VAH AMERİKA VAH…

Dünyanın çivisini çıkartanlar bedel ödemeyeceklerini zannediyorlar . Fizik kimya matematik gibi müsbet ilimlerde sebep sonuç ilişkisi için beklenme gereksinimi olmamasına  rağmen sosyoloji ve siyaset ilminde  sebep sonuç ilişkilerinde süreçler ve beklemeler sosyal  ilmin doğası gereği. 

  Dünyanın jandarmalığına soyunmuş Amerika’da bir avuç soysuzun yediği herzeleri hep beraber izliyor ve takip ediyoruz. Ben yaparsam doğru  mantığı (!) ile maalesef  bugünlere kadar  geldiler. Dillerine doladıkları özgürlük hak hukuk adalet gibi plastik kavramlara sığınarak yapılan gaflar sadece dünya mazlumlarını değil aynı zamanda  bazı dünya   zindelerini de rahatsız etmeye başladı.

  Amerika derunisinin akıl almaz uygulamaları dünyamızı bugünkü hale getirdi. Bize de üç maymunları oynamaya devam et diye aklı sıra öğüt veriyor. Eski Türkiye için belki bu mümkün. Ancak devletimiz sussa bile halkımız bu açık alçaklığa karşı susmaz ve direnir. Akıl mantık iz’an  vicdan  böyel olmayı gerektirir.  Ama aklın yerini zeka alınca  akıl devre dışı kalınca sonun başlangıcında oldıklarını dahi anlamaktan yoksunlar.

 Akletmek , aklın aydınlık yolunda ilerlemek varken kalleşçe ve zeka oyunları ile cambaza bak kolaycılığı ile daha ne kadar can yakarlar bilemem ama bu gidiş sonun başıdır inşallah. Akıl ve zeka anlam açısından benzer görülebilir. Aynı anlama geldiğini düşünerek bazen biri yerine diğerini kullanmaktan da kaçınmayız.

  Akıl veya akletme. Fıtri ve dini referansı olan soyut  bir kavram olup tanımlanması ölçülmesi ve tartılması pek mümkün değil.

 Zeka ise daha somut ölçülüp tartılabilmesine rağmen akletmeden kullanıldığında insanın başını belaya sokabilir.

  Amerika’nın vize uygulaması garabetine bu pencereden bakarsak, zekice ama akletmeden düşünülmüş olduğunu hemen anlayabiliriz. Adamların akıldan yoksun zekaları ile yediği herzeleri 40 akıllı bir araya gelse düzeltemeyecek bir durum hasıl oldu.

   Sadece bu değil dün de İran ordusunun bel kemiğini terör listesine aldı. Böyle gider ve birileri dur demezse bizim bordo bereliler de bu akılsız tutumdan nasiplenecek.

  Bir önceki elçi  bidon kafadan kurtulduk derken şimdide boş beyinli bir elçi giderayak sadece kendinin ve devletinin  değil milyonlarca insanın işini zora soktu.

  Müttefik(!) Dost(!) (Stratejik ortak) Amerika aslında bu ama  yıllardır ses çıkarılmayarak giderek işi azıtınca bu garabetlerinde canlı şahitleri olduk.

  1 mart tezkeresini ve van minut gününü çok iyi hatırlayan bir kişi olarak, o günkü basınımızın saatler içinde nasıl bir savrulma yaşadığını  hala hafızamda  canlı ve taze  olarak tutuyorum. Bu günlere nerelerden geldiğimizi unutmadan iz sürmeye devam etsek aslında çıktığımız yer birbirimizden farklı olmaz.

 Son yıllarda dünyanın çivisini çıkartan  bu jandarmanın  saymakla bitmeyecek ihanetlerini  yazarak kalemimi kirletecek değilim. Ancak aklı ve zekanın arasındaki ince nüansı anlamlandırmak için yerinde ve cukkada oturan bir örnekleme bu yaşadıklarımızın içerisinde var.

 Aba altından gösterdiği sopalarla daha önce korkulu rüyamız olan bu ucube ülke, artık  dünya jandarmalığından elini eteğini çekerek ben artık yokum demeli.

 Demeli ki, dünya huzur bulsun. İnsanlık daha fazla rezil rüsvay olmasın.

 Zekasına güvenerek oynadığı oyunun sonunda dünyanın düşürüldüğü  içinden çıkılmaz hal, ancak  akıl ve akl-ı selim sayesinde yeniden düzlüğe çıkartılabilir. Zeka testlerinde tavan puanlar alan insanların eseri günümüz dünyasının kılavuzları aklını kullanmak zorunda.

  Gemimiz bu şekilde su almaya daha fazla dayanmaz . Batar. Battıktan sonra da ah vah işe yaramaz. Yol yakınken devletimize milletimize sahip çıkıp birbirimize kenetlenerek ortak akıl nimetinin ipine sımsıkı sarılalım ve dağılmayalım.

 Ortak akıl orta yolda aşırılık  taşkınlık yapmadan tünelin ucundaki ışığa doğru bizi götürür. 

 Zekasına güvenen zeka özürlü akılsızları rehber edinenlerden olursak vay halimize.

  Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar