Türkiye nasıl rahatlar

BÜYÜK Türk halk filozofu Hülya Avşar Hanımefendi, "Sayın Başbakanım! Sayın Başbakanım! Söyleyin ne olur... şeriat gelecek mi?" diye sıkının da sıkısı bir sual tevdi edince...

 

Başbakanımız önce yüzüne, "Çocukların saçma soruları karşısında büyüklerin takındıkları anlayışlı sevimlilik" ifadesini kondurmuş...

 

Sonra da yanıt vermiş.

 

Demiş ki:

 

"Gelmeyecek... Gelmeyecek..."

 

Sonuç? Hülya rahatlamış...

 

Mademki hepimiz, "Almanya yenilince biz de yenilmiş sayıldık" cümlesine aşina bir milletin çocuklarıyız...

 

O halde neden, "Hülya rahatlayınca biz de rahatlamış sayıldık" durumunu benimsemeyelim ki?

 

"Hülya rahatlayınca biz de rahatlamış sayıldık" durumu geçerli olacaksa...

 

Işimiz hakikaten kolay babalar!

 

Başbakan bu yolla herkesi ama herkesi rahatlatabilir...

 

Mesela...

 

Bir sabah gider "Sabahların sultanı" Seda Sayan Hanımefendi"nin programına...

 

Seda"nın, "Başbakanım! Hepimizin başını kapatacak mısınız?" şeklindeki sorusuna...

 

Önce, "Aslında türban sana çok yakışmıştı" diye şaka yollu bir yanıt verir...

 

Ardından da yüzüne, "Bu saçma soruyu nereden bulup çıkardın yaramaz" ifadesi oturtur...

 

Bu durumda Seda"nın rahatlaması garantidir.

 

Seda rahatlayınca tabii ki bize de rahatlamak düşer...

 

Sevgili Akif Beki dostum!

 

Senin de müşahede ettigin gibi "Türkiye"nin rahatlaması" an meselesidir...

 

Bu nedenle bence hemen bir planlama yapmalısın...

 

Başbakan...

 

Mehmet Ali ile "parmaktan sonra" oyunu oynayarak...

 

Gülben"le "hükümetin flörte bakış açısı"nı konuşarak...

 

Sibel Can ile "bir insan hakkı olarak tanga giymek" meselesini işleyerek...

 

Bülent Ersoy ile "Dün akşam dolaştım bütün meyhanelerini Istanbul"un" şarkısını söyleyerek...

 

Mehmet Ali"yi, Gülben"i, Sibel Can"ı, Bülent Ersoy"u rahatlatabilir...

 

Eh, onlar rahatlayınca...

 

Biz de otomatikman rahatlamış sayılırız...

 

BÇG ile CÇG arasındaki farklar

 

28 şubat döneminde askeriye içinde "Batı Çalışma Grubu" adında bir örgüt vardı...

 

Yeni dönemde ise Jandarma içinde "Cumhuriyet Çalışma Grubu" adında bir örgütlenme varmış...

 

"Vatanın bagrına düşman dayamış hançerini" ön kabulüyle hareket eden bu iki örgütlenme arasında mühim farklar var...

 

Aşagıda iki örgüt arasındaki farkları sıraladım...

 

Siz bunu "Iki dönem arasındaki farklar" olarak da okuyabilirsiniz:

 

BÇG bir eylem örgütüydü... CÇG ise bir dayanışma örgütü...

 

BÇG beyin yıkardı... CÇG ise duyarlılık vurgusu yapıyor.

 

BÇG adamı çizdi mi işini bitirirdi... CÇG ise çiziyor ama kimsenin işini bitiremiyor.

 

BÇG medyadan yandaş bulma konusunda sıkıntı çekmezdi... CÇG ise medya tarafından ciddiye alınmamanın sıkıntısını yaşıyor.

 

BÇG korkuturdu... CÇG ise gülümsetiyor.

 

BÇG her an eli silaha gidecek olanların örgütüydü... CÇG ise muharip gaziler örgütü gibi...

(hürriyet)

Önceki ve Sonraki Yazılar