Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

 İslam Tek Millettir, Küfür Tek Millet

Millet kelimesinin manası zaman içinde değişerek, Türkçe ulus manasına geldiğinden bu yana, millet kelimesinin muhtevasında ki değişiklik bize millet kelimesinin hatırlattığı ulvi değerleri de unutturmuştur. Millet kelime anlamı ile din demektir. Büyük mücahid ceddimiz, verdikleri kimlik belgelerinin, millet kısmına İslam yazarak gerçek manasını göstermiş idiler. O belgeler ile güney amerikaya göçen binlerce Osmanlı vatandaşı, aslen Türk olmadıkları halde, gittikleri yerde onlara, taşıdıkları pasaportlarında, ayyıldız ve millet hanesinde ise İslam yazması dolayısı ile el Türko demişlerdir. Bu hal onlarda ummaz bir Türk ve Türkiye sevdası meydana getirmiştir. Bu insanlar bu gün Türk milletinin gönüllü elçileri gibidirler.

Bu girişi neden yaptım derseniz, işte millet kelimesinin manasını unutmuş, Müslüman kardeşlerimize bunu hatırlatmak istedim. Tam da bu günlerde, Müslümanların bölüp pörçük olup, çeşitli adlar, mezhepler, meşrepler halinde elin keferesi tarafından kullanılıp suistimal edildiği, başsız kaldığını görürsünüz. Müslümanların bu dağınıklığına rağmen kefere daima islama ve müslümana karşı bir ve beraber olmuştur. Aralarında kanlı bir çok savaş olmasına, birbirlerinin neslini kurutmalarına karşın, mevzuu İslam ve Müslümanların katli olduğu zaman, aralarındaki ihtilafı bitirip, bize karşı daima birleştiklerini  görmüşüzdür.

Avrupa birliği, avrupanın maddi ve manevi birliği için kurulmuş olmasına rağmen, Avrupa dışındaki hristiyan topluluklarınıda çeşitli bahaneler ile aralarına almaları, bu kuruluşun Avrupa ile sınırlı olmadığını, tamamen bir hristiyan birliği şeklinde düşünüldüğünü göstermektedir. Türkiyenin Avrupa birliğine başvurması, bu birliğe girmek için kendisinden ödün vermesi bile onlar için kabul edilebilir değildir. Bunu defalarca göstermiş olmalarına rağmen, içimizde onlar namına mankurtlaşmış yeni nesil, bu puslu niyetlerini görmemiş, görmezden gelmiş, kendi içinde büyüyen İslam düşmanlığı için Avrupa birliğini kullanmak istemiştir. Avrupa birliğine uyum yasaları adıı altında çıkarılan bütün yasalar bizim örfümüze, dinimize ve usullarımıza ters olsa da kabul edilmiş ve onların bizim içimizdeki Truva atı olmuştur.

Son onbeş yılda,  yakın yüz yıllık tarihimizde ilk defa, islama saldırmayan, müslümandan yana tavır koyan, dünyadaki Müslümanları, sadece Müslüman oldukları için kardeş kabul eden, icraatları ile Müslümanlara umut olan bir yönetim ülkemizde neşv-ü nema bulmuş, işte önce aziz ve necip Türk milletine, ardından bütün alem-i islama huzur ve sükun geleceğini müjdelemeye başlamış iken, bu yönetime hem ülkemiz ve hem de ülkemiz dışındaki, Müslim görünenlerden, arkasından da açıktan gayrimüslimlerden saldırılar başlamıştır. Çeşitli badireler atlatmasına rağmen, yılmayan ve haklı davasından taviz vermeden yoluna devam eden bu yönetime karşı çeşitli saldırılar olmasına rağmen, son kertede, sistem  zaafları ile dolu bir geçmişi tamamen ortadan kaldırıp, Türk milletinin ve Türk milletine ümidini bağlamış bütün Müslümanların kurtuluşunu sağlayacak, sistem değişikliğini yapmak için çalışmalar neticeye bağlanmak üzeredir. Rabbim izin verir ise Müslümanların başındaki en az iki yüzyıllık, talihsizliği ber taraf edecek ve islamı tekrar olması gereken yere getirecek yolu açmak üzereyiz.

 Bu günlerde içimizdeki hainlerin birliğini görmekteyiz.Bu iç hainlerimizin isimlerini buraya yazarak onları dahada meşhur etmek istemiyorum. O hainler için yıllarca yazdım ve hepsi kimlerden bahs ettiğimi gayet iyi biliyorlar. İçimizde çeşitli isimler altında teşkilatlanmalarına rağmen, mesele Türk milletinin hayatına kast olduğunda birbirleri ile çekişmekten vazgeçip, sadece bize saldıranlara alışmış iken, üstüne Avrupa ve dünyada da aynı niyetlerini açığa vuranları görmeye başladık. Küfür tek millettir diyen hz. Peygamber efendimizi (sav) gayet haklı çıkartan gelişmeleri yeni nesil kendi gözleri ile görmeye başlamıştır.

 Kendi kendimizi yönetmek için yapacağımız referandumun, hiç te öyle görünmediğini, aslında Müslüman, hristiyan bütün milletleri ve devletleri ilgilendirdiğini gözü açık herkes görmektedir. Avrupa başta olmak üzere , islama hasım bütün devletlerin, bu referandumda, yerlerini aldıkları ve bizim iç meselemiz gibi görünen bu seçimin , aslında Müslümanların geleceğini tayin edecek kadar mühim olduğunu anlamış olduklarını görmekteyiz. Hükümetimizin son on beş yıllık icraatlarını gayet iyi anladıklarını 15 temmuz kalkışmasında, kendisini tankların altına atanlar kadar, o tankları kendi milletinin üstüne salanlarda biliyorlardı. 15 temmuzun ne getirdiğini biraz açmak için iki küçük örnek vermek istiyorum. 15 temmuz hadisesi sadece bizi ilgilendirse idi inanın hiç kimsenin umurunda olmayacaktı. Fakat  Kerkükten  ve Bosna hersek’ten ,yani bizden ayrı iki ülkeden arayarak, bizim diyanet işleri başkanımıza, başkanım sizin ve reisi cumhurumuzun emri üzere, minarelerimizden selalara başladık , başkaca bir emriniz varmı diyenleri, Türk kamuoyu yeterince anlamamış olabilir. Fakat elin gavuru, başkanım, başkaca bir emriniz varmı sözlerindeki gizli ve açık tabiiyeti, bir olmayı görmüş ve ürkmüştür. Nerede ise iki yüzyıldır bizden ayırmak için, kanımızı dökmüş, araya binlerce fitne koymuş olmalarına rağmen, hala bir başka ülkenin mensupları, bizim cumhurbaşkanımıza, başkanım, bizim diyanet işleri başkanımıza başkanım, başkaca bir emriniz varmı diyorlar ise, mesele bu devletler ile aramızda sınır olmasına rağmen, aslında tek devlet, tek millet olduğumuzu gösterir. Yani ingilizin kalem ile çizdiği sahte sınırların asla kabul görmediğini, nasıl kendileri yeri geldiğinde bize karşı tek millet iseler, Müslümanlarında aziz Türk milletinin gözünün içine baktığını, ondan ümitvar olduğunu, belki de ümidini hiç kesmediğin göstermiştir.

15 temmuz sabahı, sabahlara kadar, camileri doldurup dua edenler, gözyaşları arasında, binlerce kilometre uzaktaki Müslüman kardaşlarına dua edenler, Müslümanlarında tek millet olduğunu herkese göstermiştir de, sadece bizim içimizdeki  ismi Müslüman olanlar görememiştir. Peki, bu güne kadar adını dahi bilmediğimiz, haritada yerini gösteremeyeceğimiz, Afrika ve asya da yaşayan, inanılmaz bir şekilde bizim için dua eden, arakan Müslümanları, Afrika da başta Somali olmak üzere onlarca devlet, kardaş Türk cumhuriyetlerinde kalp gözü açık insanlar neden bize dua etmişlerdir. Bu insanların bildiği, fakat bir çoğumuzun bilmediği bir husus var ki, o da bu hükümetin, yıllardır bu mazlum insanlara bir şekilde yardım etmesidir. Tika, diyanet vakfı, çeşitli özel kurumlar vasıtası ile yıllardır, hem ceddimizden kalan eserler elden geçirilip açılır iken, hem ihtiyacı olan yerlere yenileri yapılmış, mazlumların yaraları sarılmış, yıllardır ihmal edilen ve unutulan insanları hatırlayan bir Türkiye ortaya çıkmıştır. İşte Müslüman olsun hristiyan olsun yeter ki insan olsun, her yere elinden geldiğince ulaşan, ulaşmaya çalışan bir Türkiyeyi, o  Türkiyenin yeni ülküsünü bu insanlar görmüşler ve ona göre tavır almışlardır. Mazlumlar ve Müslümanlar bize dua eder iken, zalimler ise artık Türkiyenin uyandığının, atalarından miras kalan işlerin ucundan tutmaya başladığının farkında olarak, açık ve gizli düşmanlıklarını her yerde göstermeğe başlamışlardır.

 Madem küffar, bize, islama karşı tek millet olabiliyor. O zaman sıra bizde diyen bir Türkiye, bu zalimlerin uykusunu kaçırmıştır. Dünya artık eski dünya değil diyen, mazlumlara gücünün dahi üstünde bir gayretle sahip çıkan bu hükümetin ve benzerlerini bir daha Türkiye’miz de görmek istemeyen iç ve dış düşmanlarımız el ele vermiş, her türlü fitne ve tuzak, terör ve iktisadi olarak saldırmaya başlamışlardır. Bilmiyorlar ki düşman ne kadar kavi ise, biz o kadar güçlüyüzdür. Rabbim bize yar ve yardımcıdır. Türk milleti kollarına bağlanan, ismi medeniyet, demokrasi, parlamenter rejim, modernlik, çoğulculuk, ne der iseniz, bunların tamamını kırmak azmindedir. Aziz ve necip Türk milleti, tek gaye olarak tıpkı ataları gibi, sadece ve sadece ilay-ı kelimetullah yolunda çalışmaya, bu yolda ki bütün engelleri kaldırmaya ve her ne inançtan olur ise olsun bütün mazlumlara sahip çıkmaya kararlıdır. Yanımızda olanlar ve karşımızda olanlar tercihlerini yapmışlardır. Bu yolda da tek güvendiğimiz güç, Hz. Allah (c.c) tır. Her şey rabbimin rızasını kazanmak içindir vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar