1. YAZARLAR

  2. Ömer IŞIK

  3. One Minut, ABD Randevusu, Takdir
Ömer IŞIK

Ömer IŞIK

Yazarın Tüm Yazıları >

One Minut, ABD Randevusu, Takdir

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 13 Kasım 2019 da ABD ziyaretinin akabinde önemli gelişmeler oldu. Bu ziyaret dünya gündemine geldi. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaret öncesi  değerlendirmelerde bulunan dost ve  düşmanlar her zaman ki gibi oldu. Ancak düşmanlar bu kez ziyaret sonrasında umduklarını bulamadılar. Dostlar ise sevindiler.

Bilindiği gibi İsviçre'nin Davos kasabasında 29 Ocak 2009'da Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında düzenlenen "Gazze: Ortadoğu'da Barış Modeli" konulu panele, Başbakan Sayın Recep Erdoğan da davet edildi. Panele, Sayın Erdoğan'ın yanı sıra dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Mun da katıldı.

Panelde, Peres'in Gazze saldırılarını meşrulaştıran sözleri ve diplomatik sınırları ihlal eden davranışlarıyla, moderatör Washington Post yazarı David Ignatius'ın taraflı tutumu karşısında, Erdoğan tepkisini gösterdi. Tabii önce moderatör payını aldı ve mikrofonu eline alarak; “Siz ÖLDÜRMEYİ ÇOK İYİ Bilirsiniz “ dedi.

Peres'in Türkiye'ye ve Filistinlilere yönelik suçlamalarına cevap vermek isteyen Erdoğan'nın konuşması, moderatör tarafından kesilmeye çalışıldı, ancak Erdoğan  Ignatius'a meşhur dönerek "one minute" sözünü diyerek, kendisine müdahale edilmemesini uyardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, daha sonra Peres'e yüksek sesle hitap ederek, "Sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum." Dedi.

Paneldeki çifte standarda tepki gösteren Erdoğan, "Davos benim için bitmiştir." diyerek oturumu terk etmiş, salonda bulunan dinleyiciler Erdoğan'ı alkışlamıştı. İşte bu tepki, söz “one minut” Arap dünyası ve Müslümanlar üzerinde büyük bir coşku ile karşılanmıştı. Hatta tüm mazlumların sözcüsü olmuştu.

Şimdi aynı durumu yine Amerika seferiyle yaşadık diyebiliriz.

13 Kasım tarihinin net olmasına rağmen gidilip gidilemeyeceği ile ilgili kararın verilmediği günlerde gitmesin, tutuklanabilir, davete icabet etmesin diyen muhalifler oldu. Başkaları da Trump’a dersini gitmeden versin diyenler vardı.  Hatta FETÖ cular da ziyareti sabote etmek için fırsat gözetiyorlardı. Onca lobi faaliyetleri vardı.

Zira bu sefer ABD ziyareti alışık olduğumuzun dışında olmuştu. Eskiden ABD Başkanı karşısında Türk yetkililerinin ceketinin önü düğmeli, ezik bir görüntü içerisinde ve onlar ne talimat vermişse tamam denilmiş, hatta ziyaret sonrası verilen talimatlar hemen uygulanmaya koyulurdu.

Bugünlerde Amerika ile aramızda onca tatsız olaylar olmuş, neredeyse müttefik dostluk bitiyordu. Hatta Türkiye’ye bir çok ambargo uygulama kararı da alınmıştı. Bu ziyaret, riskli bir ziyaret gibi görünüyordu. Ama işte liderin bu zamanlarda verdiği karar çok önemlidir. 

Önceleri IMF yetkilileri ülkemize gelecek diye aylar öncesinden hazırlık yapılırdı. Artık bunlar geride kaldı. Eşit şekilde görüşmeler yapılıyor ve hakkımızı alabiliyoruz.

Bu ziyareti Avrupa ve ülkemiz düşmanlara kıskançlıkla seyretmişlerdir. Zira dış basın “Trump, Erdoğan hayranı, hep Erdoğan’ı övdü. Esas lider Erdoğan idi. “ diye bahsettiler.

Ben o gün televizyondan basın açıklamasının yapılmasını geç vakte kadar bekledim. Sanki merhum Boksör  Muhammed Ali Clay’ın maçını bekler gibi bekledim. Basın açıklamasını da heyecanla ve gururla izledim. Çok şükür ülkemize yakışır bir görüşme yaptı Reisimiz.

Trump, dünyanın gözü önünde Cumhurbaşkanımızla yaptığı basın toplantısında gazetecilerin sorduğu açık ve net sorulara yandan ve kaçamak cevaplar vererek gülünç duruma düştü. Ama Reisimiz sorulan sorulara hiç çekinmeden ikna edici bir üslup ile cevap verdi. Hatta Trump’ın mektubunu kendisine geri iade ettiğini söyledi. Trump ise sadece başını sallayarak tasdik etti. Yine Kürtlerle ilgili soruya ise “Teröristlerle Kürtleri karıştırmayın, siz Kürt diye teröristleri kastediyorsunuz.” Diye cevap vererek gazetecinin haddini bildirdi.

Daha sonra Oval ofiste ABD Senatörleri ile yapılan basın açıklamasını keyifle izledim.

Senatör Graham, Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı’nı askıya aldı. S-400 konusunda zaman kazanıldı. Bu konuda Kalın-O’Brien dosya üzerinde çalışmaya başlayacaklarmış. Yani S-400’de geri adım yok.

Sıcağı sıcağına bize gösterilmeyen Oval Ofiste, Reisimiz tarafından Profesyonel bir yaklaşımla hazırlanmış bir video izlettirilmiş, bu video da:

PKK’nın bir dizi hain saldırısının görüntüleri vardı. Çoluk çocuk demeden gerçekleştirilen katliamlardan birkaçı, en can alıcı ve en etkileyici görüntülerle ekrana yansımıştı. Sonra da bütün bu saldırıların planlayıcısının görüntüsü beliriyordu ekranda: “Mazlum Kobani” diye tanıtılan Abdi adlı teröristin Apo nun manevi oğlu olduğu belirtiliyordu.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi, “Abdi bizim için önemli değil. Biz kişilere destek vermeyiz. SGD güçlerine destek veriyoruz, o da geçici ve dönemsel” demeye başladı.

ONE MİNUT gibi ABD Seferi de çok ses getirdi. Teşekkürler Reisimize, düşmanlarımız ve muhalefet  takdir etmese de onlar alışacaklar.

Önceki ve Sonraki Yazılar