Kimin eli kimin cebinde ?

 Dünyamızı yaşanmaz hale getiren muktedir güçler ikinci dünya savaşında birbirini yemiş ve tüketmişlerdi.

  Yaşadıkları musibet akıllanmalarına  yetmeyince , dünyamızı  savaş alanı haline getirerek  ve islam ümmetinin birliğini bütünlüğünü iğfal etmeye çalışıyorlar.

  Son otuz yılı hatta elli yılı  geriye doğru taradığımızda demek istediğim daha iyi anlaşılır. Bu kez hedefte Müslümanlar ve onların  kanatılmaya müsait zaaflı tarafları var. Sünnilik-şiilik ,Alevilik, vehhabilik ,selefilik ,haricilik  ,kur’an Müslümanlığı vs..

   İslam topraklarında kurulu stüdyolarda duruma ve şartlara göre, gündeme getirilecek  filmlere önce profesyonel  oyuncular  ve figüranlar  bulunuyor. Sonra aralarında oluşturulan nifak zemininde küçük büyük yaralar kanatılarak fitne ve nifak tohumları  zemini hazırlanmış gübrelenmiş topraklara ekilerek istenilen  vasıfta uzaktan kumandalı zombiler üretilerek Müslüman topluluklarının  içerisine daldırılıyor.

  Zemin zaten müsait. İtilmiş ,kakılmış,horlanmış ,hak ve hürriyetleri elinden alınmış , içinde birikmiş kinini kusmak  için canından başka bir şeyi kalmamış insanları  bu zombilerin elinde figüran olarak kullanıyor. Canlı bombalar ve intihar saldırıları buralarda yetiştirilen teröristlerden seçiliyor.

   Kapitalist mantık ,cepteki parayı çekerken nasıl bir taktik uyguluyorsa ,aynısını  ürettiği savaşlarda da uyguluyor.   Önce üretiyor. Sonra tüketilecek ortamı hazırlıyor  .

  Ne alçakça ve adice bir oyun.

  Kardeşi kardeşe,dindaşı  dindaşa,komşuyu komşuya kırdırmanın en ucuz maliyetli yolu. Üretim sırasında tüketecekleri her türlü malzemeyi de üreterek  oluşturduğu silah pazarında paraya çevirerek iki kere kazanıyor.,

  Müslüman toplumların oyunu görmeleri için uyanmaktan başka çareleri yok. Son  3-4 yıldır başımıza örülmeye çalışılan çorapların hepsinin sebebi bu uyanma ve uyandırmada oynadığımız rol.

  Korkuları ve kabusları olduk. Eskiden olsa işleri kolaydı.  Askerle mi yoksa siviller eliyle mi düzeltme yapılsın? Sadece buna karar vererek düğmeye basmaları  yetiyordu. Çünkü  halkımızı  düdük komutuna göre hareket eden koyunlar haline getirmeyi bir şekilde başarmışlardı.

  Şimdi mızrak çuvala sığmaz oldu. Millet ve devlet birbirine sırt sırta verdi ve araya insan ve cin şeytanlarını sokmuyor.

  Ne yapsalar yüzlerine gözlerine bulaşıyor . Büyük umut bağladıkları gezi olaylarında ,millet onları rezil etti.

  Mit tırlarında güya suçüstü yapıp dünya efkarında suçlu duruma düşürülerek ,terörizme yardım ve yataklık yapıyor hezeyanı ile  ağababalarına  yedirilecektik. Yüzlerine gözlerine dolandı.

  17-25 aralık  yargı darbesinde de  hayal edilen şeyi gerçekleştiremediler.

  Haziran 2015  seçimleri ile  garantiledikleri sonucu  Başkomutanın kararlı   duruşu  ters yüz edince ,geriye tek seçenekleri kalmıştı. Darbe. Bu devirde Türkiye de darbe ! Olacak şey değildi.

  Son şanslarını(!)  da 15 temmuzda kullandılar. Artık barutları yok. Üretilecek senaryoları da yok.   Şimdi de hayalleri ile üretilen senaryoların peşindeler . Rüyalardan medet umar oldular . Hurefelerin bini bir para….Ancak avuçlarını yalayacaklar.

 Donkişotun gölgesi ile savaştığı gibi gölgelerine  saldırarak kalan enerjilerini de tüketerek yok olacaklar.

  Bize gelince, devletine sahip çıkmış ve idarecilerini yamyamlara yedirmemiş bu gazi millete devleti her türlü yardımı ve desteği  kayıtsız şartsız vermeli.

  Önüne çıkartılan bürokratik engelleri asgariye indirmeli. Bu gazi millete güvenerek  omuz omuza maddi ve manevi kalkınmayı hızlı bir şekilde tamamlamalı.

  Halkımız ekonomik olarak zor günlerden geçiyor. Önündeki bürokratik engeller hafifletilmeli. Yeni ve büyük Türkiye  her yönü ile  gerçekleşmeli.

  Gerçekleşmeli ki, kimine ebabil kuşu, kiminin dişini sökecek demir bilye kimine ise anladığı dilden cevap versin.

   Bugünlük de bu kadar.

   Kalın sağlıcakla.

   KİTAP FUARI

    Kahramannaraşımızda bu sene 3 .tertip edilen  kitap fuarı 27 ekimde kitapseverlere kapısını açtı. 15  temmuz şehidleri ve Ömer Halisdemir anısına  fuarda  şehidlerimizle ilgili  seminerler ve sergilerinde olacağı için bu yönü ile ayrı bir önem arz ediyor.

  Büyükşehir belediyemize ve Türkiye yazarlar birliğine ve desteği olan diğer kurumlara teşekkür ediyorum.

  Kahramanmaraşımızın kurtuluşunun simgesi sütçü imamlara yeni sütçü imamların anısını tazeleyerek bu milletin neler yapabileceğini dost düşman tüm dünyaya duyuracağı için de bu fuar övgüyü hakkediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar