Dr. Mustafa Coşkun Kale

Dr. Mustafa Coşkun Kale

"ÖMER"LER  NEREDE?

Hz. Ömer, fetih dönüşü ganimet malları içinde bulunan kıymetli kumaşları halka dağıtınca; payına düşen kumaşın elbise olarak kendisine de yetmeyeceğini anlar ve oğlu Abdullah'ın kumaşını alarak bir hırka yaptırır.

Bir cuma günü üzerinde ki yeni hırka ile hutbeyi çıkıp;

"Eyy mü'minler beni dinleyin ve bana itaat edin" deyince, sahabeden biri ayağa kalkar,

- Yâ Ömer üzerinde ki hırkanın hesabını vermedikçe, seni dinlemiyor ve sana da itaat etmiyoruz. Çünkü ganimetten bize düşenle bir elbise yapmak imkânsızdı. Nasıl oluyor da, sen elbise olabilecek kumaş alıyorsun?

Hz. Ömer oğlu Abdullah'a,

- Kalk cevap ver!

- Allah'a yemin olsun ki Babam ikimizin kumaşını birleştirerek ancak kendine bir elbise yaptırabildi. 

Sahabe tekrar ayağa kalkarak;

- Yâ Ömer şimdi konuş, hem seni dinliyor hem de sana itaat ediyoruz. Der...

Hemen hepimizin bildiği ibretlik bu kıssanın, nedense öteki anlamı çoğu kez, Hz. Ömer’in gölgesinde kaldığı için mi, yoksa nedendir bilinmez üzerinde pek az duruluyor.

Oysa orada ayağa kalkan sahabenin;

"Yâ Ömer üzerinde ki hırkanın hesabını vermedikçe seni dinlemiyor ve sana da itaat etmiyoruz " sözünde;

"hesap sorabilen" bir "cumhur" ve ona,  "hesap verebilen" bir "cumhurun başı" var. Hesap verildikten yani "yargı" oluştuktan sonra da, sahabenin;

"Yâ Ömer şimdi konuş, hem seni dinliyor hem de sana itaat ediyoruz" diye itaati söz konusu.

Nerden ve nasıl bakarsanız bakın sorumlu bir "cumhur" luk, vatandaşlık örneği ve ilkesi...

Günümüze yorumlayarak gelecek olursak; insanlık tâ 2500 yıldır,  'farklı fizik, inanç ve düşüncede ki insanları nasıl birlikte ve mutlu yaşatırızın? ' düşüncesi, çilesi ve kanlı  mücadelesi içinde olmuştur.

Nihayet eşit bireyle taçlanmış, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilke edinilerek, cumhuriyet de hem fikir olunmuştur.

Bunca zorlu mücadeleyle elde edilen cumhuriyetin varlığı, bizim onu tam  anlamamıza ve bize yüklediği sorumlu vatandaşlığa bağlı. Sahabe örneğinde olduğu gibi en azıyla "Devlet Pastasına” uzanan haksız ellere engel olunacağı gibi hak olan paylarda minnetsiz ricasız gelecektir.

Biz göz yumarda cumhuriyetin içi boşaltılırsa, meşrutiyet, monarşi, oligarşi v.s gibi geldiği evreler ve rejimlere geri dönmeye müsaittir. Bunun önünde ki en büyük engel de; nimetlerin farkında olan bilinci gelişmiş vatandaştır.

O vatandaş ki onca hakları içinde, kendisi ailesi ve tüm ülkeyi düşünerek; 

'seçme ve seçilme Hakkı’nı kullanırken bile, yetki verdiği insan ve kurumun; bu yetkiyi kanun, vicdan ve ahlaka uygun olarak kullanılıp kullanmadığını uzaktan yakından izlese; adalet içinde hür ve insanca yaşatılan bambaşka bir Türkiye hemen yanı başımızda bizimle bir olacaktır.

Yazının başlığına dönersek;

Biz sözde değil de özde vatandaş olursak, ve samimiyetle istiyorsak çok ihtiyaç duyduğumuz Ömerler gelirler...

Aksi durumda,

"Vayy !" başımıza gelecek bin bir türlü acınacak hallere...

Önceki ve Sonraki Yazılar