Mehmet YÜZBAŞIOĞLU

Mehmet YÜZBAŞIOĞLU

Suriyeli Mültecilere Uyum Proğramı Uygulanamaz mı?

Kahramanmaraş’ta Suriye’den gelen mülteci sayısında devamlı bir artış gözlenmekte…

Çadırlarda 50 bin civarında, kayıt dışı kendi olanaklarıyla giriş yapanların da 50 bin kadar olduğu tahmin ediliyor. Bunların nerelerde kaldıkları ile ilgili sağlıklı bilgi yok.

Ülkeye dağılmış olan mülteci gerçeği ciddi bir güvenlik sorunu yaratıyor, Manipülasyona kapı aralıyor.

Yarın Suriye ne olursa olsun, iç savaş yıllarca devam etse de, bitse de bu insanlar ülkelerine dönmek istemezler, dönenlerin sayısı da belki en iyi rakamlarla % 10’u geçmez.

Mültecilerin gittiği yerlerde maalesef suç oranında artış gözleniyor.

Hem kaçak işgücü oluşuyor, Hem de sosyal güvenlik sorunu doğuyor.

Buna bağlı olarak da işsizlik artıyor.

Mültecilerle yöre halkı arasında sosyal etkileşim yaşandığı da bir gerçek.

Kimlik ve çok kültürlülük...

Avrupa’da yaşayan birçok ülkeden ve Türkiye’den gelen göçmenler için bazı uyum programları uygulanmaktadır.

Son yılarda bu konuda yapılan çalışmalarda ciddi bir artış var. Çalışmaların temelinde Anavatanı Türkiye olan göçmen kökenlilerin, sosyal-politik –kültürel kimlik algıları aidat bilgileri ile bir entegrasyona gidilmektedir.

Suriye’den gelen mültecilerde yapı olarak çok kültürlülük kavramında; etnik yapısı, dini, dili, cinsel kimliği birbirinden farklı bireyler yahut gruplar bulunmakta.

 AB müktesebatına uyum programları uygulanıyor.

Bu programları uygularken o ülkenin Milli Eğitim Bakanlığından destek alınıyor.

Kahramanmaraş’ta da gidici değil kalıcı olarak baktığımız Suriyeli göçmenlere;

Türkçe başta olmak üzere mesleki eğitimden geçirebiliriz,

Milli Eğitim Müdürlüğü öncülüğünde uyum programları uygulayabiliriz,

Bunun için yasal bir düzenleme gerekiyor mu? Bunu bilmiyorum…

İlimizde yaşamakta olan mülteciler giderek sorun yaratmaya başladığına göre, buraya entegre olmalarını sağlayacak dinamikleri harekete geçirmemiz gerekecektir

Geceleri 8-10 kişilik erkek grupların, dolaştıklarını ve nara attıklarını duyuyoruz.

Bunun önüne geçmek ve ekonomiye katılımını sağlamak için mutlak bir şeyler yapma zamanı gelmiş bulunuyor.

Ülkelerinde birçoğunun işi gücü vardı! Burada ise yeme, içme ve barınmadan başka yapacak bir işleri yok. 

Bu insanlar, ülkelerine gidip dene yapacak? Her taraf yakılmış, ne iş, ne ev, ne de alt yapı kalmış.

Bunları tekrar eski haline getirmek için yıllara ihtiyaç vardır.

Tabii Suriye’nin ekonomisi buna müsait mi bilmiyoruz.

Üstelik sözünü ettiğimiz ülkenin fakir olduğunu Halep‘e yaptığımız bir gezide gördük.

Bunlar ancak bilimsel aktivitelerle hayata geçebiliyor.

Bizim işimiz de çok o kadar kolay değil. “Aramızda birçok konuda farklılıklar mevcut. Bunun üstesinden gelmek imkânsız demiyorum. Ama zaman alacaktır.”

1933 yılında Nazi zulmünden kaçan bilim insanlarını birçok Avrupa ülkeleri kabul etmezken bunlara Türkiye kucak açtı.  Prof. Philip Schwart Prof. Kart Stupp, Prof. Wilhelm ve birçok bilim insanları Türkiye’ye sığındı. Bunlar üniversitelerde hukuk başta olmak üzere öğrenci yetiştirdiler. Genç Türkiye’nin gelişmesine büyük katkı sağladılar.

Bu bilim insanlarının bir kısmı tekrar ülkesine döndüklerinde çok önemli yerlerde görev aldılar.

Bir kısmı da burada kalarak üniversitelerde öğrenci yetiştirmeye devam ettiler.

Şimdiki Türkiye’ye baktığımızda; aradaki farkın uçurumlar kadar olduğunu görüyoruz.

Bir kısmı Almanya’dan diğeri Suriye’den sığınmış…

Önceki ve Sonraki Yazılar