Ne oldu bize böyle?

Güzel ülkemde eskiden sokaklarda “başörtülü bayan” gördüğümde başka tarafa dönerdim, huzursuz olmasın diye.

Otobüs ve dolmuşlarda “başörtülü bayan” bindiğinde, belki de “babası yaşında erkekler” kalkarak  “buyur şuraya otur kızım” diyerek yer gösterirlerdi.

Ya şimdi?

Ne oldu bize böyle?

**

Kredi Yurtlar Kurumu Müdürü güzel insan Mehmet Ali Öztürk nede güzel dile getirmiş. Diyor ki;

“Başarılı oldular. Şimdilerde tesettür deyince akla başörtüsü geliyor. Başlarda örtü var, saçlar görünmüyor ancak bedenin geriye kalan kısmının ne durumda olduğunu önemseyen yok. Daracık kıyafetler, kot pantolonlar, çok kısa mantolar ve en üstte başörtüsü. Kafanın saç bölümü kapalı fakat yüz kısmı boyalı ve cilalı. Sadece şehadet kelimesi söyleyerek Müslümanlığı dört dörtlük yaşadığını zannedenler gibi.

Hakikaten tesettür neydi?

İslam ne demekti?

Hatırlayan var mı?

Konu, saçın bir telinin dahi görünmemesi miydi, yoksa kıyafetlerin; baştan ayağa bedenin şeklini belli etmeyecek bollukta ve dikkat çekmeyecek şekilde olması mıydı? Ayaklara kadar uzanan geniş manto giyen hanımefendiler neredeyse kalmadı. Kur'an Kursu hocalarımız, İlahiyat fakültesi öğrencilerimiz, imam hatip hocalarımız, vaizelerimiz, beş vakit namaz kılan ablalarımız, dindar görüntülü amirlerimiz ve memurlarımız bu konuda kendilerine düşen görevleri yapabiliyorlar mı? Kıyafetleriyle örnek mi oluyorlar yoksa onlar da mı dönen çarkın dişlileri arasında yok olup gittiler? TSK’da da başörtüsü serbest olmuş. Bu kadar ayağa düşen başörtüsü; serbest olsa ne yazar, yasak olsa ne yazar? Artık başörtülülerimiz; evlilik programlarında başroldeler, sanatçı karşılamada ve kucaklaşmada en öndeler, açıkta sigara içmede ve sevgiliyle el ele dolaşmada pervasızlar. İbadetler ve haram-helal konusunda çok duyarsızlar. Tesettürü anlamadan ve sindirmeden yaşamanın sancısını hem kendileri yaşıyorlar hem de bütün Müslümanlara yaşatıyorlar.

Bu sebeple tesettüre girmediği halde beş vakit namaz kılanların sayısı gittikçe artıyor. Vesselam tesettür; iktidar sarhoşluğundan, konfor hastalığından, fetö tuzağından, batı hayranlığından, baskılardan, komplekslerden vs. etkilenerek mağdur oldu, aslından uzaklaştı. Önlem alınmazsa bizden sonraki nesil, başörtüsünü cumhuriyet döneminde yaşayan bayanların bir aksesuarıymış gibi öğrenecekler.”

**

Evet, şimdi tekrar soruyorum.

Ne oldu bize?

Ne olduğunu üzülerek ifade etmem gerekirse; mahalle baskısından soytarılık çıktı ortaya.

İslam’ı kadının başörtüsü ile erkeğin namazına indiren, içinden ahlakı alıp içini boşaltan sahte din bezirganları, din simsarları ve para ile cennet satan din baronlarına gün doğdu.

Onlar bu dünyalık mal derdine düşerken milyonlarca filizi de ardından cehenneme postaladılar.

**

Kusura bakmayınız;

“içinde ahlak olmayan din kuru bir laftan ibarettir!”

Önceki ve Sonraki Yazılar