Merkez Bankalarının Tarihçesi ve Türkiye

Amerika Birleşik Devletleri’nin merkez bankası olarak, ülkenin tüm para politikasını yöneten ve mali sistemin istikrarının sağlanmasına ve idame ettirilmesine yardımcı olan sistem ve kurum, Federal Reserve System (Federal Reserve), yani kısaca ifadesiyle, FED’ dir. Öncelikle tarihçesini inceleyelim;

Roma İmparatorluğu (Holy Roman Empire) egemenliğinde bulunan Main Bölgesindeki Frankfurt şehrinde, Judengasse denilen Yahudi gettosunda, altın kuyumcusu (goldsmith) ve tefeci (money lender) Amschel Moses Bauer, (1710- 1755), 1743’de, dükkanında küçük çaplı bankerlik yapmaya başlamıştır. İşyerinin kapısına da simge olarak kızıl kalkan üzerine kartal başı amblemli, Roma İmparatorluğu’nun (Roman Empire) ve aynı zamanda da Frankfurt’ un simgesini asmıştır. Dükkan da piyasada Kızıl Kalkan firması (Al- manca: Roth Schild ; İngilizce: Red Shield) olarak anılmaya başlanmıştır (Krismer, 2013, s.267). Daha sonraları oğullarından Mayer Amschel Bauer (1743-1812), babasından öğrendiği bankerlik işlemlerinin inceliklerini ve finans sektörünün temel dinamiklerini  kullanarak, bu sektörde başarılar sağlamıştır. Mayer Amschel Bauer, bu süreçte, resmi yönetimlere borç para verme işinin özel şahıslara borç para verme işinden çok daha kârlı olduğunu öğrenmiştir (Carmack, s.1). Nitekim kendisi sonraları uluslararası finans literatüründe “Finansın Babası” olarak anılacaktır. Mayer Amschel, ‘’Bauer’’ olan aile soyadını, firmasının simgesi olan ve Almanca’da Kızıl Kalkan anlamına gelen Rothschild’e çevirtmiş, firma amblemini de gene kızıl kalkan üzerindeki kartalın pençelerine, bu kez 5 erkek çocuğunu temsilen, 5 adet altın renkli ok eklemiştir (Business and Employment, 2010.). Mayer Amschel Rothschild, bu karizmasını, unvanını ve finans sektöründeki muhteşem büyümesini, sonraları, beş oğluna dünyanın önemli finans merkezlerinde şubeler ve bankalar açtırtmakla ve önemli finans kurumlarının hisselerini satın almakla sürdürmüştür. Daha da önemlisi, özellikle devletlere borç para vermenin, o ülkelerin vergileri dolayısıyla en emin yol olduğunu öğrenmiş ve bu konuda çalışmalarını geliştirerek daha da büyük ticari başarılara ulaşmıştır.( Rothschild Hanedanlığı hk. ayrıntılı bilgi için bkz. La Dynistie Des Rothschild, 2011.; Rothschild-Our History, 2014.).

İngiliz ve Fransız bankerler, Osmanlı’daki yerleşik Ermeni, Rum ve Yahudi bankerler vasıtasıyla, devletin çeşitli kademelerindeki zevat ile yakın ilişkiler kurmuşlardır. Osmanlı Devleti nezdinde banka kurma projeleri üretmişler ve sunmuşlardır. Nitekim 1847’de, Dersaadet Bankası (Banque de Constantinople yani İstanbul Bankası), Galata bankerlerince (Jacques Alleon, Theodore Baltazzi, vd.) kurulmuş, 1849’da faaliyete geçmiş, fakat 1853 yılında faaliyetini durdurmuştur. Yabancılar tarafından banka projeleri sunma faaliyetleri ve ısrarlı olarak geniş imtiyazları haiz bir devlet bankası kurulması çabaları, nihayet sonuç vermiş ve Osmanlı’nın içinde bulunduğu sorunlu ve borçlu durumlardan da yararlanılarak, ilk önemli aşama olarak, İngiltere’den, Rothschilds, Atkinson Wilkin, Sir Joseph Paxton ve sermayedar grupları ile Fransız Credit Mobilier’de Pereires kardeşler (Les freres, Emile & Isaac Pereires) ve Galata bankerlerini temsilen Theodore Baltazzi bir teklif oluşturmuşlar ve sunmuşlardır. Bu teklif sonrasında, 24 Mayıs 1856’ da, İngiliz sermayeli bir ticaret bankası olarak “The Ottoman Bank (Bank-ı Osmani)” kurulmuştur (Ayrıntılı bilgi için bkz. Eldem - Çev. Ayşe Berk- tay,1999; Autheman- Çev. Ali Berktay, 2002).

Bundan sonraki dönemde, Rothschild Ailesi, hem bulundukları ülkelerde ve hem de uluslararası platformda, dünya finans sektörünün en büyüğü olmuş, pek çok mali, politik, sosyal olayların tam içinde bulunmuştur. (Rothschild, la politique et les affaires, 2012.) Bu gelişmeler ve finans sektörüne yönelik çalışmalar, bu kez ABD’ye yöneltilmiş ve esas ivmesini de zaten burada kazanmıştır.

Amerika ‘da hazırlanan tasarı, 23.12.1913 tarihinde, acilen kongreden geçirilmiş ve bir saat sonra da, Başkan Wilson tarafından imzalanarak yasalaşmıştır (Mullins, 1991,s.19). İşte bu yasayla, Amerikan Kongresi, para basma yetkisini, sahibi olmadığı bir merkez bankasına devretmiş, dolayısıyla da, bankacılar istediklerini elde etmişlerdir (Federal Reserve, 2014; The Founding of the Fed, 2014; Mullins, 1991, s. 26). Buna göre Amerika genelinde 12 tane Federal Rezerv Bankası kurulacak ve bunların ortakları, bulundukları bölgelerdeki ticari bankalar olacaktır ( Fox ve diğerleri, 2005, s. 6 vd.).

FED, vergi ödememesine rağmen para basabiliyor, yurt dışında banka açabiliyor ve para gönderebiliyor, kendi devletine borç verebiliyor, para arzını, faizleri, enflasyonu, resesyonu, depresyonu kontrol edebiliyor olmasına rağmen, statüsü gereği kimseye hesap vermek zorunda olmayan özel ve özerk bir yapıdadır. FED’in ortakları;

8 özel bankanın ortaklaşa kurduğu ve yönettiği bir sistemdir. Bununla birlikte hem ABD’de ve hem de küresel mali platformlarda, böylesine önemli ve etkin bir gücün, niçin, hangi anlayış ve amaçla özel bankalara verildiği sorgulanmış ve halen de ciddi bir şekilde sorgulanmaya devam etmektedir.

FED’in kurucu hissedarı olan 8 banka şunlardır (Handerson, 2011, s.1):

(1) Londra ve Berlin Rothschilds Bankaları (Rothschilds Banks of London and Berlin),

(2) Paris’ten Lazard Brothers Bankaları (Lazard Brothers Banks of Paris),

(3) İtalyan Israel Moses Seif Bankaları (Israel Moses Seif Banks of Italy),

(4) Warburg Bank (Warburg Bank of Hamburg and Amsterdam),

(5) New York Lehman Brothers Bank (Lehman Brothers of New York) (1977 de Lehman Brothers ile Kuhn Loeb ile birleşti ve Kuhn Loeb, Lehman Brothers, Inc. oldu; 1984 de ise Shearson Ameri- can Express olmuştur.),

(6) Kuhn, Loeb Bank (Kuhn Loeb Bank of NY),

(7) Rockefeller ailesinin Chase Manhattan Bank (Chase Manhattan Bank of NY),

(8) Goldman Sachs Bank (Goldman Sachs of NY).

FED’i oluşturan, hisselerini elinde bulunduran tüm bu konsorsiyumdaki kurumların ortak paydası ise, yukarıda ayrıntılı bir şekilde tanıtmaya çalıştığımız, Rothschild Grubu ile istisnasız hepsinin ilişkili olmaları ve tepe yönetimlerinde, söz konusu grubun elemanlarının bulunması bir gerçektir.

Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetin İlk Yıllarında Merkez Bankası Kurma Çabaları:

Osmanlı Devleti'nin ekonomik örgütlenme düzeninde ise;

•             Para miktarının ayarlanması

•             Kredi hacminin düzenlenmesi

•             Altın ve döviz rezervlerinin yönetimi

•             İç ve dış ödemelerin gerçekleştirilmesi

gibi  faaliyetler; hazine, darphane, sarraflar, vakıflar, bedestenler ve loncalar gibi birçok farklı kesim tarafından yürütülmüştür.

19. yüzyılın ikinci yarısına kadar büyük oranda devam eden bu yapı içinde Osmanlı Devleti, padişah adına altın sikke basımını gerçekleştirmiştir.

Osmanlı Devleti; Ülke içerisindeki borçlanma ve savaşların yarattığı mali sıkıntılardan dolayı, Kaime-i Nakdiye-i Mutebere (Kaime) isimli kâğıt paraları basmış ve 1840 yılında dolaşıma çıkartmıştır.

1854 yılındaki Kırım Savaşı sırasında, yurt dışından ilk kez borçlanan Osmanlı Hükûmetinin; dış borçların ödenmesi konusunda aracılık görevi üstlenecek bir devlet bankasına ihtiyaç duyması üzerine, 1856 yılında Ottoman Bank (Bank-ı Osmanî) kurulmuştur. Merkezi Londra'da bulunan İngiliz sermayeli bu Bankanın yetkileri; küçük miktarlarda kredi vermek, Hükûmet'e avans sağlamak ve bazı Hazine bonolarını iskonto etmekle sınırlandırılmıştır.

1863 yılında Ottoman Bank, kendini feshederek İngiliz-Fransız ortaklığı altında Bank-ı Osmanî-i Şahane (Osmanlı Bankası) adını almış ve bir devlet bankası niteliği kazanmıştır. Bankaya, 30 yıllık bir süre için banknot basma ayrıcalığı ve tekeli verildiği bildirilmektedir. Osmanlı Bankası ayrıca; devletin haznedarlığını üstlenerek gelirleri tahsil etmek, Hazinenin ödemelerini yerine getirip bonolarını iskonto etmek, iç ve dış borçlara ilişkin faiz ve anapara ödemelerini yapmakla da görevlendirilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından dünyada emisyon sağlayacak merkez bankalarının oluşturulması ve ülkelerin kendi para politikalarını bağımsız olarak belirlemeleri yönünde bir eğilim ortaya çıkmıştır. Kurtuluş Savaşı ile kazanılan siyasi bağımsızlığı ekonomik bağımsızlıkla güçlendirmek amacıyla bir merkez bankası kurulması yönünde çalışmalara başlanmıştır. Konu ilk olarak 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde ele alınarak, “tedavül bankası” işlevi görecek “milli devlet bankası” kurulması fikri üzerinde durulmuştur.

Nihayet Merkez Bankası tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 11 Haziran 1930 tarihinde kabul edilmiş ve “1715 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu” adı ile 30 Haziran 1930 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Merkez Bankasının etkinliğini artırmaya yönelik çalışmalar 1960’lı yıllarda hız kazanmış ve 1970 yılında yeni bir kurucu kanunun kabul edilmesiyle Merkez Bankası tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. Bu kanun ile Merkez Bankası kısmen de olsa, dönemin ekonomik alanda ve merkez bankacılığı alanında yaşanan yenilikleri yansıtan bir yapıya kavuşmuştur.

14 Ocak 1970 tarihinde kabul edilen 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu ile Bankanın yasal statüsünde, kurumsal yapısında, yetki ve görevlerinde önemli değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Yeni düzenlemelerle Bankanın anonim şirket statüsü korunmuş, Hazinenin sahip olduğu sermaye payının yüzde 51’den az olamayacağı hükme bağlanmıştır.

1980’ler ise hem Türkiye ekonomisi, hem de Merkez Bankası açısından dönüm noktası olarak tanımlanabilecek gelişmelerin yaşandığı yıllardır. 24 Ocak 1980 tarihinde açıklanan kararlar ile Türkiye ekonomisinde yapısal bir dönüşüm yaşanmıştır. 21 Nisan 1994 tarihinde Merkez Bankası Kanunu’nun Hazineye kısa vadeli avans hesabını düzenleyen maddesinde değişiklik yapılarak Hazinenin Merkez Bankası kaynaklarını kullanımına sınırlamalar getirilmiştir.

2001 yılında yaşanan ekonomik krizin ardından 22 Şubat 2001 tarihinde dalgalı kur rejimine geçilmiştir ve ekonomide bir yapısal dönüşüm süreci başlamıştır. 2001 yılı aynı zamanda, enflasyon ile mücadele için de dönüm noktasıdır.

Bilindiği üzere yıllar önce kurtarıcı olarak gönderilen Kemal Derviş’in ilk icraati’nin Merkez Bankasının hükümet kontrolünden tamamen çıkarılarak özerkleştirilmesini sağlamak olmuştur.

FED tarafından yayımlanan raporda, 15 gelişmekte olan ülkenin durumları, ülke para birimlerindeki büyük değer kayıpları, cari denge (cari açık), döviz rezervleri, kamu borçlanma miktarları ve borçlanma faiz oranları, parasal, mali ve yapısal reformlardaki uygulamaları, küresel ekonomik ve mali değişikliklere karşı alınan tedbirlerin zamanlamaları ve doğrulukları incelenmiş ve değerlendirilmiştir.

FED Raporunda; söz konusu durumlar açısından en kırılgan ülkeler sıralamasında, Türkiye’nin ilk sıralarda yer aldığı görülmektedir. Ayrıca raporda yapılan nihai değerlendirmede, kırılgan olan ülkelerin bu kırılganlıklarını giderebilmeleri için geçici önlemlerin ötesinde, para ve maliye politikalarında yapısal reformlar yapmalarının mutlaka gerekli olduğu özellikle ifade edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, temel olarak ülkemizde para ve kur politikalarının yönetilmesinden sorumlu kurumdur.

ULUSLARARASI ÖDEMELER BANKASI (BIS)

1951 yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, BIS (Bank for International Settlements=Uluslararası Ödemeler Bankası) üye olmuştur. Bu banka İsviçre’dedir. BIS, Dünya para piyasasını küresel sermayenin çıkarları doğrultusunda kontrol eder. BIS ‘ten izin almadan hiçbir ülkenin Merkez Bankası faiz oranında değişime gitmesi zordur. Toplam 40 milyon SDR (özel çekme hakkı) değerinde 8.000 adet hissesi bulunan Türkiye Merkez Bankasının BIS’in toplam sermayesi içindeki payı binde 15’tir.

Merkez Bankası; BIS toplantılarına üst düzey katılım sağlamakta olup kurum bünyesindeki çeşitli komitelere de üyedir.

SONUÇ: Merkez Bankaları, hükümete bağlı bir kurum olmayıp yahudi sülaleleri  tarafından yönetilmektedir. Bu nedenle ülkelerin ekonomik düzenlerine etki edebilmektedir. Cumhurbaşkanımız Tayyip ERDOĞAN’ın, faize karşı çıkarak halkını faiz belasından kurtarmak istemesi, bu faiz yahudi lobisine de karşı çıkmasıdır. Ekonomi savaşının açıktan başladığı görülmektedir. Millet olarak bu savaşta Cumhurbaşkanımızın yanındayız.

Kaynak:

1)Finans Politik-Ekonomik Yorumlar, 2014 cilt 51, Sayı:595

2)Merkez Bankası web sitesi

Önceki ve Sonraki Yazılar