KUVVAYİ MİLLİYE KAHRAMANI BİR ALMAN SUBAY

 

"İlk ve tek İstiklal madalyası sahibi Hans TRÖBST"

 

 

İstanbul işgal edilince Osmanlı'da görevli Alman askerlerin görevine son verilmiş, LİMON VON SANDERS başta olmak üzere tüm amiral ve generaller ülkelerine dönmüştü. Ancak bazı Alman subaylar bunu reddetmiş, üniformalarını çıkarmış gönüllü olarak Kuvayı-Milliye saflarına katılmışlar. Bu subaylardan biri ise savaş sonrası ilk ve tek istiklal madalyası verilen Hans TRÖBST.

 Alman ordusunda yüzbaşıydı. Mustafa Kemal'e hayrandı. Osmanlı'nın ihtilaf Devletler karşısında hükmen yenilmiş olması ve ittifakı Almanya'nın da yenilmiş sayılması sonucu Alman subayların da onuru kırılmıştı. Koskoca her iki imparatorluk teslim olurken, Mustafa Kemal önderliğindeki bir avuç Kuvvay-ı Milliye'nin bağımsızlık direnişi YÜZBAŞI HANS TRÖBST'ü heyecanlandırıyordu.

 Tek başına İstanbul'a geldi. Gizlice gemiyle İnebolu'ya geçti. Kendisinin bir ajan şüphesiyle tüm evrakları didik didik incelendi. Sorguya alındı. Yılmadı... İnandığı davaya katılmak için beş hafta boyunca İnebolu'da bekledi. Bu süreçte hastalandı, askeri hastaneye yatırıldı. Nihayet izin çıkmıştı. Casus olmadığına, Kurtuluş Savaşı’nda mücadele vermek isteyen bir dost olduğu anlaşılmıştı. Ankara'ya gitmesine izin verildi. İki gün süren katır kervan yolculuğuyla Kastamonu'ya vardı.

Bölge komutanı MUHİDDİN PAŞA makamına çağırdı." Türk ordusuna Yüzbaşı rütbesiyle katılabileceği" kendisine tebliğ edildiği. İlk maaşı olan 75 lira elden verildi. Kendisine görev verilmek üzere Ankara'ya gönderildi. Dört gün süren atlı yolculukla Genelkurmaya vardı. Burada aldığı emirle sırasıyla Konya'da, Eskişehir'de hizmetlerde bulundu. Kendisine cephede görev verilmese de o gün için önemli olan Demiryolu komutanlığında kilit noktalarda çalıştı.

Dostluğu kadar başarılı hizmetleri nedeniyle kendisine İstiklal madalyası verildi. Cumhuriyet tarihinde ilk ve tek madalya alan yabancı oldu. Cennet mekanında ruhu şad olsun.

Hans Tröbst Türk subay üniformasi ile

NOT: KURTULUŞ Savaşı’na katılan tek Alman olan YÜZBAŞI HANS TROEBST’in gazeteci oğlu CORD CHRİSTİAN TROEBST, Türkiye’ye geldi. Almanlar tarafından inşa edilen Bağdat Demiryolu’nun kuruluşunun 100. yıldönümü nedeniyle, Adana’nın Pozantı İlçesi’ne gelen Sonntag Aktuell muhabiri Troebst, babasının tuttuğu günlük ve Türk ordusunu anlattığı ’Asker Kanı - Baltık Denizi’nden Mustafa Kemal Paşa’ya’ adlı kitapta Atatürk’e olan hayranlığını dile getirdiğini söyledi. Babasının Kurtuluş Savaşı yıllarında deniz yoluyla Ortaköy’e geldiğini ve Atatürk’e savaşa katılmak istediğini söylediğini anlatan Trobest, ‘Ona ‘Sen esir düşersen Alman olduğun anlaşılır, seni demiryolunda görevlendirelim’ demişler. Babam, önce Eskişehir demiryolunda, daha sonra Konya Ereğli demiryolunda, demiryolu subayı olarak görev yapmış. Alman ordusundaki yüzbaşı rütbesini, Türk ordusunda da kullanarak, Anadolu’da bu kez Türk üniforması altında verilen özgürlük mücadelesine katılmış’ dedi. Babasının, ülkesine dönerken kendisine verilen İstiklal Savaşı madalyasına gözü gibi baktığını belirten Troebst, şöyle devam etti: ‘Babam, 1923 yılında döndüğü Almanya’da uzun süre kalmamış ve 1924’de tekrar Türkiye’ye dönmüş. O dönemde (Alman Telgraf Merkezi) adı verilen ve devletin resmi ajansı olan kuruluşa gönderdiği yazılar beğenilince onu Türkiye muhabiri yapmışlar.

Komutanlarının Teslim Olmasına Kızdı Atatürk’ün Savaşına Katıldı

Kendi yazdığı kitap da bu konuyu şöyle anlatmaktadır

“İngilizlere yenilmek kanıma dokunuyor Anne gidip Kemalin direnişine katılacağım" dedi ve zorlu yola çıktı. 28 Haziran 1919’da Osmanlının müttefiki Alman İmparatorluğu belki de tarihteki en ağır koşullu antlaşmayı imzalayarak savaştan resmi olarak çekildi.

 Savaşın ardından Alman topraklarının işgaline yetkililerden kimse ses çıkartmadı. Savaşta büyük başarılara imza atan subayların apoletleri sökülüp rütbeleri elinden alındı. Zorla emekli edilen subaylar aç kalmamak için prestijlerine göre ufak işler yapmak zorunda kaldılar. Bütün bu durum, tabiri caizse, Hans Tröbst’ün kanına dokunuyordu.1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunun sayılı başarılarından birçoğuna kendi imzasını atmayı başarmış, Türk halkının ve subayların desteğini toplamış başarılı bir komutan vardı: MUSTAFA KEMAL.
Emperyalist güçlerin dayattığı Sevr Antlaşması’nın şartlarını kabul edilemez bulan Mustafa Kemal Anadolu’yu kasıp kavuracak bir direnişin ve mücadelenin ilk adımlarını atıyordu. Savaş boyunca Alman müttefiki olan Türklerin Milli Mücadele ruhu Hans Tröbst’ü derinden etkilemiş ve Alman yüzbaşı bu haklı davaya destek verme kararı almıştı.

Annesiyle vedalaşıp yola çıktı.  Tröbst, 1920 sonbaharında bir avuç eşyasını bir bavula sığdırdı ve Anadolu’ya uzanan yolculuğuna çıktı. 1921 baharında ancak İstanbul’a varabildi. O zaman İngiliz ve Fransız donanmalarının ablukası altında bulunan ve işgal edilmiş İstanbul, Anadolu’ya geçiş yapmak için pek kolay bir yer değildi. Haliyle Milli Mücadele ve direniş rüzgarı İngilizlerin de kulağına gitmişti. Anadolu’ya geçişleri mümkün mertebe kısıtlamaya çalışıyorlardı.  Hatta İngilizler, açtıkları başvuru bürolarıyla Anadolu’ya geçmek isteyenleri tespit edip sürgüne yolluyorlardı. Hans Tröbst’ün görüştüğü ve mücadeleye destek veren Türk subaylar da casus olabileceği gerekçesiyle ona pek güvenmediler.

Türk subayları Mustafa Kemal Paşa’nın güvenliği gerekçesiyle çok sıkı önlemler alıyorlardı. Paşa’nın suikasta uğrama riski oldukça yüksekti. Ayrıca henüz bir savaş gücü haline gelmemiş Milli Mücadele kırılmaya oldukça müsait bir durumdaydı. Hans Tröbst tüm güven kaygılarına rağmen İnebolu üzerinden Ankara’ya vardığında bu elzem önlemleri anlayacak ve gecikmeye hak verecekti.

Hans Tröbst, Türk milletinin bağımsızlık gayesini bu kitabında şöyle betimleyecekti:
“Burası, umudunu yitirmeyen ve ulusal varlığı için savaşmayı sürdüren tek ülkeydi, bedeli tamamen yok olmak olsa bile.  Hans Tröbst’ün Milli Mücadele sırasında birçok olayı kendi gözünden anlattığı ve yorumladığı Asker Kanı-Baltık Denizi’nden Mustafa Kemal Paşa’ya eseri akademisyen Yüksel Pazarkaya tarafından çevrilmiş ve Mustafa Kemal’in Ordusunda Bir Alman Yüzbaşı olarak Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından Türkiye’deki raflarda yerini almış durumda.

 Ülkesine döndükten sonra Milli Mücadele sırasındaki anılarını bir kitap halinde derledi
Almanlar tarafından inşa edilen Berlin-Bağdat demiryolu hattının açılışının yüzüncü yıldönümünde Hans Tröbst’ün oğlu Cord Christian Tröbst, babasının büyük bir Türk ve Atatürk hayranı olduğunu söyledi. Christian Tröbst’ün anlatımına göre Hans, kendisini özgürlük savaşçısı olarak nitelemiş ve ısrarla Türk ordusuna katılmak istemiş. Teptiği onca yolun sonunda istediği olmuş fakat cephede aktif bir rol oynamasına izin vermemişler. Sırasıyla Eskişehir demiryolunda, daha sonra Konya Ereğli demiryolunda subaylık yapmış. Hatta Hans Tröbst, döndükten sonra kızının adını GÜLNAR koymuş.

Hans Tröbst 1939’da, 2. Dünya Savaşı’nın arifesinde hayata gözlerini yumdu. Hans Tröbst, ölümünün ardından bizlere Milli Mücadele dönemine ait birçok anı bıraktı ve Kurtuluş Savaşı’nın unutulmaz isimlerinin arasında yerini aldı. Tüm baskılara, imkansızlıklara ve zorluklara rağmen Mustafa Kemal önderliğindeki direniş Türk’ün makus talihini yendi ve modern Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atıldı.

Hans Tröbst’ün Asker Kanı-Baltık Denizi’nden Mustafa Kemal Paşa’ya eserinden bir alıntıyla nokta koyuyoruz: “Dünya Kurtuluş Savaşı’nı şaşkınlıkla izledi, dünya kendi kendine soruyordu: Bu nasıl mümkün oldu? Evet, yenilmiş ve yıkılmış bir ülke en korkunç savaşlardan birinin ardından hemen silaha sarılmış; muktedir İngiltere ve uydularının dikte ettiği, sonsuza kadar geçerli olmasını istediği barış antlaşmasını paramparça etmişti. Bu Türk kahramanlık savaşı bugün biz Almanlar için özel anlam taşıyor: Ardımızda kalan onursuz yılları unutalım, tekrar kendimize ve kendi gücümüze güvenelim.”

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar