Türkiye'nin Diplomatik Büyümesinde 3 süreç

Reaksiyoner, Oyun Bozucu, Oyun Kurucu

Dünyada ülkelerin diplomatik güçleri 3 başlık altında incelenebilir. 

1. sırada Reaksiyoner ülkeleri anlatmak gerekirse bu ülkelerin güçlü bir dış politikası yoktur. Dışardan gelen etkilere sadece tepkisel yanıtlar verirler. Güçlü ülkeler bu tip ülkelerde kolaylıkla hükümeti devirebilirler. Reaksiyoner ülkelerin stratejisi olduğu söylenemez. Tepkisel yaklaşımlar ise ülkeleri başarıya götürmeyecektir. Çünkü strateji karşısında tepkinin yapacağı hiçbir şey yoktur.

2. Sırada bir basamak daha güçlü olan ülkelerden söz edebiliriz. Oyun bozucu olarak tanımlanabilen bu ülkeler kendi stratejik oyunlarını yapamasalarda yabancı güçlerin oyunlarını bozmaktadır. Kendi dışında ve bölgesinde büyük güçlerin oynadığı oyunları bozabilen ülkeler bu sınıfta değerlendirilir.

3. Sırada ise Oyun kurucu ülkeleri sayabiliriz. Bu ülkeler dünyadaki diplomatik süreçleri yönetirler. Kendi çıkarları ve öncelikleri üzerinden bölgesel ve küresel oyun kurarlar. Gerektiğinde diğer ülkeleri dizayn etme gücüne sahiptirler. Veya diğer ülkelerde kararları değiştirme gücüne sahiptirler.

19. Yy'da çatışmalarla dolu bir sürecin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti 1960, 70, 80 ve 90'lı yıllarda büyük bedeller ödedi, askeri darbelerle Reaksiyoner bir ülke kimliğinden çıkamadı.

2000'li yıllardan itibaren süregelen istikrarlı yönetim 10 yılın ardından ekonomik ve sosyal anlamda gelişim sağladı.

2016 yılında yaşadığımız 15 temmuz darbe girişimi Erdoğan ve Türkiye'nin başını ezmek için yapılmış bir darbe girişimiydi. Bu darbe girişimi Fetö adlı hain taşeron örgüt eliyle yapılarak ülkenin kabuğunu kırması engellenmek istendi.

Çünkü Türkiye ABD ve İsrail gibi dünyanın oyun kurucu ülkelerinin oyunlarını bozuyordu.

Suriye de YPG gibi terör örgütleri eliyle bir Terör koridoru kurmak istiyorlardı. Fakat Türkiye ve Erdoğan yönetimi buna izin vermiyordu.

Irak ABD işgali altında. Irak yönetimi için bu koridor hayati önem taşıyor çünkü Basra körfezi ve İran sıkıştırmasından kurtulmak için Akdeniz'e uzanan bu koridoru kullanacaktı.

İsrail için de kardeş bir Teröristin devlet kurulması için Kuzey Suriye çok önemliydi. Hemde Doğu Akdeniz de bulunan afrodit doğalgaz rezervi açısından Suriye çok önemliydi.

Eğer 15 temmuz başarılı olsaydı Oyun kurucu ABD ve İsrail bölgede istedikleri gibi at koşturacaktı.

Fakat Oyun bozan bir ülke olan Türkiye 15 temmuz girişimini atlattı. Kendi içindeki sorunları çözmekle aslında dışarıda oynanan oyunları da bozdu. 

Son hafta yaşanan gelişmeler bize gösteriyor ki Türkiye artık oyun bozmakla kalmıyor oyunları da kendi isteği mesabesinde değiştirme gücünğ ortaya koyuyor. 

Denilebilir ki ABD, Suriye'den çekilirken yalnızca kendi iradesiyle değil birazda çaresi kaldığı için çekiliyor.

Avrupa kendi içinde evrilirken, ABD kendi sınırlarına çekilirken Dünya yeni Bir soluk alırken şimdi tam da güçlü bir Türkiye var olmak zorunda.

Çünkü Türkiye mazlumların sığınma kapısı Türkiye insanlığın son adası. Türkiye güçlü oldukça Afrika ve Asya'nın mazlum halkların rahat nefes alacaktır. Çünkü Türkiye güçlü olursa mazlumların bir koruyucusu var. Denebilir.

Sözün ve kelamı sonunu bulmak ne mümkün. En iyisini Alemlerin Rabbi olan Allah bilir.

Selametle...

Önceki ve Sonraki Yazılar