Küresel Medyaya Türkiye’deki Engeller

Türk medyasının hem mali-organik hem de siyasal-ideolojik açıdan küresel medyayla ilişkilerine bakıldığında, ilginç gözlemler yapılabilir.

Türk medyası, uzun yıllar boyunca, yurtdışındaki önemli başkentlerde muhabir bulundurmak ve yabancı gazetelerden tercüme yapmak dışında, dünya medyasıyla herhangi bir ilişki içinde bulunmamıştır.

Türk medyası, 1990’lı yıllardan beri, yabancı sermayeyi ilgilendirme dönemlerinde, yani özelleştirme sürecinin başlangıcında, yabancı basın yatırımcılarıyla tanışmıştır.

Sonuçsuz Kalan Girişimler

Rupert Murdoch ve Robert Maxwell ya da yakın çalışma arkadaşlarının yanı sıra Fransa’dan Hachette ve Europe-1 Grubu, Türkiye’den günlük gazete, dergi grubu, radyo ve televizyon istasyonları satın almak amacıyla girişimlerde bulunmuşlardır. Gerçi, bu girişimler, o zamanlar sonuçsuz kalmıştır.

Daha yakın bir geçmişte, İtalyan ve İspanyol dergi grupları, büyük Türk medyasının bazı dergi gruplarına önce isim haklarını satmışlardır. Bir süre sonra da ortak olmuşlardır.

Halen süren bu ortaklıklar gereği, grubun Türk yöneticileri, yeni bir dergi yayımlamak için, İtalyan veya İspanyol ortaklarının onayını almak zorundadırlar.

Küresel medyanın şimdiye dek cılız kalan, Türkiye pazarına mali girişi bir yana, küresel medya ideolojisinin Türk medyasına nüfuz etmesini önleyen bazı engeller bulunmaktadır.

Nedir Bu Engeller?

Türk medyasının temel nitelikleri arasında bulunan milliyetçilik ve militarizm, ideolojik açıdan küresel medya anlayışıyla çelişmektedir.

İşletmecilik ve finans açısından Türkiye’de geçerli yasal veya gayrı yasal yöntemler, küresel işletmecilik ve muhasebecilik kurallarıyla çoğu zaman ters düşmektedir.

Gerek Avrupa çapında gerekse uluslararası düzeyde, Avrupa Birliği, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi veya UNESCO gibi kuruluşların yayımladıkları basın meslek ahlak kurallarıyla, Batı ülkelerinin gazetecilik, habercilik teknik ve gelenekleri, Türkiye’de herhangi bir uygulama alanı bulamamaktadır.

Dünyada, ideolojik olarak, küreselleşmeden yana olanların, özellikle de siyasal alanda savundukları liberalizm, Türkiye’de hem yasalar hem de kamuoyu tarafından onay görmemektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar