ŞEYTANLA MÜCADELE EDECEK DOÇENT ARANIYOR

 Şeytanı, tüm semavi dinlerde ve mitolojide  kabul edilen ve  insanı kötülüğe  götüren  soyut bir varlık olarak tanımlayabiliriz. Varlığı tartışmasız kabul edilen şeytan algısını günümüz kanıta dayalı bilimleri ile çözümlemek de bugün için   mümkün değil.

 Birkaç gündür sanki  başka bir  derdimiz yokmuş gibi bazı irili ufaklı gazetelerde  ve sosyal medyada gündem olan bir  durum  bu şeytanla mücadele meselesi.

  Bir üniversitemizin ilahiyat fakültesine   şeytanla mücadele edebilecek evsafa haiz doçent aranması  üzerinden kurgulanarak tiye alınıp   bu zamanda bu kafa der gibi tüm olumsuzlukların kaynağı olarak gördükleri yüce dinimizi  buradan vurmaya kalkıyorlar . Adres her zamanki gibi bildik yerlerden çamur at izi kalsın kabilinden.

Bu güruh bilim dinine iman ederek her şeyi bilimsel yafta ile çözmeye çalışırken  gaf üstüne yapılan gafları görme özürlü. Bilim dininin en geçerli kuralı kanıta dayanmak. Bu dine göre şeytan figürü kanıtlanamadığına göre sadece mitolojide olabilir.

 Bir hekim olarak modern tıbbın yakın geçmişini ve bugününü biraz olsun bilme hakkım var. Daha 100-150 yıl önce bugün bildiklerimizin  en az yarısını bilmiyorduk. Bugün  gururlanarak sattığımız tıp bilgisinin yarısı da  büyük ihtimalle yarın ret edilecek. Çöp  olacak.

  Bu kanıya varma sebebim çok net. Dün mucize gözü ile bakarak uyguladığımız tedavilerin yarısının yanlış olduğunu bugün kabul ettiğimize göre , bizden sonrakilerde bugünkü muteber tedavilerin en az yarısını çağ dışı  bulacaklar.

 Tıbbi gelişmeler ve bu gelişmelerin ilmi kanıtında oldukça fazla yol almamıza rağmen bugün psikosomatik hastalıkları ve psikiyatri ve nörolojideki bazı hastalıkları tedavide kanıta dayandırmak mümkün değil.

 Ruh sağlığı ve hastalıkları diye bir uzmanlık dalımız var .Hatta  aynı isimli çok sayıda hastanemiz de var. Ancak hala ruh konusunu modern tıp perspektifine  anlamış değiliz. Can nedir? Enerji nedir? Zihin nedir ? Akıl nedir? Sor sorabildiğin kadar. Kanıta dayalı tıbbımız bu ve benzer bir çok kavramı kavramakta hala  aciz.

  Teknolojinin de yardımı ile füze hızı ile gelişen endokrinoloji  biliminin yaşı daha yüz bile değil. Diyabet,,troid ,obezite   gibi  hastalıklarda kat edilen olumlu  mesafeyi bugün anlamak gerçekten zor.

 Belki yarın da bugün çözmekte zorlandığımız hastalıklarla ilgili inkişaflar olacak ve bir çok bilinmezi bilinir halde anlamlandıracağız. 

  Parapsikoloji ilmine gelince, hala bilinmezi çok  fazla. Özellikle İtalya Fransa  İspanya ve İsrail  bu  alanda ciddi çalışmalar yapıyor.  

 Günümüzde bu durumun  en bariz örneklerinde biri üç harfliler. Semavi dinlerde ve bir çok kültürde varlığı tartışmasız kabul edilen ancak kanıtı bugün için olmadığından bilim çevrelerince yok hükmünde olan bir gerçeklik  bu. Şeytan da üç harfliler sınıfından bir varlık

İnsanların bir kısmı gözleriyle gördüğü veya beş duyusu ile hissettiği şeylere inanırken büyük bir çoğunluğu ise gizemli büyülü şeylere inanır ve itibar eder.

Psikiatri ve sinir bilimi son 50 yılda umulmadık başarılara imza atıp teknolojinin de yardımı ile bilinmezlerini  büyük oranda azalttı

Disosiasyon ,bayılma, konversiyon , bazı sara nöbetleri ile  psikolojik sorunlar ve  uyku düzensizliğ,i hallusinasyon , müzmin ağrı, halsizlik, dengesizlik  hatta kulak çınlaması, huzursuz bacak hastalığı gibi günümüzde sık karşılaştığımız tetkik ve tedavilere rağmen sonuç alamadığımız hastalar azımsanmayacak kadar fazla .

  Kanıta dayalı tıp bilimine göre normal kabul edilen bu hastalar gün geçtikçe azalması gerekirken giderek artmakta ve şifa beklentisine cevap veremediğimiz için de bilim ve tıp dışı yollardan çare ve çözüm peşinde koşmaktalar.

Şihir büyü nazar cin gibi kavramlar, gelişmiş gelişmemiş  tüm dünya halklarında kabul görmekte ve  hastalıklarına çare ve çözüm için ,akla mantığa uymayan yollara sevk etmektedir. Bu tıbben mümkün mu sorusunu yıllardır tedavilerime  direnç gösteren hastalarda hep sorup durmuşumdur.

Tedaviye dirençli  atipik müzmin  ağrılar,  bayılmalar,  hatta bazı dirençli huzursuz bacak hastalıklarında depresyon  psikoz gibi seyreden hastalıklarda bilim insanı  şüpheciliği ile hastalarımızı modern tıbbın imkanlarından faydalandırırken alternatif çözümler ve bunlarla ilgili tedavilerden de mahrum etmemek hekimlik kutsiyetinin bir sorumluluğu olarak düşünülmelidir.

 İnadım inat der ve her olguyu kanıta dayandırmaya kalkar ve  küçük zekalarımızın şehvetine kapılarak aklımızı kullanmayı ihmal edersek  mahcup olabiliriz.

 Etrafınıza baktığınızda çare  arayışı içerisinde bocalamış ,yorulmuş, aldatılmış çok fazla insan görebilirsiniz.

  Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar