TÜRKİYE SORUNU, EĞİTİM VE GENÇLİK-1

2023’e hızla ilerleyen güçlü Türkiye, umutsuzların da umudu olmaya devam etmektedir. Yeni bir dünya düzenine girilirken, yıldızı parlayan ülkelerden Türkiye de gösterilmektedir. Görülen o ki Türkiye, enerjisiyle, milli silahlarıyla, ekonomisiyle büyük devletler arasına girecek ve tarihi misyon görevini üstlenecek.Bununla beraber geleceğimiz gençlik de parelel olarak büyümeye uyum sağlayan ve geçmişiyle geleceğine barışık bir nesil yetiştirmeliyiz.

Bir ülkenin medeniyeti, insanlarıyla ölçülür. Her ne kadar sanayi, teknolojinin ilerlemesi, insanlığın lehine olsa da medeniyet ölçütü değildir. Donanımlı robot  ile insan arasında çok fark vardır. Oysa insan, küresel güçler tarafından donanımlı robot yapılmaya çalışılmaktadır. Hatta dünya nüfusunun azaltılarak tek tip insan yetiştirilmesi ve böylece kendi imparatorluklarını rahat bir şekilde sürdürecek sistem kurmayı planlıyorlar. Zaten bu üst şeytani akıllar ve aileler bilinmektedir.

Genel anlamda küresel ve kapitalist düşmanlarımız, ülke düşmanlarımız, din düşmanlarımızı sıralayabiliriz. Bu düşmanlar bilinmeden kendi özümüzü koruyamayız. Osmanlı İmparatorluğunun zayıflama sürecine girmesiyle günümüze gelecek olursak; Dış ve içteki düşmanlarımız aynıdır. “Tarih tekerrürden ibarettir” sözü ibret alınmamışsa doğrudur.

Düşmanlarımız tarafından dinimiz ve çekirdek aile hedef alınmış olup, neslimiz için eğitim sistemimizle oynanmıştır. Cumhuriyet kurulduktan sonra dış güçler daha da etkili olmuşlardır.

Eski medrese eğitimleri ile şimdiki sistemi kıyaslayacak olursak; o zaman ki ilkokul seviyesi şimdiki sistemin lise seviyesinde, yine lise seviyesindeki eğitim, şimdiki üniversite seviyesinde olduğu bilinmektedir. Ama sonra dejenere edilmiş veya işlevi kaldırılmıştır.

1924 den beri eğitim sistemimize neşter vurulmaktadır. Mantıken bu zamana kadar eğitim sistemimizin daha iyi olması gerekirken neden halen arayış içerisindeyiz? Neyimiz doğru diyebiliriz? Türkçe eğitimi yeterli mi? Yabancı dil eğitimi yeterli mi? Doğru tarihimizi öğreniyor muyuz? Dinimizi tam öğrenebiliyor muyuz? Diğer alanlarda yeterli miyiz?

Ön görülere göre, belki 2023 ya da 2040 da ülkemizi güzel bir gelecek bekliyor olabilir. Ancak bu da yetişkin, erdemli bir gençlik ile mümkün olabilir. O halde aileye ve gençliğimize daha çok değer vererek, eğitim sistemimizi bir an evvel çek etmeliyiz.

Küçük çocuklara aile o kadar değer verdiğini sayarak; onların her istediği yapılıyor, tabiri caizse çocuklar şımartılıyor, ders çalışmaları için özel kurslar, okullara gönderiliyor ama dini yönü ihmal ediliyor. Gençlik geçmişini tam öğrenmiyor, lüks yaşama özenme,  internete bağımlı bir yaşam içerisinde bulunmaktadır. Uyuşturucu bataklığı, flört, deizm gibi tehlikelerle devlet ve toplum duyarlılığı gerekmektedir.

Abdestsiz yemek yapılmayan evden, namaz  kılınmayan evlere dönüştük. Toplumsal cinsiyetimiz  İstanbul Sözleşmesi ile karma bir cinselliğe kavuşturulduk. Eş cinsellik, feminizm gibi sapık cinselliğimiz oldu. Kutsal aile yapımız, kadının beyanatı baz alınarak zinaya yol açıldı.  Karma eğitim sistemiyle mahremiyetimiz kaldırıldı. Moda, pembe dizilerle dejenere olduk. GDO’lu, kanserli yiyeceklerle vücut yapımız bozuldu. Faizin her çeşidini normal gördük. Apartman kültürüyle komşuluktan uzaklaştırıldık. Ahilik esnaflığımız, kapitalist sistemle ticari ahlakımız bozuldu. Küçük bir  evde 3-4 aile geçinirken, geniş evlerimize anne ve babamızı sığdıramadık. “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” anlayışından, öğretmenini bıçaklayan eğitim sistemine dönüştük. Verilen söz senet iken, yalan dolan normal hale geldi. İçerden ve dışardan bizi azar azar azdırarak bu hallere geldik. Toplum olarak nasıl yapmalıyız da özümüze dönmeliyiz? Böyle bir gündemimiz var mı?Böyle bir eğitim sistemimiz var mı? Çekirdek aile yapımızı nasıl korumalıyız? Diyanetimizin böyle bir derdi var mı?

Vesselam kendimizi daha çok sorgulamalıyız. Geleceğe yatırım için önce nasıl bir eğitim sistemimiz olmalı? Gidişatımız nereye? Devlet, millet görev başına!!!

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar