Tayyip Erdogan ?yasaklı? olsa daha mı iyi olurdu??

 

Temmuz sonunda, şunun şurasında yaklaşık iki ay önce Anayasa Mahkemesi Ak Parti"yi kapatsa ve Tayyip Erdogan"ı siyasetten yasaklı duruma düşürseydi, manzara şimdi nasıl olurdu?

 

 

Demokrasi umutları açısından muhtemelen bugün oldugundan çok daha iyi olurdu!

 

Siyasetten yasaklanmış bir Tayyip Erdogan, mayıs ayında bir dost evinde benim de aralarında bulundugum bir grup insana söyledigi dogrultuda mücadeleye atılmış olurdu. ?Magdur? ve ?mazlum? olarak.

 

O Mayıs gecesinde, ?en kötü ihtimal? yani iktidar partisinin kapatılması ve kendisinin yasaklı duruma düşmesi üzerine konuştugumuzda, ?Konuşmamı kimse engelleyemez ya. Düşerim Anadolu yollarına. Teslim olmam? demişti.

 

O Başbakan iken, ?Yargısal Darbe? sonucunda ?siyasi yasaklı? konumuna sokulunca, bizler de, haliyle kalemlerimizi onun yanında, anti-demokratik uygulamaların karşısında sivriltecektik.

 

Demokrasi mücadelesi, ne kadar sancılı olsa da, en sonunda ?hayırlı? sonuçlar verecekti.

 

şimdi manzara öyle degil. Başbakan, ?demokratik saflar?ı kendi yanlışlarıyla, Anayasa Mahkemesi kararının üzerinden daha iki ay bile geçmeden darmadagın ediverdi.

 

En sonunda, ?medya boykotu kampanyası?nın kurdelesini kesmeye vardırdı işi.

 

Benim gibi ?28 şubatzede?lerin zihninde Başbakan"ın böyle bir ?kampanya çagrısı?na ilişkin uyanan ilk çagrışım, 28 şubat döneminde ?yeşil sermayeyi boykot? diye girişilen kampanyalar oldu. Ülker gibi bir şirket bile  o tür çirkin kampanyaların hedefi yapılmıştı.

 

28 şubat"ın en kabul edilmez ?Mc Carthyist? uygulamalarından biri olan ?totaliter zihniyet? ürünü bu davranışın aynısını, tıpkısını, Tayyip Erdogan, nasıl gösterebilir? 28 şubat döneminde şiir okumaktan hapsi boylayan Tayyip Erdogan, böyle bir davranışa nasıl girer?

 

Bu kadar popüler ve bunca başarılı iş yapmış Başbakan"ı bu haliyle görmektense, ?siyasi yasaklı? görmeyi tercih ederdik. Hiç degilse, aynı ?dalga boyu?nda, aynı ?demokratik titreşimler?le, aynı geniş saflarda mücadele ederdik.

 

Böyle bir Tayyip Erdogan"ın savunulacak yanı kalır mı?

 

Tayyip Erdogan, partisinin ilçe kongrelerini bir medya grubuna karşı ?savaş cephesi?ne dönüştürmüş ve siyasi tarihimizde görülmedik bir işe kalkışmıştı: Iktidar partisinin, büyük bir medya grubu ile, siyasi parti olmayan bir hasım ile adeta bir iktidar mücadelesine girişmesi.

 

şimdi ise parti örgütü ile ?iftar yemegi?nde ?Mc Carthyist kampanya?lara start vermeye başladı. şöyle diyor:

 

?... Bundan sonra ben de diyorum ki, partinin mensupları olarak yalan yanlış bu haberleri yapan medyaya karşı sizler de kampanyanızı başlatın, sürdürün ve bu gazeteleri evinize sokmayın, almayın. Bu kadar açık konuşuyorum. Siz mi bize karşı yalan, bu tür yalan yanlış kampanyaları yapıyorsunuz? Tamam, biz de en dogal, en tabii olan hakkımızı kullanıyoruz, size karşı bu kampanyayı başlatıyoruz, almıyoruz. Hangi dilden anlarsanız, o dilden konuşacagız ve biz bu ülkede bu hizmetleri canla başla sürdürürken bir de sizle mi ugraşacagız ya. Işimiz gücümüz var arkadaş...?

 

Tayyip Erdogan"ın uslup sorunu oldugunu öteden beri biliyoruz. Ancak, burada ortaya koydugu, bir uslup sakatlıgından öteye bir şey; bir ?zihniyet sorunu.?

 

 

 

28 şubat"ta ?yeşil sermaye ürünlerine boykot? gerekçesiyle yapılan kamu otoritesi tarafından alenen başlatılan, çagrısı yapılan bir kampanya degildi. Bu ?ekonomik Mc Carthyism?i ?28 şubatçılar?ın el altından kışkırtıyorlardı.

 

Burada, benzeri ?ekonomik Mc Carthyist kampanya?yı bizzat Başbakan açıyor!

 

Yarın-öbür gün, Başbakan"ın  ?düşüncelerine karşı? oldugu yayın organlarına karşı da benzeri bir kampanya çagrısında bulunmasını ne engelleyecek.

 

Ortadaki sorun, bu bakımdan, bir ?demokrasi sorunu?dur ve Tayyip Erdogan, agzıyla kuş tutsa bu yaklaşımıyla AB"yi ?siyasi kriterler?e uygunluk konusunda ikna edemez.

 

?Mc Carthyist kampanya?lara önderlik eden bir Başbakan, Türkiye"nin AB ile bütünleşme sürecine gerçekten önderlik edebilir mi?

 

Bizleri ikna etmesi gereken yer ise, tam da burası...(Hürriyet Gazetesi)

Önceki ve Sonraki Yazılar