Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

     Keskin Sirke Küpüne Zarar Verirmiş

  Siyasi sayılacak hayatıma başlangıcım 1969 yılında ülkü ocaklarına intisap edişim ile başladı. 1969 yılına gelene kadar ki dünya ve ahiret görüşümü şekillendiren merhum babam olmuştur. Babamın tarihimize merakı ve yaşadığımız bütün acıları tahlil edişi ve neden ve nasıl olduğu hakkındaki tafsilatlı bilgileri bizlere vermesinin bu siyasi tercihimde etkisi büyük olmuştur.

 Kurtuluş yıllarının yokluk ve yok edilme kaygusunun yaşandığı ilk yıllarını yaşayan dedelerim ve onlardan dinledikleri ile kendini yetiştiren babamın bu konulardaki bilgisini bize aktarış şekli, bizim her ne olur ise olsun daima devletten yana olmamızı sağladığını düşünürüm. Kafkasya, balkanlar ve yakın ortadoğuda ki, özellikle milli sınırlarımız dediğimiz coğrafyanın bir kısmı kaybedişimizin bize yaşattığı büyük acının ailemdeki etkisi büyük olmuş, dedelerim bu kaybediş üzerine yıllarca üzülüp kafa yormuş ve elde kalanın da kaybedilme korkusu yüzünden tarihimizin en acı günlerini neden yaşadığımız üzerine kafa yormuşlar ve bizim de aynı hatalara düçar olmamamız için bu konuları aile içinde diri tutmuşlardır.

 Her güldüğümüz hadisenin sonunda bize nasihat edip bakın biz neleri nasıl kaybettik ile başlayan sözler yapılan ikazlar, bizi ailece birer keskin sirke küpüne döndürmüş, ablalarım ve kız kardeşlerim ve ben ilk okul yıllarından başlayarak, resmi yalan ile dolu tarihimize itiraz etmiş, o yıllarda bu halimiz ile arkadaşlarımızdan ayrılmış ve bazı zamanlar babamız hakkında işlem yapılmıştır. Fakat içinde olduğumuz ve dedelerimiz bizzat yaşadığı elim hadiseler ve ihanetler ve ihanetten daha büyük ihmaller neticesinde kaybedilenin vatan olması, ailece bu hususlarda yaşadığımız sıkıntılara dayanma gücü vermiş ve merhum Mehmet Akif’in dediği gibi daima hakkı tutmuş ve ayağa kaldırmaya gayret etmişizdir.

Aradan geçen yıllar içinde ticaret lisesi ve işletme fakültesi okumama rağmen, onbinlerce sahife tutan tarih, Türkoloji ve etimoloji ağırlıklı kitaplar önce evimizdekiler ile başlayarak elime geçmiş ve okumuş olmam dolayısı ile bu hususla ilgili yazı yazmak ihtiyacı hissetmeye başlamıştım. Belki sıradan bir tarihçi gibi olmam gerekir iken, Yıllarca kanımıza ekmek doğrayan ve avrupanın üstümüze saldığı terör örgütlerinden asala’nın, artık iyice açığa çıkması sonucunda adını pkk adı ile değiştirip, kardeşi kardeşi vurdurma yolunu kullanmaya başlaması ile, okuduğumuz kitaplar, yaşadığımız aile hayatımızın bize kazandırdığı arkaik diller ve bizzat elimizden alınmak istenen coğrafya içinde ki akrabalarımız ile yaşadığımız büyük sıkıntılar, tarih ve Türkoloji ve etimoloji alanındaki bilgi birikimimin işe yarayacağı bir alan ortaya çıkarmış oldu.

Artık bildiğimiz dillerin, tarih bilgimizin ciddi manada ülkemizin birliği için hizmet edebileceğim bir yol olduğunu anlamam ile, doğu ve güneydoğumuzda yaşayan insanları aziz Türk milletinden ayrı bir millet olarak tanıtan Hristiyan ve Yahudi dünyasının bu oyununa gerekli cevabı, ilmin ışığında vermeye karar verdim. Yazdığım binlerce sahife tutan ilk yazılarımı urfada yerel gazetelerde yayımlamaya başladım. Bu yazılarımı korkmadan yayımlayan gazeteci  Halil Çine beye teşekkürü bir borç bilirim. Arada geçen zaman içinde internetin dahada gelişmesi ise internet gazeteciliğide gelişince, 11 nisan adlı bir sitede bu yazılarımı, seyahat ve saha çalışmalarımı yayımlamaya başladım. Bu internet gazetesi içinde Müslüm Kırmıç beye borcum var.Yıllarca doğu ve güneydoğumuzda yaşayan Türkmen ve kuman boylu Türk aşiretlerinin ser encamını, bu günkü konuştukları kürtçe , arapça ve zazaca gibi dillerin oluşumu ve bu insanların bu dilleri hangi yoldan ve nasıl öğrenip, Türkçeyi nasıl unuttuklarını hem yazmaya ve hem de televizyon programı halinde çekimler yaparak tanıtmaya çabaladım.

Yörük obalarımız programının yapımcısı gazeteci ve yapımca gönlü büyük Ramazan Kıvrak beyimin yardımı ile urfa suruç’tan başlayarak urfanın en kuzeyinde mukim yaşayan Türkanlı aşiretinin köylerine kadar ulaşıp çekim yaptık. Bu çekimi başta Avrasya Televizyonu yayınladı. Daha sonra iki defa Tek Rumeli televizyonunda yayınlandı. Yıllarca Kürtçe konuşan Türkmenler adı ile, youtube’deiktidar muhalefet adlı kanalında merhum Sadi Somuncuoğlu bey aralıksız olarak yayınlamaya devam etti. Aynı yıllarda Dr.Faruk Atlı beyin ve eczacı aynı zamanda gönüllü tarihçi Murat Aras beyin baskı ve ricaları ile Maraş aksu televizyonunda gündüz saatlerinde yayınlandı. Gene bu konular üzerine soru ve cevap şeklinde olmak üzere adana merkezli Kent televizyonu yapımcılarından Abdurrahman Altıparmak kardeşimin daveti ile iki defa dilini kaybeden bu kardeşlerimiz üzerine program yapmak imkanı buldum.

Son yıllarda bu çalışmalarımı Gazeteci Mehmet Taş beyin internet gazetesi olan Maraş gündem ile Muttalip Akkuş beyin Anadolu press adlı sitelerinde yayınlamaya başladım. K.maraş televizyonunda sineğin sırtındaki kanatlar hakkında dahi program yapılmasına rağmen, ülkemizin birliği ve dirliği için yaptığım bu çalışmalar hakkında bir defa dahi hiçbir programcı tarafından davet almadım. K.maraş sütçü imam üniversitesinden dahi hiçbir panel ve oturum daveti almadım. Fakat bu süre içinde Gaziantep üniversitesinin daveti üzerine, Nizip kampüsünde öğrencilere ve akedemisyenlere doğu ve güneydoğu Türkmenlerinin yaşadığı büyük değişimin sebebleri üzerine seminer vermek üzere davet aldım ve bu davete Türk ocakları o zamanki başkanı, değerli araştırmacı Dr. Abdullah Tekinşen bey ile beraber katıldık. Soru ve cevap faslında soruları beraberce cevapladık.

Öğrencilik yıllarımda komünistlik üzerinden Türk milletinin manevi ve maddi değerlerine düşmanlık yapanların, asıl hedeflerinin eşitlik özgürlük v.s olmadığını, asıl gayelerinin üstü örtülü olarak bölücülük olduğunu merhum babamın tecrübeleri ışığında ifade ettim. Aradan geçen süre babamın haklı olduğunu ortaya koydu, eski solcuların nerede ise tamamının solcu olmayıp, asıl dertlerinin aziz Türk milleti, onun aziz dini islam ve vatanımızın bütünlüğünü hedeflediğini görmeyen kalmadı. Hala batı Anadolu da, ege sahillerimizde ve Trakya bölgemizdeki insanlarımızı aynı sözler ile kandırmaya gayret edildiğini üzülerek görmekteyim. Doğu ve güneydoğu Türkmenleri bu oyunu gördüler ve onlarca dernek kurarak devlete, kanaat önderi olarak muhatap aldığınız insanlar sizi kandırıyor, bu bölgenin gerçek sahipleri bizleriz, bizim devletimiz ile bir hesabımız yok demelerine rağmen Osmanlı devlet anlayışındaki şaşı bakıştan kurtulamayan devletlilerimiz bu sinsi oyunu görmeye yanaşmayarak, akil adam, kanaat önderi olarak görüştükleri insanların pkk bu bölge için ne istiyor ise aynısını islami kılıf içinde talep ettiklerini görmemeyi bu güne kadar becerdiler.

Sesimin devlet tarafından duyulmadığını görmek beni üzmektedir. Yüzlerce belge ile ve saha araştırması yaparak bunları kitaplaştıran büyüklerimizden habersizlikleri de üstüne eklenince ümitsiz olmasam da bende keskin sirke küpüne zarar verir sözümüzün etkisini yapmaya başladı. Televizyon kanallarındaki konukları ile, saatlerce futbol ve çeşitli dedikodular üzerine program yapanların bu hususlar için art niyetli olmasa da bilgisiz insanları davet etmeleri bende acaba bu insanları korkutan yazdığım konularmı dememe sebeb olmuştur.

Bu konulardaki yazılarımın sadece internet gazeteciliği ile bir netice elde etmeyeceği kanaatim oluştuğundan, bu vakitten sonra artık bu konularda yazı yazmamaya karar verdim. Rabbim aziz  Türk milletinin ve islam aleminin düşmanlarına fırsat vermesin. Her şey Rabbimin rızası içindi. Beni okuyan bütün okuyucularımı Allah’a emanet ediyorum. Vesselam. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar