna sebep olabilecek hangi yanlış tutum ve davranışlarımız oldu da bu cezayı hak ettik.

Bayram sonrası bu tedbirlerinde işe yaramayacağından endişeliyim. Bir çok insan bu süreyi fırsat(!) bilip memleketine eş dost ziyaretine gitti. Gidenlerin bir kısmi kılıktan kılığa giren bukalemun virüsüde içinde götürdü.

Tedbirleri yok sayıp içinde taşıdığı virüsü gittiği yerdekilere bulaştırarak veya oradan bulaşan bir virüs ile döndüğü yerdekilere bulaştırması çok ama çok yüksek bir ihtimal.

Tuzu kuru sırca köşk sakini açlar ve aç edebiyatçılarıda aziz mubarek günde zulaladıkları içkilerini rahat yudumlamak için açlar ve yoksullar vadisinde virüsten korunma partileri düzenleyecekler.

Görüldüğü gibi her şey devletimizden beklenmeye devam ediyor. Yeni hastaneler açsın. Sağlık ordusunu güçlendirmeye devam etsin ve bu arada ülkeyi tam kapatarak virüs illetinden bir an önce milleti kurtarsın.

Körler sağırlar sanki birbirini ağırlıyor gibime geliyor. Deveyi amudu ile yiyenler herkesin de aynı şekilde malı götürdüğü şarkısını piyasaya sürmüş avazı çıktığı kadar bağırıyor.128 milyar nerede şarkısı çok bayatlayıp kabak tadı verince şimdide geçici olarak satışı yasaklanan alkollü içki yasağından şeriat geldi zırvasını piyasaya sürmüş durumda.

Millet olarak doğrusunu araştırmaya bulmaya gayret etmediğimiz sürece sanırım zırvaların sonu gelmeyecek.

bu haftalıkda bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar